Hünkar beğendi, halkımızın damak tadına yerleşmiş bu toprakların sevilen yemeğidir. Yemeğin temeli közlenmiş patlıcanla yapılan beğendisidir. Hele mevsiminde çekirdeksiz etli bostan patlıcanıyla yapılırsa lezzetine doyum olmaz.
Peki, patlıcansız hünkar beğendi olur mu? Bir şeyler deneyebilirsiniz hatta moda deyimiyle "füzyon mutfak" tanımını da kullanabilirsiniz ama tabaktaki asla hünkar beğendi olmaz.
Ramazan günü oruçlu olanlar vardır, mutfaktan çıkıp sahaya inelim. Saha demişken futbol statlarından bahsediyorum. AKP'nin öğünme kaynaklarından biri de yaptıkları statlar. Onlar öğünüyor, taraftar dövünüyor.
Stad niçin yapılır? Taraftar için. Futbol bir seyir sporudur. Seyircisiz futbol olmaz. Sahada 22 kişi oynar, tribünde binlerce, ekranlarda milyonlarca kişi seyreder. Futbol izlemeyi sevenler bilir ki maçı statta izlemek bir başkadır. Stadın atmosferinde renktaşlarıyla birlikte izlemek keyif katar. Dünyanın her yerinde statlar yerleşim yerlerinin kalbinde yapılır ki, seyirciler yürüyerek ulaşsın, maç bitince de evine işine dostlarına çabuk kavuşsun. Yani stad seyirci için, taraftar tribünde maç seyretsin diye yapılır.
Yaptıkları seyircisiz füzyon statlardan gittiğim gördüğüm birkaç örnek vereyim.
Samsun'a stat yaptılar, neredeyse Çarşamba ovasında. Gitmek bir dert dönmek ayrı. Gidip dönmek maç süresinden fazla. Şehrin kalbindeki Giresun Stadı’nı yıktılar, yenisini Sivas yoluna yaptılar. Ulaş ulaşabilirsen. Alanya'da da aynısı. Yeni stad dağın başında. Bir gidiş bir geliş kaldırımsız yoldan stada ancak özel arabanla gidebilirsin. İki saat yürümeyi göze alsan, maazallah canın tehlikede. Maç öncesi taraftarlar belediyelerin kapısında otobüs dileniyor. Belediyelere ayrı yük.
İstanbul'da bunlardan önce futbol maçı için yapılmamış Olimpiyat Stadı da öyle. Stada ulaşmak ayrı dert, izlemek ayrı. Gidenler üşümemek için yazın bile çift kat giyiniyor, maçı seyretmek içinse dürbün kullanıyor. Bu sene yüz yaşını kutlayacak olan Karagümrük Kulübü’nü dünyanın en güzel semtindeki stadından "cadde stada çökebilir" diyerek zulümpiyat'a sürgün ettiler.
Karagümrük Stadı, 1920'lerde bostan olarak kullanılan bin yıllık Doğu Roma su sarnıcına semtin gençlerince yapılan İstanbul'un ilk futbol sahalarından biridir. 1940'larda tek parti döneminde Karagümrüklülerden gasp edilerek ismi değiştirilip yeniden yapılmıştır. Sahanın geniş kenarlarından birinde Fevzipaşa Caddesi altında tribün diğer yanında sarnıç duvarlarının üzerinde her nasılsa tapulandırılmış evler bulunmaktadır.
Namlı Karagümrük taraftarlarının yoğun baskısıyla maliyetini amacı spor tesisleri yapmak olan Spor Toto Teşkilatı’ndan karşılayarak inşaatına başladılar. Başladılar ama nasıl bir stad yapacaklarını gizliyorlar. Yapacağına güvenen projesini gizler mi?
Yeniden yapılmasında bir tarafı zaten cadde altında kalmış olan tarihi sarnıç duvarlarının ek bir zarar görebilmesi mümkün değildir. Yapılırken üstünde tapulu evler olan sarnıç duvarlarının kurallara uygun restorasyonunu sağlayacaklarını umuyoruz.
Mimaride esas olan yapının kullanım amacına uygunluğu ve kullanacakların yapıdan en fazla faydayı konforlu olarak alabilmesidir.
Futbol stadı yaparken hem seyirci sahanın her yerini rahatça görsün hem de uzun kenarda olan koltuklar daha pahalı satılabildiğinden profesyonel yapılan bu sporun masrafları çıksın diye tribünlerin çoğunluğu uzun kenarlara konur.
Yapılmakta olan stad bin yıllık sarnıcın içinde yer aldığından eni sadece 85 metre. Stada eskiden olduğu gibi ancak tek kenarda tribün yapılabiliyor. Doğru olan stadın kapalı tabir edilen tribününü zemininin de çukurda olmasının avantajıyla iki katlı inşa ederek biletli seyirci sayısını arttırmaktır. Ancak söylentilere göre iki katlı tribün yapmak yerine trafiği zor akan cadde kenarına dükkân yapıp sebeplenmek derdindeymişler. Dar yapılmak zorunda olan tribün tek katlı olursa UEFA normlarına göre protokole, basına, misafirlere ayrılan yerler çıktığında stadın esas kullanıcısı olacak seyircilere 8.050 kişilik dedikleri toplam kapasiteden ancak 300-400 kişilik yer kalır. Futbol bilgileri ve kültürleri olmadığından taraftarı ve seyircileri kale arkalarına atıyorlar.
Dünyanın en güzel semtinde seyircisiz ama dükkanlı stat yapmaya kalkışıyorlar.
Hünkar ne derse desin, patlıcansız beğendi, seyircisiz stad olmaz...
11 Mart 2026 - M. Şevket Atalay