Yıllardır ceket beğenmiyoruz. Klasik iki düğmelisinden memnun kalmayıp yerine üç düğmelisini deniyoruz olmuyor, tek düğmelisini deniyoruz, göbeği kapatmıyor. 2018'den beri kruvaze ceket giyiyoruz ama ondan da memnun değiliz.
Kruvaze ceketi önerip sırtımıza geçirenler bile yakışmadığının içinde elin kolun rahatça hareket edemediğinin farkına vardılar. Asıl niyetleri ceketsiz olmak olsa da şimdilik onlar da iki düğmelisine geçmeye gönüllü lakin hazır giyime alıştıklarından üstümüzdeyken pot yapan yerlere pense atılıp düzeltilmesini pek hoş karşılamıyorlar.
Ülkemizin yapısal sorunları olduğunu herkes söylüyor ama söyleyenler icraat makamına geçtiğinde sorunları çözemiyorlar. Yapısal sorun lafı beceriksizliğin güzel bir kılıfı olarak kullanılıyor.
AKP iktidarı, muhalefetin kendisi gibi belediyeler eliyle avanta (ya da başka bir deyişle sadaka) dağıtarak oy toplamasından rahatsız. Büyük musluğun yani devlet bütçesinin kontrolü yetmiyor, küçük musluğu da (belediyeleri) kontrolüne almak istiyor.
Bunun için yaptıkları çalışmalardan birinin de illerin sayı ve sınırlarını değiştirmek olacağını işitiyoruz. İl sayısını arttırarak hem yeni il yaptıkları yerlerde oylarını arttırmak hem de sınır oynamalarıyla seçmen dağılımını değiştirerek daha fazla belediye başkanlığı (küçük musluk) kazanmak derdindeler.
Niyetleri bozuk olsa da Türkiye'nin gerçek yapısal sorunlarından biri olan idari yapı düzeninin ele alınması yerindedir. İktidarın başka niyetlerle yapmaya çalıştığı idari yapı değişikliği konusunda muhalefetin bir çalışmasını ben duymadım. Umarım sessizce hazırlıkları vardır ve ilk seçimden sonra iktidar olduklarında öncelikle yapacakları iş bu olur.
Ülkemizin en büyük yapısal sorunu sırtımızdaki ceket (yönetim biçimi) değil, vücudumuzun şekli (idari) yapısıdır. Yıllar içinde uygulanan yanlış politikalarla iller arasındaki hem nüfus hem de gelir dağılımı düzensizleşmiş ve bozulmuştur.
Yönetimsel hatalar İstanbul başta olmak üzere bazı illerimizin iç göç nedeniyle taşıyamayacağı ölçüde büyümesini, bazı illerimizinse hem nüfus olarak hem de ekonomik olarak küçülmesini, neticesinde de gereksiz yere kaynak israfı oluşmasını doğurmaktadır.
Yüzölçümü olarak küçük ancak nüfus artış hızında ilk sıralara yerleşen Yalova ve köy iken ilçeleşen hatta neredeyse illeşen Tekirdağ'ın Kapaklı beldesinin sorunlarının mevcut idari yapı içerisinde çözülmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, büyükşehir yapılması Erzurum'un nüfus kaybetmesini önleyememiştir.
İller arasındaki bu eşitsiz gelişme kaynak israfının yanında seçim sistemi nedeniyle temsil adaletsizliği de yaratmaktadır. Küçük illerde nüfusa oranla çıkarılan milletvekili sayısı büyük nüfuslu illere göre kat be kat fazladır.
Bu nedenlerle ülkenin yapısal sorunlarını çözmeye gerçekten niyetliysek; İl İdaresi Kanunu, Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Köy Kanunu gibi idari düzen yasalarının yanında seçim yasaları da birlikte tek bir seferde ele alınmalıdır.
Muhtarlıklar Köy Kanunu kapsamında köylerde devam etmeli belediye sınırları içinde kalan şehir mahallelerinde yeni bir statü tanımlanmalıdır.
Merkezi bütçeden yapılacaklarla belediye eliyle yapılacaklar ayrıştırılıp netleştirilirken belediyelerin gelir ayakları da düzenlenmeli, belediyelere ayrılacak kaynaklar paylaştırılırken yarısı nüfusa göre yarısı da belediyelerdeki ruhsatlı anahtar sayısına göre dağıtılacak şekilde olmalıdır.
İl sayısının arttırılırken ilçe sayısının azaltılması il ve ilçeler arasındaki idari ilişkinin ve bu idari ilişki ile belediye görev ve yetkilerinin birbirini engeller değil tamamlar şekilde düzenlemesi kaynak israfını sonlandırırken, demokrasi için temsil eşitliği de sağlayacaktır.
Eyalet sistemine geçişe hazırlık olarak çıkarılan Büyükşehir Belediye Kanunu iptal edilirken Köy Kanunu ihya edilmelidir. Ülkemizde Büyükşehir niteliklerinde yönetilmesi gereken tek il İstanbul'dur. İstanbul için özel bir yasa çıkarılmalı ve kaymakamlıklarla ilçe belediye başkanlıkları iptal edilmelidir. İstanbul süresi sınırlı bir yasa ile nüfus olarak küçültülmeli, süre sonunda diğer iller gibi genel yasalarla yönetilmelidir.
Diğer bütün illerde merkez ilçe olmalıdır. Yaşadığım il Antalya'dan örnek verirsem; merkezde Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı ilçeleri yerine tek bir merkez ilçe kaymakamlığı ve tek belediye başkanlığı olmalı, Antalya Merkez Belediyesi Gazipaşa ilçesindeki kanalizasyonla ilgilenmek zorunda kalmamalıdır.
Özetle ceketten önce vücudumuzun şeklinin (idari yapının) siyasi iktidar hırsından uzak bilimsel verilere göre düzeltilmesi gerekmektedir. Vücudumuzu düzeltmeden hangi ceketi giyersek giyelim üstümüze uymayacaktır. En usta terziler cekete pens atsa bile, nafile...
08 Temmuz 2026 – M. Şevket Atalay