"Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca" desem, hemen "dondurma" yanıtını verirsiniz. "Dışı fıçı, içi turşu" desem, "limon" , "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane" dediğimde de "nar" yanıtı ezberinizde hazırdır.
Çocukken karşılaştığımız bilmeceler kolaydı. Büyüdükçe bilmeceler zorlaşıyor. Zorlaştıkça ezberlenmiş yanıtlar yetmiyor haliyle.
Sayın Cumhurbaşkanının önünde çözülmeyi bekleyen bilmece de öyle. Bir süredir doğum oranının düşüklüğüne bağlı olarak ülke nüfus artış hızının yavaşlamasından şikayetçi, ki haklıdır.
20 Kasım 2025 günü yaptığı konuşmada "geçtiğimiz yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz." diyerek durumun vahametini ifade etmiş.
Peki "çözmek için ne yapılacak?" sorusunun yanıtını da haliyle merak ediyor insan. Konuşmanın devamında "2022 verileriyle çalışmayan kadınların doğurganlık oranının 1,72 çalışan kadınların ise 1,38 olduğunu, şehirlerdeki erkeklerin çocuk bakımında eşlerine yardımcı olmadığını" belirtmiş. Yani şehirlerdeki erkekler çocuk bakımında sorumluluk alsalar sorun çözülecekmiş.
Sayın Cumhurbaşkanının bu verilerle bilmeceyi çözmesi zor, zira veriler işlenecek şekilde tasnif edilmeden kendisine verilmiş. 2024 hızını temel alıyorsanız bütün verileriniz o yıla ait olmalı. İki yıl öncesinin alt verileriyle 2024 yılının ortalama verisini bir arada kullanmaya kalkarsanız bilmeceyi çözemezsiniz. Üstüne üstlük sorunun tanımı için kullanılan veri, nüfus artışındaki düşüşü çözüme götürecek bir veri değil.
Hedefiniz nicelik olarak nüfus artışını incelemek ve çözüm üretmek ise bir kadının yaptığı ortalama sağlıklı doğum sayısını ifade eden doğurganlık hızı yerine, kaba doğum oranı denilen ve o yıl gerçekleşen doğum sayısının orta nüfusa olan oranını kullanmanız gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanının partisinin iktidarından önce 2002 yılında ülkemiz genelinde kaba doğum oranımız 1,86 idi. Bu oran yıllar içinde düşerek 2024 yılında 1,10'a kadar geriledi. Ancak bu rakamda tek başına bir şey ifade etmez. 2024 yılında Şanlıurfa'da kaba doğum oranı 2,49 iken Zonguldak'ta 0,69 olarak gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanınca dillendirilen yöntemle bakarsak ne diyeceğiz şimdi? "Şanlıurfalı erkekler çocuk bakmada eşlerine yardımcı oluyor ama Zonguldaklı erkekler eşlerine yardımcı olmuyor mu?" diyeceğiz.
Rakamlara birlikte bakmazsak çözemeyiz. Nüfus artışı sadece kaba doğum hızına veya kadınların doğurma sayısına bağlı olsa Şanlıurfa'nın nüfus artışında iller arasında birinci olması lazım. Oysa son on beş yılda kaba doğum oranında hep Türkiye birincisi olan Şanlıurfa nüfus artışında ancak beşinci sırada. Üstelik önündeki dört ilin hepsinin kaba doğum oranları ülkemiz ortalamasının altında.
Şanlıurfalılar illerinde doğuruyor ama yaşamıyor. Her yıl Şanlıurfa'da Şanlıurfa doğumluların oranı düşüyor. Sadece bu ilimiz değil, bütün illerimiz göç halinde. O şehirden bu şehre göçüp duruyoruz.
Son on beş yılda Türkiye'nin nüfusu yıllık ortalama %1,2 artarken, Yalova'nın nüfusu ortalama %3,47arttı. Ardahan'ın nüfusu ise %1,04 azaldı.
Bilmecenin çözümü ise erkeklerin eşlerine yardımcı olmamasında veya çalışan kadınların doğurmamasında değil. Çözüm ezberde değil bilimde, bilgiyi kullanmayı becerebilmekte.
Gazetelerin bulmaca eklerinin bir yerinde genellikle bulmacaların çözümü de yer alır. Ben size bilmecenin çözümün vereyim, gazeteyi ters yüz edip aramayın.
Halkımız doğduğu yerde doyamadığı için oradan oraya göçüyor. İnsanlar aş peşinde koşarken haliyle çocuk ikinci planda kalıyor. Bir de iç göçle illerin nüfusu kontrolsüz bir şekilde birbirinden dengesiz artınca kıt kaynaklar boşa harcanıyor.
İnsanları doğduğu yerde doyurursanız, tersine göçü sağlayıp lüzumsuz kaynak israfının önüne geçerseniz bilmeceyi çözersiniz. Gençler çocuk da yapar, kariyer de...
03 Aralık 2025 - M. Şevket Atalay