Ülke olarak "Varoluşsal Tehdit" olarak tanıladığımız sorunlardan kurtulabilir miyiz? Elbette kurtulabiliriz, tanısı yapılan, teşhisi konulan hastalığın tedavisi de mümkündür.

Varoluşsal tehditlerden dış göç için tedavi belli. Sınırların kontrolü ve bir şekilde sınırlarımız içine girmiş olan yabancıların ülkelerine veya kabul edilecekleri istedikleri bir yere gönderilmeleri tehdidi bitirecektir.

Sınırların kontrolü için yapılması gereken iş; Jandarma ve Sahil Güvenliği tekrar Milli Savunma Bakanlığına bağlamak ve sınır korumasını orduya yaptırmaktır. Jandarma iç güvenlikten çekilmeli ve daha önce çok kere yazarak önerdiğim "Kır Polisi" teşkilatı kurularak iç asayiş tümüyle İçişleri Bakanlığı bünyesinde sağlanmalıdır.

Sınırlarımız içinde olan sığınmacı, kaçak göçmen, mülteci gibi sıfatlarla bulunanlar maliyetine katlanılarak en çok iki yıl içinde ülkelerine gönderilmelidir. Maliyeti yüksek gözükse de Suriyelilerin ülkelerine dönüşü için harcanacakların bugüne kadar onlar için harcadıklarımızdan az olacağı kuşkusuzdur.

Cumhurbaşkanı’nın Sayın Esad ile görüşeceğini ısrarla açıklaması bu yöndeki niyeti ifade etse de Amerika ve İngiltere başta olmak üzere emperyal devletlerin bunu engellemeye çalışacağı açıktır. Rusya çoğunlukla olduğu gibi (bunun karşılığında vermiş olduğumuz tavizler yenir yutulur olmasa da) yanımızdadır. Suriyelileri ülkelerine gönderirken Suriye topraklarında bizim kontrolümüzde olan bölgelerdeki İŞİD artıkları ve ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) kalıntılarının başımıza bela olma tehlikesi de önemli bir zorluktur. Umalım ki Suriye ile olan görüşmeler sonunda İŞİD ve ÖSO artıklarını topraklarımıza almak zorunda kalmayız.

Ülkemizi yönetenlerin tehdit olarak algılamadıkları iç göçün ve kaba doğum hızının düşmesi tehdidi birlikte tedavi edilebilecek niteliktedir. Tedaviyi basitçe, insanların doğduğu yerde doymasını sağlamak olarak söyleyebilirim.

Son 5 yıllık ortalamada kaba doğum hızının en düşük olduğu ilçe ve beldelerde doğacak çocuklar için aile aynı yerde ikamet etmeye devam ettiği müddetçe çocuk sekiz yıllık temel eğitimi tamamlayana kadar her ay çocuk yardımı verilmelidir. Küçük bir örnek vermek gerekirse Zonguldak bu teşvikten yararlanırken Şanlı Urfa yararlandırılmayacaktır.

Yine, son beş yıllık verilerle nüfus artışının yüksek olduğu illerden nüfus artışının düşük olduğu illerdeki anne veya baba memleketine yerleşecek kırk yaş altı nüfusa da yeni yerleştikleri yerde ikamet etmeye devam ettikleri müddetçe on yıl yerleştikleri yerin nüfusunun küçüklüğü baz alınıp kademeli olarak her ay geri göç yardımı ödenmelidir.

Sahip olduğumuz bilgiyi kullanarak ilçe düzeyinde detaylandırılmış bir teşvik programını hayata geçirip üçer yıllık dönemlerle tabloları son beş yıllık duruma göre revize ederek yirmi yıl uyguladığımız takdirde varoluşsal tehdidin iç kaynaklı bölümünü de yok ederiz. Tedavi için yirmi yılı uzun bulanlar mevcut iktidarın daha uzun süredir iş başında olduğunu göz ardı etmesinler.

Böylece iç göç durdurulup nüfus artış ivmesi arttırılırken aynı zamanda kırsal nüfusumuzun oranı da artacağından planlı bir tarımsal üretim artışı da doğal olarak sağlanacak ve ülkemiz yeniden kendi kendini besleyebilen hale gelecektir.

Unutulmasın ki bilgi hep var ama yıllardır kullanılmadan duruyor. Ülkemizin temel sorunları için tedavi, bilgiyi kullanmaktan geçiyor.

Şimdi önemli olan bilgiyi işleyerek doğru tedaviyi uygulayacak nitelikteki kişileri iş başına getirmekte...

10 Temmuz 2024 - M. Şevket Atalay