Şiir dizesi gibi başlık ama anlatacaklarım şiirsel değil.

 

Hayatın doğal akışında doğum kadar normal yer alır ölüm. Ölen yakınınızsa elbette üzücüdür. Geçtiğimiz günlerde annem vefat etti.

 

93 yaşını bitirmek üzere olan annem Antalya'da vefat edince memlekette babamın yanına defnedelim diye düşündük doğal olarak. Antalya Mezarlıklar Müdürlüğü derhal uçakla nakil için gereğini yaptı ve öğlen olmadan cenazemizi uçağa koyup İstanbul'a gönderdi, biz de arabamızla yola düşüp İstanbul'a geçtik. İstanbul Havalimanı’ndan arayınca 20 dakika içinde İBB'nin aracı geldi. Buraya kadar her şey mükemmel işledi. Belli ki bu hizmet tüm ülkemizde yerli yerine oturmuş saat gibi çalışıyor. Bundan sonra yaşadıklarımsa bir kâbus filmi hikayesi.

 

İstanbul Havalimanı’nda gelen araca "evimizin Beylikdüzü’nde olduğunu, yakın bir gasilhaneye gitmek isteğimizi" söyledim. "Büyükçekmece gasilhanesinin küçük olduğu için dolu olabileceğini" söyleyip "Küçükçekmece gasilhanesine götüreceğini" söyledi, gecenin ikisinde "tamam" dedim. Küçükçekmece gasilhanesine bir geldik, morg dolu, 7-8 cenazeyi bekleme odasına koymuşlar, bana da "buraya bırakın hava soğuk bir şey olmaz" dediler. Ben itiraz edip "Kozlu'ya gidelim" deyince oraya gittik. Neyse ki Kozlu'da yer varmış, annemi morg dolabına koyabildik.

 

Cenazemi bırakırken görevliler "aile mezarlığımız Hasdal'da olduğu için işlemlerin evimin olduğu Beylikdüzü’nden yapılmadığını, Zincirlikuyu'dan yapılması gerektiği" konusunda birkaç kez uyardılar. Eve sabaha karşı beşte vardık.

 

Sabahın yedisinde görevlilerin uyarısına uyup evimden çıkıp İstanbul trafiğinde iki saatten fazla araba kullanarak Beylikdüzü’nden Zincirlikuyu'ya gittim. Oradaki görevliler 15-20 dakika içinde evrakları bilgisayara kaydedip tapulu mezarım için düzenledikleri defin belgesini "Hasdal'a götürüp mezar yerini göstermemi" söylediler, düştüm yola. Hasdal'daki görevliler beni görünce "niye geldiğimi, onların bilgisayardan görüp mezar yerini zaten kazdıklarını" söyledi, iyi mi?

 

Cenaze yakını olarak annemin naaşından sonra ben de İstanbul turumu Kozlu'da tamamlayıp öğlen saat bir buçuk gibi yıkama işlemlerine yetiştim. İyi ki "ikindi vakti" demişim, yoksa öğlene yetiştirmem imkansızdı.

 

İBB'yi yönetenler de İstanbul trafiğinden rahatsızdır biliyorum, şimdi kendilerine soruyorum.

 

Bu elektronik çağında cenaze nakil görevlilerinizin telefonuna bir uygulama yükleyerek en uygun konumdaki boş morgun nerede olduğunu bulup cenazeyi oraya yönlendirmek çok mu zor? 

 

İBB'nin yeni yönetimi seçildiğinde İstanbul'da cenaze koymak için kaç morg dolabı vardı, 2024'ün sonunda kaç tane var? Siz yakınınızın naaşını morgun bahçesindeki bekleme salonuna bırakır mısınız? Çok mu maliyeti var cenazeler için morg dolabı yapmanın?

 

Zincirlikuyu'daki görevlilerin yaptığını Beylikdüzü'ndeki görevliler bilgisayar ekranından yapamaz mı? Bu eziyeti cenaze yakınlarına niçin yapıyorsunuz? Hem cenaze yakınlarının acısını hem de trafiğin yükünü arttırıyorsunuz.

 

İstanbul'da 65 üstü yaşındakilerin nüfusa oranının ve ölüm oranının Türkiye ortalamasının epeyce altında olmasının sebepsiz olmadığını yaşayarak anladım.

 

Yaşanmış üzücü hikayeler yerine şiir tadında güzel günlerin olması dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun...

 

25 Aralık 2024 - M. Şevket Atalay