Yeni bir yıla daha girerken her ülkenin olduğu gibi ülkemizin de çözüm bekleyen sorunları var.

Çözüme ulaşmak için sorunu açıkça tanımlayıp soruyu net sormazsak, doğru yanıtı bulamayız. Türkiye'nin sorunlarını yanlış tanımlarsak dertlerimize çözüm bulamayız. Onun için önce sorunlarımızın tanımını dürüstçe ve bilimle yapmalıyız.

Ülkemizin temel sorunu ülke gelirinin bölüşümü sorunudur. Esas sorunumuz pastanın büyük bölümünün az kişi tarafından yenmesi sorunudur.

Sorunumuz pastanın tüm yurttaşlarımıza eşite yakın dağıtılmamasıdır. Pasta sistem ve sistemi yöneten iktidarca adaletli pay edilmemektedir. Ve pastayı paylaştıranlar paylaştırmayı bazılarının iddia ettiği gibi etnik kimliğe göre değil, yandaşlığa göre yapmaktadır. Bu yüzden ülkemizin ana sorunu etnik kimlik sorunu değildir.

Hiçbir ilimiz bölgesi nedeniyle diğer illerden daha az hizmet almamaktadır. İllerimiz arasında devlet hizmeti alma açısından büyük uçurumlar olduğu doğrudur, ancak bunun nedeni o illerin etnik kimliği değil hizmeti götürenlerin bilgisizliği, yetersizliği ve pastadan kendilerinin daha çok yeme isteğidir.

O yüzden bazı illerimiz nüfus kaybederken, bazı illerimizin nüfusu anormal artmaktadır. "Ülkenin nüfusu artarken bir ilin nüfusu niçin azalır?" sorusunun yanıtını araştırmak ve bulmak zorundayız. Etnik kimlik nedeniyle bazı yurttaşlarımıza eşitsiz davranılıyor olsa esas o illerin nüfusunun azalması gerekmez mi?

Oysa nüfusu en çok azalan illerimiz Ardahan ve Yozgat'tır. Bu illerimize etnik kimlik nedeniyle baskı mı uygulanmaktadır da nüfusları azalmaktadır? Bunu iddia edebilir miyiz?

Neden bu değilse niçin nüfusça küçülüyor bu şehirlerimiz? Acaba Ardahan ve Yozgat illerimizde kaba doğum oranı eksiye mi düştü de nüfusları azalıyor? Kaba doğum oranlarına baktığımızda Ardahan ilinden daha düşük 47, Yozgat ilinden daha düşük 35 ilimiz var.

Nüfusu en çok artan ilimiz Yalova kaba doğum oranında Yozgat'ın bir sıra üzerinde ve Türkiye ortalamasının altında. Nüfus artışında ikinci olan ilimiz Tekirdağ'dan daha yüksek doğurganlığa sahip 29 ilimiz daha var. Yani nüfus azalmasının iktidarın dediği gibi kadınlarımızın doğurganlığıyla da bir ilgisi yok.

Sağlık istatistikleri de eğitim istatistikleri de bu paralelde. İllerimiz arasında eşitsizlikte bölgesel veya etnik bir ayrımcılık yok. Yönetenlerin kolay rant yaratıp kısa sürede nemalanma isteği var. İş bilmezlik var.

Örneğin etnik kimlikçilere güzelleme yapmak için Büyükşehir Yasası çıkarıp toplamda 30 ilimizi Büyükşehir yaptılar. Sözde bu illerimiz cazibe merkezi olacaktı. Büyükşehir yapıldıktan sonra Erzurum ilimizin nüfusu bırakın artmayı, azalmaya başladı. Bu nasıl bir cazibe merkezi yapmaktır, anlayan varsa bana Bilal'e anlatır gibi anlatsın.  

Pasta Diyarbakır'da da Batman'da da Ardahan'da da Yalova'da da Yozgat'ta da İstanbul'da da adil dağıtılmamaktadır.

Yurttaşlarımızın neredeyse tamamı etnik kökenleri ve doğdukları yer nedeniyle değil, pasta adil bölüşülmediği için gelir sıkıntısı çekmekte, ayın sonunu getirememektedir.

Olmazsa olmaz olarak dile getirilen bölgesel yönetim isteği ise pastanın adil bölüşülmesini sağlamaz ama ülkenin bölüşülmesine yol açar benim güzel kardeşim.

Sorun ve gerçekler bu kadar açıkken bunun aksini iddia ederek etnik kimlik nedeniyle baskı olduğunu söylemek ve bölgesel yönetim istemek bölücülüktür.

Sorunu yanlış tanımlayanların bir bölümünün gerçek niyeti ise "barış, kardeşlik" laflarının arkasına saklanarak ülkeyi bölmektir.

Ülkenin ahir ekseriyeti gerçek sorunun ve gerçek niyetin farkına varmadığı müddetçe her yıl başı yaklaştığında paylaşım problemimiz çözülmeden yeni yıla devreder.

Yeni yılın ülkemizce doğru soruları sorup yanıtını bulacağımız, yurttaşlarımızın dedelerinin doğduğu toprakta doyacağı bir yılın başlangıcı olması dileğiyle, herkese mutlu yıllar...

 24 Aralık 2025 - M. Şevket Atalay