Deprem bahanesiyle İstanbul Fatih'te Hürrem Sultan'ın 1551'de yaptırdığı Haseki Hastanesi’ni beş yıl önce yıkıp, kadrosunu ve içindekileri kuş uçuşu 15 km uzaktaki Sultangazi'ye taşıdılar. Kuş uçuşu 15 km, İstanbul trafiğinde bir buçuk saat demektir. Çalışanları, takipli hastaların durumunu düşünmediler. Yıkmadan önce 2023’te yenisi açılmış olacak dediler, kapattıktan üç yıl sonra ancak ihale edip açılış tarihini 3 Eylül 2025'e uzattılar. Lakin bırakın iki ay sonra açılmasını, daha temelini bile atmadılar.
Fatihliler tedavi için İstanbul Üniversitesi bünyesindeki Cerrahpaşa ve Çapa hastanelerine gidiyordu. Cerrahpaşa yine deprem yapılandırılması nedeniyle kuşa çevrilmiş vaziyette. Çapa'ya ise günde altı binden fazla hasta gidiyor şifa bulmaya.
Şimdi de 1827'de kurulmuş ilk Tıp Fakültesi hastanesi olan Çapa'yı kuş uçuşu 30 km uzaklıktaki Esenyurt'a taşıyorlar. İstanbul trafiğinde bu üç saate denk geliyor. Protokol imzalamışlar, 2028 yılında inşaatı bitip açılacakmış. Haseki Hastanesi örneği ortada dururken inanır mısınız?
Bu iktidar geldiğinden beri Fatih'in nüfusunun azalması yetmedi, şifasını da azaltıyorlar.
Vatan Caddesi’nde kimsesizleri tedavi etmek amaçlı vakfedilmiş Gureba (kimsesizler) Hastanesini iktidarlarında özel hastane statüsüne soktular, parası olmayanı kapısından sokmuyorlar. Vakıf üzerinden sebeplenmek için müşterisini arttırmaya mı uğraşıyorlar diye düşünüyor insan.
Zannetmeyin ki deprem bahanesi sadece İstanbul'la ve sağlıkla sınırlı. Eğitim, kültür, akıllarına ne gelirse. Olduğunuz şehirde bir bakın sağınıza solunuza, göreceksiniz.
Mesela Bursa'da Çelebi Mehmet Lisesi vardı. 1906’da “Bursa Hamidiye Medrese-yi Muallimini” adıyla öğretmen okulu olarak yapılmış, Menemen'de şehit edilen Kubilay'ın da mezun olduğu liseyi 2019'da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıktılar. Tabi ki aradan geçen altı yılda çivi bile çakılmadı. Ne amaçla yıkıldığı, yerine ne dikmek istedikleri konusunda ise rivayetler muhtelif.
Yaşadığım şehir Antalya'da hedeflerinde. Antalya Arkeoloji Müzesini de deprem bahanesiyle yıkmak istiyorlar.
Hadi hepsine amenna da bir müze deprem bahanesiyle yıkılır mı?
Bakanlığın öncelikle kapalı olan 35 müzeyi onarıp açması gerekmez mi?
Antalya Müzesi binası elli yıllık, Louvre Müzesi binası 500 yıllık. Fransızlar eski müze binasını koruyup dünyanın en çok ziyaretçi alan müzesi yapıyorlar, bizimkiler müze ziyaretçi sayısını arttırmak için çalışması gereken Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle olanı da yıkmaya uğraşıyorlar.
Yerine yapacaklarını söyledikleri binanın daha projesi bile ortada yok. İçindeki kültür hazinelerinin ne olacağıysa belli değil. Heykellerin bir top sahasına dizileceği söyleniyor.
Düşünsenize "Yorgun Herkül" kaptanlığında heykeller, Antalyaspor'la maç yapıyor. Başlama vuruşunu turizmci(!) Kültür Bakanı(!) mı yapar, ya da sizin aklınızdan geçen biri mi yapar artık bilemem. Ama iyi para kazanılır ha, benden hatırlatması. Şakaya vururken bile üzülüyorum.
Müzenin arsası emlakçı tabiriyle şehrin en kupon yerinde. Antalya'nın simgesi falezlerden sadece müze arsasının önüne gelen bölgenin SİT konumunu düşürüp, aynı adadaki meteoroloji binasını da deprem bahanesiyle yıktılar. Sırada yine aynı imar adasındaki Karayolları lojmanları var. Onu da hallettiler mi, tadından yenmez. Sultanlara layık bir lokma olacak vallahi.
Deprem bahane, rant şahane.
Ülkenin her köşesindeki bu deprem soslu lokmaları gözleri doymayanlara hala yedirecek misiniz yoksa boğazlarına mı dizeceksiniz? Karar vakti yaklaşıyor...
15 Temmuz 2025 - M. Şevket Atalay