Ülkemizde bilinmesi gereken bilgiler ya saklanıyor ya çarpıtılıyor ya da kuşa çevrilerek yayınlanıyor. Böyle olunca da bilim yapılamıyor.
Yayınlanan istatistikler genellikle 2002 ve sonraki yıllardan başlıyor, önceki yıllara ait verileri TÜİK kayıtlarında bulmak istisna. Bu gidişle kütüphanelerden geçmiş yıllara ait DİE kitapçıklarını toplarlar, karşılaştırma yapılmasın diye.
Özellikle toplum bilim açısından önemli olan bilgilerimizi tam olarak bilmiyoruz. Bütün araştırmalar için temel bilgi olan gerçek nüfusumuzu bile bilmiyoruz. Aslında devlet biliyor ama açıklamıyor. Türkiye'nin nüfusu olarak açıkladıkları sayı ülke içinde ikameti olanların sayısı. Bu sayıya yurt dışında olanlar, ikamet kaydı olmayanlar dahil değil. Her yurttaşın T.C. Kimlik numarası var da bunlardan hayatta olanların toplamı ile açıklanan rakam arasındaki fark nedir, bilmiyoruz. Bir yerde ikameti gözükenler içinde orada oturmayanlar da bir hayli fazla olmalı zira muhtarlıklar adresinde bulunamayan mahkeme tebligatlarına boğulmuş durumda.
Son senelerde doğum ve ölüm istatistikleri yayınlanırken önceki yıllar revize ediliyor, hatalar eksiklikler gideriliyor ama bu revizeler açıklanmış ülke nüfus rakamına işlenmiyor. Ülke nüfusu bir kere açıklandı mı tamam, Pi sayısı gibi sabitleniyor değişmiyor.
Ülkede kaç kişinin yaşadığını bilmeyince haliyle tüketim rakamları da doğru olmuyor. Geçen günlerde ulusal medyada haber vardı. Kişi başı makarna tüketimimiz 2013 yılına göre artmış. Yahu mübarekler neye göre hesapladınız? Bırakın gerçek nüfus bilgilerimizi o tarihten sonra ülkeye gelen ve yaşayan göçmen sayısı da belirsiz. Ben diyeyim 5 milyon, siz söyleyin 7 milyon. Bu insanlar makarna yemiyor mu? Neye göre hesaplıyorsunuz? Bu yüzden böyle haberlere inanmayın, yok kişi başı yıllık et tüketimimiz bu kadar, günde şu kadar yumurta yiyiyoruz, hepsi hayali.
TÜİK verilerine göre 2024 yılında ülkemizde ikamet eden vatandaşlarımızın %1,24'ünün doğum yerlerini de bilmiyoruz. "Yüzde 1,24'müş" deyip de küçümseyip geçmeyin sakın, bir milyondan fazla kişiden bahsediyoruz.
İllere baktığımızda ise Elâzığ’da yaşayanların %4,04'ünün, Ardahan'da yaşayanların %0,15'inin doğum yerleri belirsizmiş.
Doğum yerleri konusunda bilgi eksikliğimiz yaşlı yurttaşlarımızdan mı kaynaklanıyor, onu da bilemiyoruz. Zira Elâzığ 80 yaş üstü nüfus sıralamasında iller arasında kırk yedinci, Ardahan ise on beşinci. 80 yaş üzerinde en çok insanımızın yaşadığı Sinop ise doğum yeri bilinmeyen iller arasında Türkiye ortalamasının çok altında, ellinci sırada.
İstatistiksel olarak iller arasında böyle bir fark olabilir mi? Zannedersin aynı ülkenin değil ayrı gezegenlerin şehirleri.
Nasıl oluyor da Elâzığ ilinde doğum yeri bilinmeyenler Ardahan'dakilerden 27 kat fazla? Nerede doğdu bu Elazığlılar? Bilmiyoruz.
Bu bilgi çorbasından bilim üretmek mümkün olur mu? Olmuyor haliyle.
Bilim üretiminde ülkeyi yirmi beş yıl olmadan yüz yıl geriye götürmeyi başardılar. İşin garibi bunu nasıl başardıklarını onlar da bilmiyor.
Bizse hiç değilse bunu görebiliyoruz, bilebiliyoruz...
17 Kasım 2025 - M. Şevket Atalay