17 Ağustos 1999 tarihi, tarih oluyor.
Daha 1,5 yıl önce Kahramanmaraş ve çevresinde on binlerce insanımızı deprem nedeniyle kaybetmişken çeyrek asır sonra baştan savma bir kaç toplantı dışında yapılan etkinlik yok, medyada Dilan Polat'ın tahliyesi kadar yer bulamayan saniyelik haberler dışında hatırlanma yok.
Toplumun hafızası 25 yılla sınırlı olmalı. Yüreği yanmış olanlar dışında normal diyelim de, ya devletin hafızası nerede? Devleti yönetenler merkezi iktidarıyla yerel yönetimiyle aradan geçen sürede hafızalarını kullanıp ne çözüm üretip uygulamaya koydular? Kocaman laf salataları dışında hiç. Laf salataları maşallah tarladan toplanmış Langa hıyarı kadar, yapılanlarsa Çengelköy bademi tohumu kadar bile yok.
Hadi iktidarı anlıyorum, çözüm üretim uygulayacak kapasiteleri yok, malzemeleri yetersiz. Kapasiteleri olsa İstanbul Olimpiyat Stadının zemini patates tarlası gibi olur mu? Kapasiteleri zemini yeşile boyayıp görüntüyü kurtarmayı düşünecek seviyede.
Peki, İstanbul'u altı yıldan fazladır yönetenlere, hatta Türkiye'yi yönetmeye aday olanlara ne demeli? İBB deprem raporu hazırlamış depremin 25. yılında. Olanları özetleyip, topu merkezi yönetime atmış raporunda "hele siz şu kanunları, yönetmelikleri bir çıkarın bakın neler yapacağız" diyerek. Raporun en sonunda yer alan rapordaki ele avuca gelir tek cümlede "Bu nedenle bakış açısını tamamen afet ve deprem odaklı keskin tedbirlerle değiştirecek bir yeni yaklaşım gerekmektedir " demişler ama yazdıklarını idrak edememişler.
Yahu bırakın olacak depremi, deprem olmadan bile binalar patır patır çöküyor İstanbul'da. İBB' ye göre rüzgar esse devrilecek 1.556 tane bina varmış denetlenenler içinde. Neyi bekliyorsunuz, ölenlerin arkalarından cami avlusunda Fatiha okuyup oy devşirmeyi mi? Sizinde mi çözecek kapasiteniz yok?
Öyleyse, ben size bir çözüm önereyim. Büyükşehir Belediye Meclisinden yetki alıp bu binaları derhal rayiç bedellerinden nakden satın alın. Binalarda oturanlar bir ay içinde istedikleri yerde ev alıp taşınsınlar. Hatta İstanbul'dan memleketine gideceklere eşya nakliye yardımı da yapın. Böylece İstanbul'da İBB'nin 1.500'ün üzerinde su, elektrik, kanalizasyon altyapısı zaten olan kılcal deprem noktası olsun. Bu arsaları deprem sonrasına acil müdahale için hazırlayın. Hem o binalarda yaşayanlar deprem bile olmadan ölmesin, hem de deprem sonrası daha çok can kurtarılsın, kurtulanlarsa sağlıklı ortam bulsunlar. Depremin ilk yaraları sarıldıktan sonra yeniden inşa sırasında ister park yaparsınız, ister satarsınız sağlıklı konut yapımı için.
Şimdi "iyi güzel söylüyorsun da, para nerede?" diyenleriniz olacaktır. Para var benim boyun bağlı güzel kardeşim. Hem de on milyar dolardan fazla para var harcanacak.
Biliyorsunuz, Paris Olimpiyatları yeni bitti. İBB'yi yönetenlerde cümbür cemaat Paris'e gittiler, bilmem kaçıncı kez Olimpiyatların İstanbul'da yapılması için İstanbul'u tanıtmaya. İstanbul'a olimpiyat istemeye giderken kız istemeye gider gibi partinin genel başkanını da götürdüler, Ankara Belediye Başkanını da. Antalya Belediye Başkanını götürmeyerek ayıp etmişler. Öyle böyle değil gidenler. Partinin ilçe başkanlarını bile götürmüşler ama niyeyse emanetçi görüntüsü verilmeye çalışılan Genel Başkan tarafından atanmış olan partinin Gençlik ve Spordan sorumlu genel başkan yardımcısını götürmemişler Olimpiyat istemeye. "Partinin parasını harcıyorlar, seni ilgilendirmez" demeyin boşuna. Partinin kasasına o paralar devletin bütçesinden veriliyor. Yok, İBB bütçesinden harcanıyorsa özel jetlerin parası, hizmet bekleyen İstanbulluya yazık değil mi?
Kazayla İstanbul'un üzerinde kalsa olimpiyatlar, devletin bütçesiyle İBB'nin kasasından çıkacak para en az on milyar dolar. Madem bu kadar kaynağınız var deprem öncesi için harcayın, İstanbul'un yaşam kalitesini arttırmak için harcayın.
Deprem kapıya dayanmış, bunlar Paris'e gidip saçlarını tarıyor...
21 Ağustos 2024 - M. Şevket Atalay