Kimyasal bir birleşik olan sülfat gübre üretiminden şampuana kadar birçok üründe faydalı olarak kullanılırken, çözücü yıpratıcı olarak da kullanılabilir.

Betonla inşa edilmiş bir binayı sahibine hissettirmeden yıkmak istiyorsanız sülfat işinize yarayacaktır. Binayı devirmek için kepçe, kırıcı ve dinamite gerek duymadan sülfatla indirebilirsiniz. Yıkım biraz uzun sürer ama yıkımı sizin yaptığınız belli olmaz. Temeline ve kolonlarına sülfatlı suyu yavaş aralıklarla verdiğinizde betonu oluşturan çimento bozulacak ve beton çatlayarak demirlerde korozyon başlatacak ve zaman içinde bina kullanılamaz hale gelecektir.  

Bina yapıları fen bilimleriyle anlatılırken, sosyal bilimlerle tanımlanan birlikte yaşayabilme düzenleri toplumu tanımlar.

Toplumu bir arada tutan sınırlar değildir. Ortak kültür ve değerlerdir. Sosyal düzeni sağlayan organizasyon ve kurallar toplumdaki yaşamı düzenler. Toplum içindeki kişilerin organizasyon ve kuralları rızalarıyla kabul etmeleri aidiyet duygusudur. Kişiler bu organizasyon ve kurallardan uzaklaştıkça ortak kültür ve değerler anlamlarını kaybetmeye başlar. Ortak değerler kişi için değersizleşir aidiyet kalmaz ve sonucunda kişiler aynı sınırlar içinde yaşasa da toplum olmaktan çıkıp topluluk haline gelirler.

Aynı sınır içindeki kişilerin toplum olmaktan çıkıp, topluluk haline gelmesiyle sosyal düzenin tesisi olarak nitelendirilen devlet sınırları içinde hakimiyetini kaybeder. Aidiyet bağı hissetmeyen bireylerin çoğaldığı yerde sınırlar anlamsızlaşır ve yok olur.

1970’lerin sonuna kadar aynı kültürden beslenen ve ortak değerlere sahip olan toplumumuz ulusal egemenliğini devlet kavramı altında birleştirerek sağlıyordu. O yılları hatırlayanlar bilirler, hiç kimse birlikte yaşadıklarının etnik ve dini yapısını sorgulamaz ve sorun olarak görmezdi. Komşunun Türk mü yoksa Kürt mü olduğu ya da Müslüman mı Hristiyan mı olduğu önemli değildi. Aile içinde, mahalle içinde, ülke içinde ön planda olan sorgulanan ahlaki değerlerdi.  

Cumhuriyetin kuruluşuyla tebaa olmaktan çıkan kişiler kurucu akılla oluşturulan özgürlük ve eğitim ortamında devletine aidiyet hissederek sahip çıkan bir toplum haline gelmişti. Cumhuriyet döneminde doğanların çocukları devletin bilinçli ve nitelikli eğitim ortamında evlatlarını değerlerine sahip çıkan sorgulayan kuşaklar olarak yetiştiriyordu. Eğitim ve bilimin olduğu ortamda yetişen 68 ve 78 kuşağı sorgulamaya başlamıştı. Hem adil bir yönetim hem de uluslararası alanda ekonomik ve siyasi daha özgür bir ülke yaratmak fikri toplumun her kesiminde karşılık buluyordu.

Güçlenen Türkiye’yi ordularıyla yenemeyenler ülkemizi yıpratmak için ülke içinde   çıkarları zedelenen işbirlikçiler bulmakta zorluk çekmeden sinsi planlarını devreye soktular.

Bir betonu parçalamak istiyorsanız, sülfatlı suyu dökmeniz yeterlidir. Sülfatlı su betonun bir arada olmasını sağlayan çimentonun kimyasal yapısını bozarak dağılmasına neden olur.

Bir toplumu dağıtmak istiyorsanız, çimentosu olan ortak değerlerini çözmeniz gerekir. Ortak değerler ve kültür değersizleşirse toplumdaki kişiler birlikte yaşadıkları diğer kişilere ve toplumun organizasyonuna karşı aidiyetlerini kaybederler. Toplumun organizasyonu olan devletin temel değerleri isim, bayrak ve dildir. Bunlar aynı zamanda simgedir. 

1980 öncesinde niyetlendikleri ve 12 Eylül darbesiyle başladıkları süreç sonunda toplumumuzu oluşturan kişilerin önemlice bir bölümü için devletin simgelerinin değeri kalmadı. Bunun nasıl yapıldığını bundan önceki üç makalemde özetleyerek anlattım. Yapılanlarla sadece devlete değil, toplumun en küçük parçası olan aileye dahi aidiyet önemsizleşti.

Bina bugün depreme dayanaksız hale getirilmiş durumda. Binanın yerine arsasında ayrı kapılı yeni binalar hayali kurarak temeline sülfatlı su dökülmesine çanak tutanların farkında olmadıkları bir gerçek var. Hayallerindeki ayrı kapılı yeni binada yaşamak istedikleri kendi çocukları o binaya da aidiyet duymayacaklar. Yetişen nesile sülfatlı su değdi. Onlar için başka bir bayrak veya ana dil de aidiyet hissi uyandırmıyor. Artık toplum değil topluluklar…

06 Mayıs 2026 – Mehmet Şevket Atalay