Yazıyor, yazıyor...
Kanal İstanbul ÇED Raporu’nda Marmara Denizi’nin lağım çukuru olacağı yazıyor.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın projeyi okumadan ÇED Olumlu Kararı verdiği yazıyor.
Okumadan demekte ısrarcıyım, çünkü okusalar raporun aslında bir itirafname olduğunu görecekler.
Raporda Marmara Denizi’nde yaşamın olduğu üst 20 metrelik tabakanın kış aylarında 23 km2, yaz aylarında da 257 km2 olmak üzere her yıl 280 km2 küçüleceği yazıyor.
Marmara Denizi yaklaşık 11.350 km2 olduğuna ve azalma her yıl olacağına göre 40 yıl içinde Marmara'da canlı bir organizmanın kalmayacağı yazıyor.
Üstelik TÜBİTAK’ın 27.11.2019 tarihli yazısını da okumadan rapora eklemişler. TÜBİTAK uyarmış oysa. "Yapmayın" demiş. TÜBİTAK bunu derken oturmuş hesaplamış ve Kanal ile aslında bu kirlenmenin iki kat daha fazla olacağını bulmuş. Yani 20 yıl sonra Marmara Denizi’nin öleceğini yazmış. Sadece bunu değil, Küçükçekmece Gölü’nden çıkarılacak çamurun da Marmara Denizi’ni kirleteceğini yazmış.
Çevre Bakanlığı’nca ÇED Olumlu Kararı verilirken bu olumsuzlukların nasıl giderileceğinin hesaplanması ve bertarafının nasıl olacağının raporda gösterilmesi gerekirken, inceleme görevini yapmadığını da yazıyor.
Haliyle biz de soruyoruz güzel kardeşim.
Marmara Denizi bir iç denizdir ama Ege Denizi uluslararası bir yerdir. Marmara Denizi’nin bu ek kirliliğinin bir bölümünün Ege Denizi’ne akması doğa yasaları gereği kaçınılmazdır.
Başta Yunanistan olmak üzere Akdeniz'de kıyısı olan ülkelerin bunu kabul etmesi beklenemez.
Hadi diyelim ki, Marmara’yı gözden çıkardınız. İyi de uluslararası suları kirletmemek için ne yapacaksınız? Çanakkale Boğazı’na arıtma tesisi mi kuracaksınız? Boğazın en dar yeri 1,2 km, akıntı hızı ise 2,5 m/s olduğuna göre nerede hangi teknolojiyle arıtacaksınız kanalın getireceği ek kirliliği uluslararası sulara vermeden?
Marmara Denizi’nin tüm sahiline kolektörler yapılıp tam biyolojik arıtma yapılmazsa can çekişen iç denizimiz çevresinin evsel atıklarıyla ölüme yaklaşırken bir de Zihni Sinir projesiyle kirliliğini katlamaya kalkışmak akıl karı mıdır?
Marmara Denizi’nin "umut hakkı" yok mudur?
Sorun vatansa, Marmara Denizi vatanın bir parçası değil midir?
Marmara Denizi de gelip çözüm önerilerini Meclis kürsüsünden anlatabilir mi?
ÇED Raporu bunları yazıyor ama bizden başka Marmara Denizi’nin dertlerini yazan da pek olmuyor.
ÇED Raporunu kimse okumuyor ama hiç değilse bu satırları okuyanlar var.
Yılmadan usanmadan KANALİZASYON Projesini yaptırmamak için yazmaya devam...
20 Kasım 2024 - M. Şevket Atalay