Osmanlı Hanedanlığınca yönetildiği zamanlarda devlet idaresinde ne yapılacağı konusunda kararsızlık olduğu zamanlarda padişah akıl danışmak üzere Meşveret Meclisini toplarmış.
Karlofça Antlaşması’yla devlet Avrupa'da toprak kaybetmeye başlayıp, devletin idari yapısının yetersizliği gün yüzüne çıkmasıyla ve özellikle askeriye alanında Avrupa karşısında geri kalmasına çareler aramak gerekince, III. Ahmet devrinde başlayan reform denilebilecek çabalar, ulema ve yeniçerilerin alıştıkları devleti soyma düzenine çomak sokunca, “devlet parasının safahata harcandığı” dedikodularıyla padişahın tahttan indirilmesiyle sekteye uğradı.
Daha sonra, önce I. Abdülhamit sonrasında III. Selim reformlara devam edip, devlet çarkını işler hale getirmek için muhtemelen III. Ahmet'in başına gelenlerden de ders çıkarıp, hiç değilse yaptıklarına yeniliklere karşı çıkacak kişilerin önde gelenlerinin onayıyla yapılıyormuş süsü vermek amaçlı Meşveret Meclisi toplamaya başladılar.
Meşveret Meclislerinde alınan kararların hiçbiri tamamıyla yapılamadı ama yapılanlar kararlarda yazılmayan, öngörülmeyen sonuçlar doğurdu.
Günümüzde yine meşveret meclisi toplamaya niyetlenen ve her "hıyarım var" diyene tuzlukla koşan kendini bilmezler var.
Ülkemizin terör sorununu bitirmek için TBMM'de komisyon kuracaklarmış. Bu komisyon 100 milletvekilinden oluşacakmış. Komisyon çözüm bulacakmış o tanımlayamadıkları soruna.
Bunu söyleyenlerin ve tuzlukla bekleyenlerin TBMM İç Tüzüğü’nden ve kanunlardan haberi yok herhalde.
TBMM'de zaten 16 tane komisyon var. Bir tanesi Anayasa Komisyonu ve 27 üyeli.
İyi de 27 milletvekilini siyasi partiler olarak sizler içinizden seçip komisyona göndermediniz mi? Komisyon Başkanı olan kişi hem Hukuk Fakültesi hem de İlahiyat Fakültesi mezunu değil mi? Cumhurbaşkanıyla İBB'den beri birlikte çalışmıyor mu? Komisyon Başkanı ve üyeleri beceriksiz de bunların akıl edemediğini 100 milletvekili mi akıl edecek? Oldu olacak milletvekillerinin tamamını komisyon üyesi yapın. Genel Kurulda konuşun ne konuşacaksınız. Ama konuşacağınız oturumu TBMM TV'den canlı yayınlayın, bizler de duyalım ne yapmak istediğinizi. Tuzlukçular İmamoğlu davasının canlı yayınlanmasını isteyeceğine Meclisteki konuşmaların canlı yayınını istesinler.
Anayasa değişikliğine niyetliyseniz Anayasa değişikliği ve kanun önerilerini bu komisyona sunar tartışırsınız. Türk milleti de önerileri okur komisyon tutanaklarını takip eder, kimin ne yapmak istediğini öğrenir.
Ancak belli ki, iktidarda olanlar ne yapacaklarını pek bilemiyorlar. Oysa size bunu dayatanlar bebek katiline "Sayın" diyenler ne istediklerini gizlemiyorlar. "Dört parçalı Kürdistan" diyorlar, "diğer parçalarımızla birleşeceğiz" diyorlar, kulaklarınızı tıkayıp duymazdan geliyorsunuz.
Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, 300 yıl geriye gidip meşveret meclisi öneriyorsunuz. "Hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olur herhalde" diye topu taca atıyorsunuz. Bunun bir benzerini "Akil Adamlar Heyeti" ile denediğinizi ne çabuk unuttunuz. Ne oldu akil adamlarınızın önerileri? Niye yapmadınız aklı evvellerin akilane(!) önerilerini?
Aklınızı başınıza alın, Türkiye'nin monarşik bir devlet olmadığını Cumhuriyet olduğunu unutmayın. Cumhuriyete monarşi giydirmeye çalışmayın, yakışmaz, işlemez.
300 yıl öncesinde kalmış monarşi özlemiyle günümüzün sorunlarını çözemezsiniz, bölücü terörü bitireceğiz derken ülkeyi bölünmeye sürüklersiniz.
R. Tagore'nin bir sözü var. "Ulaşamayacağım şeyleri arıyor, istemediklerimi buluyorum."
Bu yüzden illaki meşveret yapacaksanız TBMM'de değil, emekli olup kahvede pişpirik oynarken yapın, tabi emekliler kahvesine girecek yüzünüz varsa...
03 Haziran 2025 - M. Şevket Atalay