Parti denilince aklınıza ilk ne geliyor?
Bir parti düzenliyor olsanız, akrabalarınızı arkadaşlarınızı hatta tanıdıklarınızı davet eder, birlikte eğlenirsiniz. Eğlenme amaçlı partiye katılanların cinsiyeti, yaşı, milliyeti, dini tercihi, siyasi görüşü önemli değildir. Düzenleyenin de katılanların da hoş vakit geçirmek dışında sonrası için hep birlikte bir şeyler yapma gayesi yoktur. Parti bitip çoğunluk dağıldığında belki birkaçı devamında başka bir yerde birlikte biraz daha vakit geçirirler.
Tabi ki bunlar lafın latife kısmı. Siyasi partiyle eğlence partisini karıştırmamak lazım.
Siyasi partiler; devleti yönetmek için ekonomi, toplum yapısı, dış politika gibi konularda düşünce ve hedefleri aynı olan kişilerce kurulan ve ortak hedef için hazırlanmış parti programı doğrultusunda yönetim tarafından karar alınarak çalışılan örgütlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kurulan partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 tarihinde parti tüzüğünü kabul ederek Halk Fırkası adıyla Atatürk önderliğinde kurularak günümüze kadar gelmiş bir siyasi örgüttür. Atatürk Sivas Kongresi’ni (4-11 Eylül 1919) partinin ilk kurultayı olarak ilan etmiştir.
Sivas kongresinde yani partinin ilk kurultayında oluşturulan programdaki alınan kararlara gelince;
Millî sınırlar içinde yer alan vatan parçaları bir bütündür, parçalanamaz.
Yabancı devletlerin manda ve himayesi kabul edilemez.
Her türlü işgal ve müdahaleye karşı millet topyekûn direnecek ve kendisini savunacaktır.
Kuvayi Millîye'yi tek kuvvet tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
Şeklinde özetlenebilir.
Temel kuruluş amacı; vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak için işgal ve müdahalelere karşı hep birlikte savunma önererek milli iradeyi hâkim kılmak olan bir partidir CHP. Bu partiye sonradan üye olanların ve yönetimine geçenlerin bu kurucu felsefeye karşı niyet ve eylemde bulunmaları kabul edilemez.
Elbette ki tüm vatandaşlar bu düşünceyi benimsemeyebilir. Ülkemizde 2. Dünya Savaşı sonrası çok partili siyasi hayata geçilerek günümüzde farklı düşünce ve hedeflerde kurulmuş fazlaca parti bulunmaktadır. Bugün devleti, cumhuriyet yerine başka bir sistemle çalıştırmak için uğraşan parti iktidardadır. Farklı düşüncede olanlar bu partilerde veya yeni bir parti kurarak ülkeyi yönetmeyi hedefleyebilirler.
Bir siyasi partinin şu veya bu, tek bir hedefi ve tek bir programı olur.
Siyasi partilerin görüş ve düşüncesi her ne ise açık ve net olmalıdır.
Partilerin farklı fikirde ve hedefe ulaşmada farklı yöntem kullanımında olmaları normaldir. Partilerin farklılıkları normaldir ama bir partinin içinde partinin temellerine aykırı düşünce ve eylemlerin birlikte olması anormaldir.
“Oy alacağız” düşüncesiyle görüş ve söylem bulanıklaştırılıp yalpalandığında hem hedefinizi hem de partinin kimliğini kaybedersiniz.
CHP’de son yıllarda yaşanan budur. “Oy alacağız” derken partinin kimliği silikleştirilmiş, hedef sadece “iktidara gelmek” yapılmıştır. Bu yolda partinin kurucu fikirlerine karşı olanlara kapı açılmış ve bu kapıdan girenler partiyi ele geçirmiştir.
CHP’nin kuruluş iradesinden farklı fikirlere sahip olanlarca ele geçirildiği ortadadır.
Garip olan; senelerdir CHP’nin içinde olup bütün olanlara seyirci kalanların, hatta çanak tutanların şimdi durumdan şikayetçi olup Yeni Parti kurarken aynı bulanıklığı kurdukları partiye taşımalarıdır. Laf olarak Halk Fırkası’nın devamı olduklarını onun kurucu mirasını taşıdıklarını söylerken mangalda kül bırakmayanlar, eylemde kurucu fikre aykırı düşüp Çözüm (Bölünme) Paketine yönetim olarak “Evet” demişlerdir.
Mecliste verilen oy, başkalarının ekmeğine yağ sürmemek için verilmez. Partinin iradesi ve düşüncesi doğrultusunda kullanılır. Hele konu ülke egemenliği ise.
Siyasi partilerin omurgası olmalıdır. “Onu darıltmayalım”, “aman şunları gücendirmeyelim” davranışları omurgayı skolyoz olmuş hale sokar, dik duramazsınız.
Fikrinin arkasında dik duramayanlar ise siyasi parti değil, ancak eğlence partisi düzenlerler…
26 Ağustos 2026 – Mehmet Şevket Atalay