Hukuk kavramının yerle yeksan olduğu günlerdeyiz. AKP iktidarının yönetimde zaman içinde giderek arttırdığı hukuk dışı uygulamaları artık ülkelerarası ilişkilerde de görmekteyiz.
İnsanlık tarihinin binlerce yılda geliştirdiği yasaların "işime yarıyorsa bir kereden bir şey olmaz" mantığıyla çiğnenmeye başlaması ülkemizi ve dünyayı tehlikeli bir noktaya getirmiş durumda.
Ülkelerarası ilişkilerde hukuk dışı durumlar tarihin her döneminde olsa da yüzlerce yıldır hiç bu kadar aleniyetle yapılmamıştı.
Amerika Devletinin başındaki kişi, günümüzden 800 yıl önce yaşamış olan Cengiz Han gibi davranıyor. Cengiz Han yaşadığı yılların oluşturduğu şartlar içinde kendi devlet çıkarlarını geliştirmek için çevresindeki bütün devletleri önce içindeki adamları satın alarak, olmazsa ordusuyla saldırarak ele geçirmiş ve yönetimlerine kendinden yana kişileri atamış, sonra o devletlerin askerlerini de kullanarak bir başka devlete saldırmış ve yayılmıştır. Cengiz Han tarafından tehdit edilen devletler içinde onun liderliğini kabul edip, topraklarını madenlerini hazinesini veren, askerlerini onun emrinde savaşa gönderen yönetimler koltuklarında oturmaya devam etmiştir.
Cengiz Han ömrü hayatına koca bir imparatorluk sığdırmış, ancak imparatorluğu "kimlik" kazanamadığı için ölümüyle birlikte parçalanıp yok olmuştur.
Tarihte bunlar olurken günümüzde görülüyor ki Amerika Devleti emperyal yapısını sürdürebilmek için Cengiz Han benzeri bir kişiyi yönetimine getirmiş.
Amerika Devleti varlığını sürdürmek için savaşmak ve emperyal davranmak zorundadır. Amerikalılar vardır ama bu topluluk "Amerikan Ulusu" olamamıştır. Tarihte bir ulusa ya da başka bir deyişle bir kimliğe dayanmayan devletlerin varlıklarını sürdürmesi zordur.
Lütfen, bu dediklerimi nasyonalist anlamda değerlendirmeyin. Amacım bir ulusun üstünlüğü iddiası değil. Amacım devletin (ve tabi devletin içindeki kişilerin ortak) bir kimliğinin olması gerekliliğine vurgu yapmak.
Türkiye Cumhuriyeti Cengiz Han'dan da önce ulus ve devlet kimliğine sahip ve yasaları olan bir devletti. Cengiz Han ile yaygınlaşan yasak kavramı, yasa kelimesi kökenli olup Türkçedir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yeniden yapılanan Türkiye Cumhuriyeti yapısını hukukun temel kurallarına dayandırarak ulus kimliği ile devlet olma varlığını sürdürmektedir. Kuşkusuz ki bu kimlik sadece millet kavramı içeren bir kimlik olmayıp yer aldığı coğrafya ile şekillenen bir kültür kimliğidir.
Etrafımızdaki yakın ve uzak emperyal güçler devletin tutkalı olan bu kimliği çözmek için uğraşmaktadır. Günümüzde devleti yönetenlerin yönetimdeki varlıklarını sürdürmek için önce hukuktan uzaklaşması ve devamında koltuk uğruna emperyal güçlere tavizler vermesi, devletimizin bütünlüğü için tehdit oluşturmaktadır.
Bunun yanında devlet kimliğinin çözülmesinden medet uman bazı ayrılıkçılar, yabancı emperyal güçlerle iş birliği yaparak bu coğrafyada yeni bir devlet kurma peşinde koşmaktadır.
Devleti yönetmeye talip olan muhalefet partileri öncelikle devletin bütünlüğü ve yasaların üstünlüğü konularında açık ve şeffaf olmalıdır. Bu saydıklarım siyaset gereği yumuşatılacak konular değildir.
Hiç şüphem yok ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da seçim günü geldiğinde yasa ve devlet kavramlarını düşünüp tercihlerini tarihten gelen kimlikleriyle yapacaktır...
07 Ocak 2026 - M. Şevket Atalay
