Okullarda yeni ders yılının başlamasının üzerinden biraz zaman geçti ve ders yılı başlarken atılan nutuklar unutuldu.
Türk toplum yapısına pek uymayan bir şekilde oluşturulan ara tatilin ilki yine 10 Kasım haftasına denk getiriliyor ne hikmetse. Eğitimin niteliğini düzeltmeyi beceremeyen iktidar toplumun değerlerini bozmak için elinden geleni yapıyor.
Niteliği göz ardı edip nicelik konusunda böbürlenip duruyorlar. "Şu kadar derslik yaptık, sınıflardaki öğrenci sayısını azalttık" diyorlar.
İlk öğretimin birinci kademesi olan ilk okullarda rakamlara baktığımızda en azından fiziksel nicelik anlamında bir başarı gözüktüğü söylenebilir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın derslik ve öğrenci sayıları istatistikleri 2012 yılından başlayıp 2023 yılında bitiyor.
2012 yılında Türkiye ortalamasında bir derslikte öğretim gören ilkokul öğrencisi 23,81 iken 2023 yılında 20,76'ya düşmüş. Yani bu sürede derslik başına öğrenci sayısı 3,05 çocuk azalmış. Türkiye ortalamasına baktığımızda sevinilecek bir durum.
Durun, hemen "sende mi iktidar yanlısı oldun?" demeyin. İktidar yandaşları da peşin sevinmesinler. Cumhurbaşkanının deyimiyle "turpun büyüğü heybede." Heybeden çıkarıp açıklayayım.
MEB istatistiklerine göre derslik sayısı %15,72 artarken, öğrenci sayısı %0,9 artmış. Halbuki aynı sürede TÜİK istatistiklerine göre nüfusumuz %12,89 artarken ilkokul çocuklarının olduğu 5-9 yaş grubunun nüfusu %6,62 artmış. İlkokul çağındaki çocuk nüfusu %6,62 artarken, öğrenci sayısı artışının %1'in altında kalması mümkün mü? Üstelik arada geçen sürede "Suriyeli sığınmacıların" çocuklarının bizim okullarımızda okuduğu ve MEB öğrenci sayısına dahil olduğu düşünüldüğünde iki kurumdan birinin rakamlarının yanlış olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Dikkatle incelenmesi gereken esas konuysa iller arasındaki uçurum. 2012 yılında Kırşehir derslik başına 11,53 öğrenci ile en iyi durumdayken, İstanbul'da bir derslikte 35,08 öğrenci okuyormuş. Kırşehir'le İstanbul arasında 3,1 kat fark varmış.
Aradan geçen zaman diliminde ülke toplamında derslik sayımız %15,72 artmış ama 35 ilimizde derslik sayımız azalmış.
Nüfus değişimleriyle birlikte derslik başına öğrenci sayımız ortalamada 3,05 azalmış azalmasına da 22 ilimizde derslik başına öğrenci sayımız artmış. En büyük iyileşme Van'da olurken, (12,71 öğrenci azalışı) en büyük darbeyi Tekirdağ yemiş. Tekirdağ'da derslik başına 4,55 öğrenci fazlalaşmış.
2023 yılına geldiğimizde derslik başına öğrenci sayısında Yozgat 9,86 öğrenciyle birinciliğe geçerken, Gaziantep 30,61 öğrenci ile en kötü duruma düşmüş. Bu verilere göre çocuğunuz okula başlayacaksa çocuğunuz iyi eğitim alsın diye sakın ola büyük şehirlere yönelmeyin, Yozgat'a yerleşin.
Eldeki bilgilere göre birinci ile sonuncu il arasında 2012 yılındaki gibi yine 3,1 kat fark var. Adaletsizlik duruyor, sadece iller değişmiş. Verilerde bir de ilçelere bakabilsek farkın daha da fazla olacağından şüphem yok.
Bu verilerde ikili öğretim yapılan sınıflar yok, özel okullardaki sınıf ve öğrenci sayıları belli değil, öğrencilerin uyrukları nedir öğrenemiyoruz.
Sorgulayalım, heybedeki esas turpu görelim.
Halbuki zorunlu ilk öğretimde çocuklarımızın; Türkiye'nin her yerinde sınıflarında aynı sayıda öğrencinin olduğu devlet okullarında okurken evlerine sabahın ve gecenin karanlığına kalmadan yürüyerek gidip gelebildikleri, sosyalleşebilecekleri ve sağlıklı beslenebilecekleri şartlara ulaşmak hayal değil sadece istek meselesidir.
Atatürk tarafından temelleri atılan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu yapabilecek kudrete sahiptir.
Bunları yapabilecek kadroların iş başına gelmesi içinse aday olanların öncelikle il ve ilçe düzeyinde bu ve benzer sorunları sorgulayıp yapabilecekleri konusunda somut çözümlerle halkı ikna etmesi gerekmektedir.
05 Kasım 2025 - M. Şevket Atalay
