MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, 2024 yılı Ekim ayında TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı ve kamuoyu tarafından beklenmeyen konuşma sonrası "terörün bitmesi" meselesi yaklaşık beş aydır gündemin başköşesinde.
Devlet Bey'in ateşlediği fitilin ucunu tutarak "mal bulmuş mağribi" gibi sahiplenenlerin soluklarının nerede tıkanacaklarını beklerken, terörü sonlandırmak kisvesi altında AKP döneminde daha önce başlatılan çalışmaları biraz hatırlayalım mı?
2006 yılında kurulan Ekopolitik Düşünce Merkezi kendilerini muhafazakâr niteleyen kurumun AKP ile organik bir bağı olmasa da koltuk teması hala devam ediyor. Bu kuruluş 2009 yılında kendilerinin tanımıyla "Türk-Kürt" meselesini çözmek için Profesör Vamık Volkan'ı ülkeye davet edip çalışmalara başlamıştı. Bu ekibe ve kamuoyunu yönlendirenlere göre sorun "bölücü terör" değil, "Türk-Kürt" meselesidir.
Profesör V. Volkan toplum psikolojisi alanında uluslararası bir üne sahip ve çokça çalışma yapmış bir akademisyen olarak biliniyor. Bu konudaki çalışmalarını "ağaç modeli" diye nitelendiriyor. Ağaç modeli; "ağacın kökleri soruna teşhis koymak, ağacın gövdesi tarafların diyaloga başlaması, dallar da bu diyalog neticesi oluşacak, şeklinde tanımlanıyor Vamık Bey tarafından. 2010 yılın Ağustos ayında T24 haber sitesine verdiği uzunca söyleşide bu günlerin geleceğini "Kürtlerin Öcalan'a danışmalarının serbest olması gerektiğini" belirtmişti. Kendilerince tarifledikleri kök sorun üzerinde gövdeyi inşa ettikleri görülüyor.
Ben size bu gövdede yeşertmek istedikleri dalları ve yaprakları, o söyleşide yer alan örnekten aktarayım. "Finlandiya uzun süre İsveç egemenliği altında yaşadı; dolayısıyla şimdi Finlandiya’nın batısında etnik İsveçli kişiler yaşıyor. Dil meselesinde şöyle bir yöntem izliyorlar: Eğer bir köyde, Finliler çoğunluktaysa, köyün ismi önce Fince, sonra İsveççe yazılıyor; eğer nüfus İsveçli ağırlıklıysa ters sıralama kullanılıyor. Bu yöntem, toplantılarda onaylanan bir tarifti.
Finlandiya’da, Türkiye’de olmasını tahmin etmediğim başka bir lisan seçeneği daha var. Tıp fakültesinde Başkan Fin, başkan yardımcısı da İsveç kökenli. Fakülteye giden de istediği lisanda eğitimi alabiliyor. Tüm bu seçeneklerin konuşulması lazım. Ağaç Modeli de zaten bu demek."
İyi de güzel kardeşim, diyelim ki punduna getirip referanduma sundunuz ve hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olup kabul edildi, sonrasında İstanbul Esenyurt'un bazı mahallerinde de sokak adlarını Kürtçe mi yapacaksınız?
Sizce ülkemizde terörün çözümü için geliştirdikleri bu ağaç modeli uygulanabilir mi?
Nihai hedeflerini fazla dillendirmeden yapmaya çalıştıkları beyhudedir ve hayaldir. "Bölücü terör" yapmaya çalıştıkları yöntemle çözülemez. Zaten niyetleri de terörü bitirmek değildir. Zira "diyalog" diyenler, sadece kendileri gibi düşünenlerle monolog yapıyorlar. Kendilerince "Türk" tarafı diye muhatap aldıkları kişiler Türk ve muhafazakâr olabilir ama bu Cumhuriyetin kurucu aklının temsilcileri değildir. Bu yüzden yaptıkları diyalog değil monologdur.
Devletin çarkından Ergenekon süreciyle çıkarılan Cumhuriyetin kurucu aklının günümüzdeki savunucuları geçen süre içerisinde devletten olduğu gibi hem kurucu partiden hem de siyasetten uzaklaştırılmıştır. Bırakın diyaloga çağırılmaları, fikirlerini kamuoyuna duyurmaları satın alınan hâkim medya aracılığıyla engellenmektedir. Ancak onların seslerinin ortalıkta duyulmaması Türk Ulusunun tepkisiz olacağı anlamına gelmez. Kimse boşuna heveslenmesin, yüz yıllık ağacın dallarının ve yapraklarının yaşam sesi duymak isteyenlerin kulaklarındadır.
Günümüzde şartlar ne olursa olsun biliyorum ki; Cumhuriyetin kurucu aklının diktiği ağaç yapmaya çalıştıkları bu aşıyı kabul etmez, toprağına da başka ağaç diktirmez.
İllaki "özerklik" yeşertmek isteyenler modelli ağaçlarını başka bahçeye dikmeleri gerektiğini eninde sonunda öğreneceklerdir...
12 Mart 2025 - M. Şevket Atalay
