ABD Venezuela’ya çöker. Küba, Grönland, İran… Ne varsa hepsine çökmek için gözünü diker. İsrail zaten haydut devlet olarak tescilli; neler yaptıklarını bilmeyen yok. ABD’nin çatlak başkanıyla kafa kafaya verip “bütün dünya bizimdir” havalarındalar. Haydutlukta sınır tanımıyorlar.
ABD’nin Maduro, Küba, Venezuela, Grönland üzerindeki baskısı sürerken şimdi İran için yapacakları gündeme geliyor. “Sırada hangi ülke var?” dedirtiyor. Haydut ülke konumuna yapılanlara dünya ülkeleri nedense sessiz. İsrail kan dökmeye devam ediyor. Trump diktatörlük havasında dünyaya gözdağı veriyor; çöktüğü ülkeler yetmezmiş gibi Grönland’ı alacağını sıkılmadan haykırıyor. Kısacası dünya ülkeleri diken üstünde. Rusya ayrı telden çalıyor; onlarla ortak yan sadece haydut devlet olmak.
İsrail, Somaliland’i ayrı bir yapı olarak tanıdı. O bölgede birçok devletin borusu öterken bu nasıl bir şey denilecek durumda. Ama o bölge Kızıldeniz’e çıkan ticaret gemilerinin güzergâhı, Aden Denizi ile bağlantılı. Yani İsrail bölgeyi “gırtlağından yakalarcasına” kontrol ediyor. Uzak ülkelerden gelen gemi taşımacılığını ve ticareti ele geçiriyor. O bölge eskiden beri İngiliz, Fransız vb. sömürge bölgeleri ama nedense bu patlak verince sesleri çıkmıyor. Demek ki bu işte bir iş var dedirtecek cinsten. Haydut devlet modeli dünya üzerinde uygulanıyor; her çöktükleri ülkenin minerallerine, petrolüne, bütün değerli şeylerine el koyarak haydutlukta sınır tanımıyorlar.
Kendilerini sözde medeni devlet diye yutturan bu haramilerin yaptıkları bitmez. Trump Venezuela’yı bombalıyor; Rusya ve Çin’in önünü kesme amaçlı saldırıyor. İran’a karışıp iç işlerine dil uzatıyor. Kısaca Netanyahu ile birlikte dünyaya gözdağı veriyor. Sanki bütün dünya onlarınmış gibi… Daha neler yapacakları bilinmez; bilinen ise hainlikleri, saldırıları ve darmadağın etmeleridir.
Bizde polemikler ve ülkedeki iç dinamiklerin kargaşası sürerken ülkemizin dışında ve etrafımızdaki olan biteni gözden kaçırıyoruz. Oysa Suriye ile sınırımızın hemen yanı başında kıyamet kopuyor. Savaşlar ve bombalarla o bölge yeniden bazı terör örgütü yapılanmalarına özerklik vaadiyle şekillendiriliyor. Perde arkasında ABD ve İsrail var. Suriye’de Esad gitti ama oraları berbat şekilde yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Yanı başımızdaki tehlike büyük. YPG-SDG giderek dibimize sokuluyor; Fırat’ın batısından sürülüp sınırımızın dibine itiliyorlar. Arkasında ABD-İsrail parmağı olan bu şekillendirme, BOP ve dört bölgeli özerk yapılarla “teröristan”ın kurulması hain amaçlıdır.
Sınırlarımızın yanı başında uluslararası bir oyun oynanıyor. Bu durum ülkemizin geleceği açısından çok vahimdir ve gerekenler yapılmalıdır. Danışıklı dövüş hep aynı: önce terör unsurları bölgeye sürülüyor, katliamlar yapılıyor; sonra sözde kurtarıcılar gelip “kurtardık” masalıyla o bölgeyi işgal ediyor, istedikleri şekilde düzenliyorlar. Emperyalizm-siyonizm destekli hain gidişat denilebilir.
Evveliyatı hatırlayalım: Akçakale sınır kapımızın hemen yanı başındaki savaşta IŞİD ve PYD çatışıyordu. Oralarda Kürt ve ABD bombardımanı (koalisyon güçleri) Tel Abyad ve civarını yoğun şekilde bombalıyordu. O dönemlerde bölgede yaşayan Arapların ve Türkmenlerin çok ağır darbeler aldığını, mağdur olduğunu görüyorduk. Yoğun kaçışlarla ve göç dalgası altında ülkemize geliyorlardı, hatırlayın.
Aslında Suriye’nin kuzeyini Türkmenlerden temizlemek için danışıklı dövüş bir senaryoydu. Önce IŞİD bölgeye sürülüyordu; ağır katliamlar ve tahribat yapıyordu. Sonrasında “koalisyon güçleri” denen emperyalist birlikler tarafından bombalanmaya başlanıyordu. Sözde kurtarmak adına Kürt terör grupları oralara yerleştiriliyordu. Bölgedeki istedikleri coğrafi şekillendirmeyi uyguluyorlardı. Türkmenler tarafından boşalan yerlere YPG-SDG ve diğer terör grupları yerleşiyordu. Şimdilerde ise oradaki bölgede diğer terörist özerk yapılarla konuşlanıp senaryonun devamı için savaşıyorlar. Senaryonun devamı ise BOP’tur; gidişat öyle.
Kuzey Irak’ta uygulanan senaryolar ile aynı olan Suriye’deki bu uygulamayla bölge tamamen Kürt bölgesi oluyor. Ne hikmetse terör örgütlerinin saldırdığı bütün bölgeler Türkmen bölgeleridir. Oralarda büyük bir etnik kıyım uygulanıyor. Hâlen de İsrail-ABD başı çektiği şekilde bölge dizayn ediliyor. BOP planı adım adım uygulanıyor.
Oluşturulan bu üç ayrı parça halindeki kanton bölge tamamen terör hakimiyeti altına girdiğinde denize açılacak bir kapı üzerinden yönlendirilip Lazkiye kenti (İskenderun’a çok yakındır) üzerinden denize açılacak Kürt kanton bölgesinin kurulması amaçlanıyor. Aslında Kürtler piyon; asıl amaç BOP.
BOP projesi kapsamındaki oyunlar ve yapılanlar gösteriyor ki denize açılacak büyük bir koridor oluşturuluyor. Olası bir petrol boru hattının da bu bölge üzerinden denize ulaştırılması söz konusu. Çeşitli Kürt terör grupları da bu projede uzaktan kumanda ile taşeronluk görevini yapıyor. Şimdi sırada Somaliland üzerindeki oyunlar var. Aslında hepsi birbiriyle bağlantılı hain projedir.
BOP kapsamındaki yapılması planlanan ve dört parçadan oluşturulması düşünülen Kürdistan’ın iki parçası bu bölgede oluşturulmuş olacaktır. Diğer iki parça için ise göz dikilen yerler bizim ülkemiz ve İran’dır. Aşağılık emellerine ulaşmak için iğrenç senaryolarına karşı çok dikkatli olunmalıdır. Devlet olarak gereken tedbirler alınmalıdır. Aslında bu büyük İsrail projesidir ama farklı empoze edilerek dünyayı uyutma şeklinde sinsice yürütülüyor.
Terörist unsurlar ön saflara sürülerek asıl amaç ve olaylar perdelenmektedir. Açıkça söylemek gerekirse sınırlarımızın hemen yanı başında uluslararası bir oyun oynanmaktadır. Adım adım da bu oyunun gerçekleşmesine dönük entrikalı işler, danışıklı dövüş saldırılarla, terör tarzı senaryolarıyla ilerliyorlar. Aslında büyük İsrail ama sözde “teröristan”ı oluşturma yolunda ilerliyorlar.
Asıl amaç Suriye’de Kürt kanton bölgesini oluşturmaktır. Aynı oyunları Irak’ta da yapmadılar mı? Ülkemizin dört bir yanında ABD üsleri var. İsrail, Yunanistan… Hepsi birlikte etrafımızda hain bir çember oluşturmuşlardır.
Ülkemizin Lozan ile çizilmiş sınırlarına göz dikerek her türlü kirli emellerini uygulamalarına ve parçalama, bölme planlarına karşı uyanık olmalıyız. Gerekenler yapılmalıdır.
Atalarımız boşuna “Su uyur, düşman uyumaz” dememişler. Görüldüğü gibi dört bir yandaki düşmanlarımız da hiç boş durmuyor. Adım adım kirli emellerine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar.
Sınırlarımızın hemen yanı başında oynanan bu oyunlara ve yaşanan kirli savaşlara karşı bütün tedbirler alınmalı, gerekenler yapılmalıdır.
Haydut devletler hiç boş durmuyor; adım adım dünyayı ele geçiriyorlar.