“İzmir’in dağlarında çiçekler açar” diyerek yıllardır bildiğimiz bu marş artık maalesef bizlere üzücü bir şekilde İzmir’in bütün yanan ormanlarını ve dağlarını hatırlatıyor ama kimse şunu unutmasın ki, “çıkmadık canda umut vardır” derler ya o hesap el birliği ile o yanan yerler yeniden ağaçlandırılacak, gerekirse topyekûn seferberlik yapılıp bütün yanan yerlerimiz yeniden yeşillendirilerek doğal güzelliklerine yeniden kavuşturulacaktır, inanıyorum.
İzmir, ülkemizin batıya dönük modern yüzü olarak bilinir. 9 Eylül tarihi ise İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunu anlatır bizlere, bu yılda bu güzel şehrimiz düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünü coşkularla kutlayacak, bütün dünyaya haykırıp ülkemizin ve İzmir’in kurtuluşunu unutan bütün taş kafalılara hatırlatacaktır, esaret zincirlerinin nasıl kırılarak bütün düşmanlarla nasıl bir mücadele verilerek hürriyet meşalesinin yakıldığını yeniden ve büyük bir coşkuyla haykıracaktır.
Asırlar boyunca Anadolu’muzun her köşesinde olduğu gibi Ege’nin beşiği İzmir’imizde de çeşitli medeniyetler yaşamış, uluslar, savaşlar, farklı dinlerle ve kültürlerle zenginleşmiş, harmanlanmıştır ve zaman yolculuğundan günümüze süzülerek her karış toprağında derin izler bırakmıştır. İzmir’imiz de ta antik çağlardaki tarihten günümüze kadar birçok kültüre de ev sahipliği yapan bu güzel kentimiz, eski adı ile Smyrna olan bu günkü güzel İzmir’imiz çağdaş ve demokratik duruşuyla, çok sesli yapısıyla hep ilklere sahne olmuş güzide bir şehrimizdir. “Güzel İzmir” diye bilinen bu kentimizi anlatmaya kitaplar yetmez.
Tarih boyunca hiç bir kente verilmeyen bir isim olan “güzel İzmir” ya da” İzmir gibi güzel” sıfatıyla birlikte anılmıştır.
İzmir’de doğu ile batı kültürünün birbirine merhaba dediği, kültürel ve doğal zenginliğin antik dönemlerde başlamış olan zaman yolculuğundan günümüze kadar gelebilen değerleri görülşebilmektedir.
Asırlar boyunca bilime, sanata, mimariye, edebiyata, felsefeye, tıbba, mühendisliğe yön veren yıldızların çekim merkezi olmanın onurunu da yaşatmış olan güzel ve başı dik kentimizdir İzmir...
Dünya tarihine damga vurmuş Homeros burada yaşamış, uygarlığın en önemli buluşlarından biri olan parşömen Bergama’da keşfedilmiş, tarihin ilk kent plânı İzmir’de uygulanmış, psikiyatrinin ilk adımları hekim Galenos tarafından burada uygulanmaya başlamış, denizler ötesi ilk ticaretler bile antik Limantepe (Urla) ve Foça (Fokai) döneminde başlatılmıştır. Dünyanın yedi harikasından biri ise Selçuk’ta yükselmiştir, Hristiyanlığın kilometre taşı olarak kabul edilen yedi kilisenin üçü de, kutsal kabul ettikleri Meryem Ana da İzmir’dedir… Tarihsel anlamdaki daha sayılamayacak birçok değerleri olan bu kentimizi anlatmaya satırlar ve kitaplar yetmez…
Kısaca, çağlardan bu yana biriken bir çok kültürlerin o baş döndürücü kokusu sinmiştir bu güzel ve alımlı kentimize.
Yedi düvelin bir olup güzel yurdumuza göz diktiği ülkemize, düşmana ilk kurşun buradan sıkılarak hürriyet ve bağımsızlık mücadelesinin fitili ateşlenmiştir, düşmanlara karşı milletçe verilmiş onurlu bir mücadele ile esaretten kurtuluşun asil bir simgesidir İzmir. Direnişin, esarete başkaldırışın, vatanını işgal edip göz dikenlere sıkılan “ilk kurşun”un asaleti vardır bu kentte…
9 Eylül yeniden doğuşun şanlı bir tarihidir, İzmir’in de küllerinden yeniden doğuşunun gurur günüdür…
Her yıl yapılan coşkulu kutlamalar, törenler ve duygusal anlarla yüreklerde bu gururu yaşatan güzelim şehrimizde güzel duygular, yüreklerdeki çırpınış, kelimelerle anlatılamaz, sadece yaşanır…
Onun içindir ki hep dillerde ”İzmir anlatılmaz, yaşanır” diye söylenir.
Burası medeniyetlerin kucaklaştığı, dinlerin, dillerin ve renklerin harmanlandığı bambaşka bir şehirdir. 8500 yıl öncesinden bu yana taşıdığı değerlere sahip çıkan, çağın getirdiği yeniliklere uygarca uyum sağlayabilen barışçı, neşeli, modern ve kültürlü insanların yaşadığı bir şehirdir İzmir.
Güzel İzmir’imiz bir bütün olarak çok farklı bir kenttir, insanlarından tutun da kentimizle özdeşleşmiş Gevreği, Çiğdemi, Boyozu, Midye Dolmasından tutun da her türlü nefis yemeklerine kadar, davranış şekillerinden bütün alışkanlıklarına kadar çok farklı olduğunu düşündüğümüz “kentlilik bilincine” sahip örnek olabilen bir şehrimizdir…
Medeniyetin ve demokrasinin ön yüzü, buğulu sevdaların kalesi, kardeşliğin dayanışmanın simgeleşen ismidir İzmir ve bütün yapılan güzellik yarışmalarında parlayan güzellik kraliçelerinin zarafetidir İzmir...
İzmir “yaşayan şehir ve yaşanılacak şehir” olarak hafızalarda kazınmış adı ile gönüllerdeki tahtını kurmuştur.
Bilinen bir sözdür kısacası İzmir, anlatılmaz, yaşanır..
Ama maalesef son yıllarda giderek kan kaybedercesine geriye doğru bir gidişatın içine sürükleniyor.
Değişen toplumsal alışkanlıklar, kültür seviyelerindeki dejenerasyon, eğitimsizlik, cehalete dayalı olaylar, atraksiyonlar, bilgisizce yapılan saçmalıklar, ağırlaşan hayat şekilleri, kültürsüzlükle bağdaştırılabilecek davranış modelleri, yozlaşmış karakterlerin çıkardığı tüm olumsuzlukları da artık sıkça görüyoruz..
Toplu taşım araçlarındaki davranışların bile bu kötü gidişatta nerelere vardığımızın bir ispatı değil midir? Umumi ulaşım araçlarında rastladığımız, saatlerce yüksek sesle telefonla konuşarak geyik muhabbetinden tutun da, yaşanan çirkin sataşmalar ve kavgalara, otobüslere, metroya iniş binişlerin bile sırasını, usulünü beceremeyenleri mi, oturmasını bile bilmeyenleri mi, avazı çıktığı kadar yüksek sesle konuşarak etrafı sesle taciz edenleri mi, saygı denen unsurun zerresinden dahi nasiplenmemiş yaratıkların (tabirimi lütfen mazur görün) maalesef çoğaldığını görüyoruz… Son yıllardaki alınan göçlerle de tamamen sahipsizmiş görünümü veren bu güzelim şehrimizin bir de son orman yangınları ve talan edilen doğal dokularının yarattığı sıkıntılı süreçle, körfezdeki nedeni belli olmayan toplu balık ölümleri gibi bir çok sorunları vardır ve bunların akılcı yöntemlerle çözüme ulaştırılması da şarttır.
“Nasıl bu hale gelebildik?” bunun bilimsel olarak iyi irdelenmesi ve gereken eğitimlerin acilen verilmesi şart.
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre yurdumuzdaki iç göç artışında İzmir birinci sırada yer alıyormuş, bu da anlatıyor ki planlı ve akılcı yönetimlerle bu güzel kentimizin silkinmesi, sorunlarına çözüm bulması gerekiyor.
Cazibe merkezi haline gelen İzmir’e İstanbul'dan gelenlerin göçü başlarda yer alıyor ve en fazla iç göç alan il olan İzmir'e göçlerin son yıllarda daha çok arttığı belirtiliyor. Her ülkeden gelen bir çok yabancı sığınmacılar hariç en fazla iç göç alan şehrimizdir İzmir…
Yurt çapındaki, 81 il içinde en çok göç alan il konumuna gelen ilimize göçlerin daha da artacağı görüşleri hakim. Zira İzmir - İstanbul otoyolu, yine Ankara - İzmir arasındaki Yüksek Hızlı Tren hattının bu süreci daha da hızlandıracağı görüşleri ağır basıyor.
Son zamanda meydana gelen birçok orman yangınlarının da yerleşim alanlarının genişlemesi ve göçlerin daha da fazlalaşmasına, ranta neden olacağı konuşuluyor, önleyici ve gereken tedbirlerin mutlaka alınması isteniyor. Hani hepimiz “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” diyoruz ya, gözleri “Dolar yeşilinden” başka bir yeşil şey görmeyenlerin zalimce yaktığı o güzelim ormanlarında yeniden çiçekler açacak mı acaba… Gözü doymayan rant tacirlerine dur denebilecek mi?
İzmir'e yerleşen İstanbulluların özellikle Çeşme, Urla, Seferihisar gibi sayfiye yerlerine yerleşmeleri buralardaki temiz hava, yeşil orman örtüsü ve kentin kargaşasından, gürültüsünden uzaktaki sakin bir hayat şekli, şehre ulaşımın kolay olması da İzmir'i cazibe merkezi haline getiriyor ve iç göç rakamları da buna bağlı olarak daha çok artacak gibi görünüyor.
İstanbul'un Megapol olmasının verdiği karmaşa, şehir trafiğindeki sıkışıklıklar, aşırı pahalı olan gıda ürünleri ve kiralar da bu göçteki en etkili unsurların başında geliyor.
Artan hızlı nüfus artışına bağlı kentin bazı melekeleri bile artık yetemez konuma geldiği için de son zamanlardaki çok fazla kalabalıklaşmanın verdiği bu durum çeşitli alt yapı ve diğer bütün hizmetlerdeki aksamaların yaşanmasına neden olmaktadır.
9 Eylül güzel İzmir’imizin ve 12 Eylül güzel Urla’mızın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü kutlu olsun. Bu uğurda mücadele eden başta ulu önder Atatürk ve bütün silah arkadaşlarının ruhları şad, mekânları cennet olsun. Hepsini saygı ve minnetle anıyorum.