ABD’nin başkanı her gün yeni bir şey yumurtluyor, medya hesabından “Ben bir Kralım” demiş bu kadarla da kalmaz gibi görünüyor, bütün açıklamaları dünyada tedirginlik yaratıyor, Putin ile de planları var.

ABD başkanı Trump’ın yaptığı açıklamalar berbat ötesi kan dökmeye yönelik fikirleri ve üzerine konmak istediği ülkeler şimdilik nereleri olduğunu yavaş yavaş söylemeye başladı, koluna da takmış o kan emici Netanyahu’yu dünyanın tozunu attırmakla meşguller. Gazze halkını başka ülkelere sürmek ve oraları İsrail’e vermenin alt yapısı olacak saçmalıkları bir bir sıralıyor dünya da dinliyor. Son açıklaması ise Gazze halkını Ürdün ve Lübnan’a sürüp oraları lüks bir şekilde yeniden inşa edeceğini ve Gazze Rivierası yapacağını açıkladı. Bütün dünyada ve ABD de yaşayan Dolar-Altın ve Finans zengini bütün Yahudi baronlarının Gazze’de yaşayıp lüks hayat sürmesi olacak anlamına gelen bu açıklamaları pervasızca yapıyor o bölge Yahudiler için kutsal bölge olarak kabul edildiğinden Gazze halkını gerek yerlerinden ederek ya da kan dökerek o bölgeye çökmek istiyorlar, kanlı plânlarına yenilerini eklemekle meşguller Trump ise açıklamalarını devam ettiriyor “Ukrayna ve Rusya savaşını bitirteceğim ama Ukrayna’ya savaşta verdiğim destekler karşılığında yer altı değerli madenlerini bize versin” şartı koşuyor, Zelenski ise “Ülkemi NATO’ya alsınlar, başkanlığı bırakayım” diyor, kısaca dünya ülkeleri ise izlemekle yetiniyorlar, AB ülkeleri tedirgin.

Arap ülkeleri ise emir eri gibiler sanki dillerini yutmuşça susuyorlar, izliyorlar… Netanyahu da Gazze fikrine katılıyor, ABD ile o topraklara sahip olunmasına (Arz-ı Mevut kapsamında) katılıyor, Ürdün ve Lübnan ise hazır olda ne derse yapmaya hazır gibiler, Trump ise her gün yeni bir şeyler açıklıyor

ABD başkanı Ukrayna’ya savaş dönemi yaptığı silah ve her türlü yardımın karşılığını da istiyor, Putin ile görüşüyor kısacası pervasızca bütün dünyaya gözdağı verircesine açıklamaları devam ediyor. Anlaşılan yeni döneminde bütün dünya ülkelerinin başı bu paragöz başkanla derde girecek gibi görünüyor, adam kendini dünyanın tek hâkimi gibi görüyor destursuzca açıklamalarına devam ediyor.      

Haberlerde dikkatinizi çekti mi bilmem ama adam hiç sıkılmadan yapacaklarını bir bir anlatabiliyor, Almanya itiraz eden bir açıklama yaptı, İngiltere ise AB ülkelerine ona karşı birleşmeliyiz Ukrayna’ya destek vermeliyiz diyor, kısacası hepsinde de tedirginlik çok fazla.

Ortadoğu zaten eskiden beri bataklık gibidir orada yapılmayan kötülük, dökülmeyen kan yok gibidir sırada hangi ülke var diye düşünmeden edemiyor insan.

İran savaşa girsin diye ne lazımsa yapmak hep bu karanlık ellerin işi, her ülkede benzer senaryoları uyguluyorlar. Dünyayı karmakarışık edecek hain bir plânlarının olduğu kesin görünüyor. 

ABD-MOSSAD-MI 6 ve diğer bütün istihbarat örgütlerinin plânları ve Suudi Arabistan başta, körfez ülkelerinin maddi destekleri ile bölgede at oynatan, asıl hedefinin ise İran olduğu bilinen ABD’nin parmağı olması muhtemel bu planlarının ana hedefleri belli, İran’a saldırmak için zemin, zira İran bu gözü dönmüş bütün emperyalistlerin oyunlarının önünde gördükleri engel durumunda.

Zira, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’daki Hizbullah’a hep destek veren İran, ABD ve İsrail’in bölgesel plânlarını bozuyor o yüzden 1. Hedef noktaları durumunda. İran, Irak’taki Şiilere destek vererek İşid’in yenilmesini sağlamıştı, İran saldırılacak yeni hedefleri, bu da önceden bölgeyi karıştırmakla olacağı için de oralardaki kurguladıkları hainlikleri, iç savaş çıkarma oyunlarını uyguluyorlar.

Irak dönemini hatırlayın, Saddam’ı astı, kuzeyde yarı bağımsız Kürt bölgesel yönetimini oluşturdu, (aslında kendi uydusu bir yönetimdi) Başta Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin maddi katkıları ve finansmanları ile,CIA-MOSSAD-MI6 vs. istihbarat örgütü planlarıyla da 2014 yılında Musul ve Irak’ın yarısı işgal edildi İran’ın o dönemlerdeki verdiği desteklerle Irak’ta İŞİD yenildi, Suriye’de beli kırıldı bu yüzden de İran ana hedeflerindedir önce oradan başlayacaklar gibi, zira nükleer silahları var.

Emperyalist vampirlerin her daim B planı vardır nitekim de yaptıkları ortada. Fırat’ın doğusu YPG-PYD ye verilerek onlara her türlü silah, mühimmat, lojistik desteklerle orada konuşlandırılmaları, düzenli bir ordu olmaları sağlandı bunun için eğitimleri bile verildi orada illegal bir yapı oluşturularak kendilerine bağımlı her dediklerini sorgulamadan yaptırtacakları bir oluşumu dünyanın gözüne parmak sokarcasına, arsızca   terör özerk bölgesini utanmadan yaptılar, bunlar bizim müttefikimiz bile dediler.

ABD tezgahları biter mi tabii ki bitmez, Putin ile birlikte parçalamak, bölmek ne varsa hedeflerinde zira meydanı boş buldular.

Emperyalizmin-Siyonizmin dizayn ettiği ve hız kesmeden uyguladığı amaçladıkları BOP plânı ile sinsice asıl (Siyonist) hedeflerine doğru pervasızca ilerliyorlar.

Daha öncede yazmıştım, BOP'un temel Kavramı olarak belirlenen Creative Anarchi (yaratıcı anarşi) adıyla başlatılan bu hain planlar hiç ara vermeden yürütülüyor, projedeki adını alan bu kavramda yapılmak istenende, "göz koydukları ülkelerdeki farklı güçleri sürekli birbirleri ile çatıştırarak kendi arzuladıkları hain amaçlarını gerçekleştirmek" üzerine kurgulanmış olan stratejileridir, yöntemleri de hep budur...

El Kaide örgütünü, DAEŞ ya da İŞİD'İ, Asala'nın devamı olan PKK yı, YPG ve her ne karın ağrısı hain örgüt varsa hepsini önce kurdurtarak, ardından her türlü besleyip, eğiterek, silahlandırarak kendi hain amaçları doğrultusunda göz koydukları ülkelere musallat edenler kimlerdir acaba?..

Sınırlarımızın dibindeler ve emperyalizm-Siyonizm bölgeyi yeniden dizayn ediyor, hız kesmiyorlar. (BOP)

Hatırlarsanız, İŞİD'e karşı yürütülen doğal kararlılık operasyonunun sözcüsü olan Albay John Dorrian Ülkemizin Karaçok dağına düzenlediği ve PKK ya dönük olan operasyonun koordinatlarını "bir saatten az bir sürede bildirdiğini, bunun yeterli bir süre olmadığını biliyoruz ama orada bizim ortak müttefikimiz olan güçlerimiz var" diyerek açıklama yaparak söylemişti (kaynak,The washington post) ve ardından yine, Binbaşı Adrian J.T.Rankivan Gallovay ise; konuyla ilgili olarak" yapılan bu harekât oradaki (YPG PYD)  müttefiklerimizin ölümüne yol açtı" demişti, Rusya ise akabinde olaya tepki göstererek yapılan harekatı kınamıştı bu açıklamalardan cesaretlenen YPG PYD arsızı ise kendilerine karşı havadan da koruma talep etmişti...Günümüzde havadan da karadan da korunuyorlar zaten o hainler ama Şanlı ordumuzun nokta operasyonları bir bir temizlemeye devam ediyor.

Yani anlayacağınız işlerine geldiği zaman ABD'si Rusya'sı bir olup ağız birliği ile hareket edebiliyorlar, o müttefikimiz dedikler terörist şerefsizler güruhunun yıllardır ülkemizde haince yaptığı ve hala da yapmakta olduğu saldırılarında, o kadar vatan evlâdımız şehit edilirken hiç gıkları bile çıkmadı, zira perde arkasında zaten kendileri var.

Aslında Ortadoğu bölgesinde yıllardır iki büyük güç, ABD ve Rusya arasındaki gövde gösterisi var. Bölgedeki oluşturmayı hedefledikleri yeniden dizayn edip düzenleme projeleri hep var (BOP) bu bağlamda da, ABD ve onun etrafındaki AB-İsrail, İngiltere ve diğer devletlerin Irak üzerinde, Musul’da, Suriye’nin doğusunda amaçladıkları Ermeni, Asuri, Keldani, Yezidi vs. gibi unsurlara kendilerine bağımlı  özerklik yapılar, topraklar verilmesi, Golan tepelerinin orada Dürzilere özerklik verilmesi gibi, aslında İsrail güdümündeki olacak bu küçük, bağımlı özerk yapıları oluşturmakla asıl ana hedeflerine doğru ilerliyorlar.

Irak üzerinden de ABD ve Irak Kürdistan Bölgesel yönetimi (IKBY) arasındaki askeri protokol anlaşması imzalamışlardı o dönemde, başkent Erbil’e gelen ABD savunma Bakanı Elissa Slotkin ve beraberindeki heyetin orada askeri bir anlaşma yapıp, bunun bir siyasi ayağının da olduğunu açıkladıklarını sizlere evvelki yazılarımda hep anlatmıştım. ABD’nin de Irak üzerindeki Barzani ile küçük özerk ama kendi güdümünde olacak yapıları oluşturmanın peşinde olduğunu da aktarmıştım, bölgeyi kendilerine göre dizayn ettiklerini, o doğrultudaki hainliklerini biliyoruz.(yayınladıkları haritaları bile var)

Fırat ve Dicle nehrinin bulunduğu yerler İsrailliler (Yahudiler) tarafından "Vaadedilmiş Topraklar" (Tevrat’ta Arzı-Mev-ut) olarak kabul ediliyor ve bu topraklara hâkim olmayı hedefleyen amaçlarına dönük bütün entrikalarda da perde arkasında olduklarıdır, Yahudilerin para baronlarının dünyaya yön veren Yahudi sermayesi ile diğerlerinin iplerini elinde oynatıp gidişata yön vermektedirler.

Bizim ülkemiz ise en riskli konumdadır, bütün Emperyalist hainlerin odak noktası olarak hedefindedir diyebiliriz.

İsrail’in Arz-ı Mev-ut (vaat edilmiş topraklar) adı ile yapmayı plânladığı "büyük İsrail" hayaline göre de bölge dizayn ediliyor.

Aslında ABD'nin ipleri de Siyonizm ve Yahudi ağırlıklı sermayenin elindedir.

Bildiğimiz üzere 2020 yılı Sevr anlaşmasının 100.yılıdır, bir önceki yüzyılda İngilizler Yahudilere devlet olma hakkını verdi (o dönemde bölgeyi İngilizler ve Fransızlar şekillendirmişlerdi) şimdi bu ülkeler "Kürtlere devlet olma" hakkı verelim diyorlar, yabancı basın ajanslarını takip edenler bunun sıkça dile getirildiğini, gündemden hiç düşürülmediğini duymuşlardır. Aslında bu, “kripto Ermeni Kürt oluşumundaki bir devlet görünümü altındaki büyük İsrail projesi denebilecek bir oluşumdur" diyen stratejik uzmanların görüşleri de bu yöndedir.

Irak ve Suriye’den milyonlarca göç niye yapılıyor diye düşünecek olursak, Irak ve Suriye’deki etnik yapılanmalarda nüfus planlamaları yapılıyor ve ülkemizin sınır boylarında da bu yapılar güçlendirilerek ülkemiz için adeta tehdit oluşturuyorlar. Adana-Hatay hattı da bu anlamda çok önemli bir konumdadır "göçlerle oluşturulması hedeflenen etnik nüfus hareketleri bu anlamda çok iyi gözlemlenmelidir" diyen strateji uzmanlarına göre bizim sınırlarımız içinde de bu düzenlemeleri yapabilecekleri belirtiliyor. Göç hareketlerinin gidişatı bu durumda çok iyi takip edilmelidir denebilir.

Irak’taki Türkmenlerin yaşadıkları bölgede bu oyunla nüfus hareketlerini yaparak Türkmenleri ve onların yoğun yaşadıkları tüm bölgelerde onları azınlık durumuna düşürmediler mi.

Bizim ülkemizde yarattıkları bu kan denizinin hemen orta yerinde bulunuyor, sınırlarımızı, devamlı getirilen ve dibimizde oluşturulan (YPG-PYD bölgesi gibi) tehlikeli göç hareketlerinin haince amaçları var, ona bağlı olarak güney bölgemizdeki, sınır boylarımızda oluşturdukları bu riskli etnik yapılarla ileride neler yapılmak istendiği çok iyi gözlemlenmelidir, gereken tedbirler alınmalıdır.

Nitekim Trump, ülkemizin yapacağı harekâta destek vermeyeceğini, yer almayacağını belirterek açıklamıştı, o bölgede YPG_PYD SDG ve onların elinde tuttuğu 70 bin İŞİD mensubunu askerimizin üstüne salıp kendi karşıdan izleyecek, öte yandan Rus ve İran yetkilileri de o bölgeye askeri bir operasyon yapmamıza karşı olacaklarını açıklamışlardı, yani kesin olan tek şey onların hainlerin tarafında olmasıdır.

Ortadoğu tarihten günümüze en tehlikeli bataklıklardan biridir, bunun hiç unutulmaması gerekiyor.   

2020 yılındaki ABD başkanlık seçimleri öncesi önce çekileceğini açıklaması da manidar zira Orta doğuda haritaları çizen İngiltere ve Fransa bölgeye askerlerini göndermişti, Biden gitti şimdi Trump geldi ABD kendi düzenli ordularını bulaştırmak istemediği için yerine her türlü kirli işleri yapan bu paralı terörden devşirilmiş askerler zaten o bölgede yıllardır var, buralardaki YPG-PYD-SDG silahlı eğitimler verip koruyorlar, bölgeyi karıştıracak her türlü pislik işlere kendi hesaplarına göre yönlendiriyorlar, Pentagonu ayrı hepsi ayrı telde açıklamaları ile kafaları karıştırma amacıyla hareket ediyorlar, kaldıkları yerden devam ediyorlar…oradaki durumumuzun ne olacağı ise belirsizliğini koruyor, bilinen tek şey ülkemiz için tehlikenin çok büyük olduğudur.