Son yıllardaki ekonomideki kötü gidişatın getirdiği sorunlar çok fazla. İşletmeler kapanıyor, iş alanları giderek daralıyor ve bundan en kötü etkilenenler yine çalışanlar oluyor. Yaşanan sorunlardan işsizlik bunların içinde sadece bir tanesi, çok fazla sorunlar var ancak bir türlü düzelemeyen bir gidişattan yaşanan sıkıntılar çok fazla boyutlarda, durum böyle olunca da “emek sömürüsü” öne çıkıyor.

Her türlü kurum ve kuruluşta rastladığımız, "Hizmet Alımı" tanımlaması bizlere, bu alınan hizmetlerin yaptırıldığı aracı kurum ve şirketleri hatırlatır ve onların da getirmiş olduğu Taşeron sistemi de yıllardır giderek hem kökleşmekte hem de daha geniş alanlara yayılmaktadır.

Taşeron firma çalışanları, aslında modern kölelik sisteminin unsurlarıdır ve bir anlamda, "muhtaç" olmaları da onları bu sistemde kalmalarına zorunlu kılmaktadır da diyebiliriz.

Görüyoruz ki; taşeronlaşma sisteminin her türlü iş alanlarında olması, ticari kaygı dışında işçilerin iş kriterleri ve can sağlığı gibi hususlardaki ihmalleri, yaşanan büyük iş kazaları ve ölümlerle zaman zaman, gündeme gelse de her şey, bir müddet sonra unutulduğunda da düzen aynen devam etmektedir.

Biraz geriye dönük hatırlarsak; İstanbul'da yaşanan, gemi söküm atölyesi ve liman işçilerinin iş kazası esnasındaki yaşanan toplu ölümleri ile bir kargaşa kopmuş ve ardından da her daim yapılan, “çene suyuna çorba" diyebileceğimiz birçok haber ve konuşmalar, vıdı vıdılar yapılmış, gitmeler gelmeler derken, aradan bunca zaman geçmiştir. Sahi, o yaşanan kazayı ve olayı hatırlayanınız var mı?.. Yok, zira unutuldu ve her şey yine eskisi gibi kaldığı yerden devam!...

Yine yaşadığımız ve tüm ülkeyi yasa boğarak infial yaratan,301 işçinin öldüğü Soma Madenindeki yaşanan faciayı, Zonguldak-Kozlu madenindeki ölen 263 işçiyi ve diğer yaşanan bütün madenlerdeki kazalarını da unutmaya başladık bile, zira birçok lâf kalabalığı ve lâf ebeliği arasında, gözden kaçan asıl olayları bile balık hafızalar unutmaya başladılar, daha birçok olayda da ayni olmadı mı?

Soma'daki maden kazası döneminde bir kez daha gördük ki sadece taşeronluk olmuyormuş, yanında bir de,"Dayıbaşılık" sistemi yapılıyormuş, yani emekleri sömürülen onca işçinin alın teri üzerinden, aracı kişi olarak nemalanan ve insanların mağduriyetleri üzerinden at oynatan bazı vicdansızların oluşturduğu bir sistem olan (dayıbaşılık) ta, sistemin içerisinde taşeronun, taşeronu olarak yani moda deyim veya anlatımla, "paralel taşeronluk" seklinde yapılıyormuş!...Resmen köleliğin günümüzdeki versiyonu sistemi.

Eh gidi garibim işçilerimiz eh!... Sen; nelerle boğuşuyormuşsun, üç kuruşa ve hem de canın pahasına!..

Görmeyen gözlere, işitmeyen Kulaklara, umursamaz kitlelere, ne kadar da güzel anlattın bu acıklı halini ama ölmek ve canın pahasına toprağa gömülmek dahi yetmedi galiba ki, her şey yine unutulmaya ve o acımasız dişli çarklar ürkütürcesine halen dönüyor!...

Çoluk çocuğuna götüreceği bir lokma ekmek için onuruyla savaşmak zorunda kalanların bu çektikleri azabın ve çilelerin bedelini inşallah, fersah fersah öderler de ibret olur belki!...

Kısacası, Taşeronluk sisteminin yaygınlaşması, giderek Emperyalizmin veya Küresel Sermaye'nin daha da işine geldiği bir şekle bürünmesi, insan kıyımı şeklindeki iş yaşamının da şartlarının daha da ağırlaşması kimin umurunda ki, ezme, sömürme düzeninin çarkları arasında ezilen insanların yaşama mücadelesi verdikleri bu kötü gidişatın toplumsal sıkıntıları yaşanıyor.

Maden alanları, taş ocakları ve mıcır sahaları, Hidroelektrik santrallar, RES'ler, HES'ler, yani, her ne ararsan çoğaldıkça, taşeronluk sisteminin içinde ister istemez yer almak durumunda kalan işçiler ve çalışanların hepsinin de maddi manevi mağduriyetleri devam edecektir hem de giderek çoğalarak!...

Afrika kıtasından gemilere doldurularak götürülen Köle'lerin yaşamlarının hikâyelerinin konu edildiği eski filmlere ya da kitaplara bakmaya da gerek yok, zira o yaşananların hemen hemen aynileri, zaten günümüzde de yaşanmaya başlamadı mı?.. Asgari ücrete mahkûm olmak adına iş bulabilen ya da taşeron işçiliğe bile razı olmak durumları hep kötü gidişatın ve günümüzdeki işsizliğin görünümüdür.

Devlet dairelerindeki memuriyet sisteminin bile, giderek yerini Taşeronluk sistemine bırakacağını sizlere söyleyebilirim, zira bununla ilgili bazı çalışmalar yapılmakta olduğunu da duyumlamaktayız.

Güzelim ülkemdeki son yaşananlar da ayni Kara Kıta'nın Afrikalısının sözleri gibi değil mi?

Ne diyordu Afrikalı; "Ülkeme beyaz adamlar geldiği zaman, onların ellerinde sadece Haç vardı, ama bizim değerli tarım topraklarımız ve zengin altın madenlerimiz vardı, şimdi bakıyorum da bizlerin ellerinde sadece Haç (Hristiyanlığın simgesi) var, ama ülkemdeki bütün zenginlikleri ise onların ellerinde"!...

Afrikalının bu sözlerinin ne denli doğru olduğunu anlamak için; Dış politikalarını sömürü düzenine göre dizayn eden Emperyalist ülkelerin son oyunlarına ve yaptıklarına bakmak zaten yeterli değil mi?..

Kara kıta Afrika'dan toplayıp gemilerle götürülen kölelerin yerine, artık günümüzde, Gemilerle taşıma masrafına dahi girmeden, gözlerine kestirdikleri, “ülkelerin içindeki iş alanlarını alıp, taşeronluk " gibi bir kölelik sistemi ile yine yapacaklarını yapıyorlar, olan fakir fukara garibanlara oluyor. İnsan kıyımı ve emek sömürü düzeni ise her yerde kaldığı yerden devam ediyor, ailesini geçindirebilmek için başka çaresi ya da alternatifi olmayan insanların istemeden bile olsa mecbur kalarak işbaşı yapabilmek için çaba sarf ettiği bir acımasız düzen de olsa ölüm riski olmasına bile bakamadan mecburen çalışmak zorunda kalıyorlar!..

Taşeron işçileri çalıştıran firmaların, işçilere, “kıdem tazminatı" ödememek için, her 9 ayda bir işten çıkışını yapmaları, bir yılı doldurmadan işten çıkarmaları da yapılanlar arasında

Şirketlerin, 30 yaşın altındaki çalışan işçilerin, işveren hissesi olarak ödeyecekleri primin %25 ini devlet desteği alması da yine gariban işçilerin yaş mağduriyeti yaşamalarına neden oluyor.

Günümüzde yaşanan birçok sıkıntıların olduğu ve bu acımasız çarkın arasında ezilenlerin yaşadıkları sıkıntıları çileleri anlatmaya sayfalar yetmez, Modern zamanların, modern köleleriyiz vesselâm!...