Not: Bu yazı yurt dışı kaynaklardan ve araştırmalardan hazırlanarak derlenmiştir.
ABD-İsrail saldırılarında aslında amaçlanan nedir, hedeflerinde ne var?
Elini ve gözlerini kan bürümüş Siyonist Binyamin Netanyahu nihayet işkembesindeki kanlı itirafı yaptı. Açıklamasında, “Yeşeya kehanetini göreceğiz.” diyerek aslında amaçlarının Filistinlileri topyekûn yok ederek Tanah’ta ve Yeşeya’daki amaçlarını (Arz-ı Mev’ut) uygulamaya geçirdiklerini açıkça bütün dünyaya anlatmış oldu. Evvelki yazılarımda Yeşeya ve Arz-ı Mev’ut’un ne olduğunu sizlere açıkça yazmıştım.
Artık Netanyahu bu kanlı emellerini hiç saklamıyor ve alenen dünyaya açıklıyor. Zira arkasındaki kanlı destekçilerine ve ona verilen silahlı ve motivasyonlu desteklere güveniyor. ABD ve dünya üzerinde yaşayan Siyonistlere, Evangelistlere ve kanlı destekçilerine güveniyor. Onlar da hiçbir şekilde silahlı, ağır mühimmatlı ve psikolojik desteklerini esirgemiyorlar ve orada göz göre göre işlenen insanlık suçlarını görmezden geliyorlar.
Evangelizm; Hz. İsa’nın yol göstericiliğinde İncil’i yaymayı esas alan bir Protestanlık yorumu olmasına rağmen aslında siyasi bir projedir. Binyamin Netanyahu, Siyonist resmin bugünkü lideri konumundadır. Hafta sonunda yaptığı konuşmada Tevrat’tan alıntılar yaparak ayette belirtilen “Şimdi gidin ve Amaleklilerle savaşın; sahip olduklarının hepsini yakın, yıkın. Asla merhamet göstermeyin; erkekleri, kadınları, bebekleri ve onları emziren kadınları, çocukları, hayvanlarını, develerini ve eşeklerini; ne varsa her şeyi gözünüzü kırpmadan katledin.” sözlerini dile getirmiştir. Bunları açıklayarak dünyaya duyuran Netanyahu ve oradaki Siyonist rejim bu söylemleri açıkça ifade ederken, dünya ise eli kanlı bu adama alenen silahlı, askeri ve psikolojik olmak üzere her türlü desteği veriyor ve bu kanlı soykırım karşısında susuyor, görmezden geliyor.
Evangelizmin misyonu “Büyük İsrail devletini kurmak, bölgedeki Müslümanların hepsini yok ederek oralara hâkim olmak, Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne gelmesini ve iyilerle kötülerin karşılaştığı son büyük savaş olan Armageddon’u, yani diğer deyişle Mahkeme-i Kübra’yı gerçekleştirerek bunu bütün dünyaya yaymaktır.” Bu amaçlar doğrultusunda diğer dinlere mensup Evangelistlerden de bu yüzden ses çıkmamakta ve bu kanlı savaşı desteklemektedirler.
1900’lü yıllarda ABD’de basılan dolarların üzerinde bulunan piramitte yazılı olan Novus Ordo Seclorum, yani “yeni çağların yeni düzeni”, Evangelizmin ideali olarak yorumlanmaktadır. Evangelistler Yahudilerin seçilmiş halk olduğuna inanıp o bölgedeki bütün toprakların Yahudilere ait olduğuna inanırlar ve Mesih’in gelişiyle dünya egemenliğine ulaşacaklarına inanırlar. Bu nedenle de “Büyük İsrail’in” kurulmasına canla başla çalışırlar.
Deccal olarak adlandırdıkları Müslümanlar ile Yahudilerin Armageddon savaşında karşılaşacağını; kendilerinin göklere yükselerek İsa’nın gökyüzünden kendilerini alacağını ve Tanrı’nın krallığını kuracaklarına inanırlar. Bunun için de İsrail’in bu kanlı savaşlarına destek verirler.
Pentakostalist denilen Evangelistlerin tutucu kanadının amacı ise bütün kutsal toprakların Müslümanlardan temizlenmesinden sonra İsrail’de kutlamalar yapılmasıdır. Buna ilk inananların başında ABD Başkanı George W. Bush gelmektedir. Hatırlarsanız 11 Eylül’deki İkiz Kule saldırısını bahane ederek “terörizmle mücadele” adı altında başlattığı süreçte 20 Mart 2003’te Irak savaşını başlatmıştır. Evangelistlere göre Irak’ın vurulması önemliydi; çünkü İsa’nın dirilişi ve herkesin Hristiyan olması için Keldani diyarı olan Irak’a ve Babil’e (Bağdat) girilmesi gerektiğine inanıyorlardı.
7 Ekim 2022’de ABD Başkanı Joe Biden, Rusya-Ukrayna savaşı için yaptığı açıklamada, “Gezegenimizde nükleer silahların koparacağı Armageddon savaşı olası hâle gelmiştir.” diyerek bu kavramı kullanmıştı.
New York’ta düzenlenen “Dünya Yahudi Kongresi”nde Biden, “Ben bir Siyonistim. Siyonist olmak için Yahudi olmak şart değil.” açıklamasını yapmış ve Evangelist Rahip Rick Warren’ın huzurunda dua etmişti. Bu tarihten bir yıl sonra, 7 Ekim 2023’te Gazze’deki çatışmalar başladı ve günümüzde de kanlı çatışmalar devam ediyor.
Siyonistlere her türlü askeri mühimmat, ağır silah, bombalar ve maddi destekler veren ABD’nin, bölgedeki çatışmaların genişleyebileceğini öngörerek başta Irak ve Lübnan olmak üzere o bölgedeki vatandaşlarına ülkelerine dönme çağrısı yapması da bu savaşın bölgeyi etkileyebileceğine işaret etmektedir.
İsrail’in uyguladığı bu şiddetli savaşın nedenlerinden biri olarak Evangelistlerin kutsal metinlerinde yer aldığı söylenen bazı kehanetlere de atıf yapılmaktadır. Bu yorumlara göre insanlığın önemli bir kısmının büyük savaşlar sonucu yok olacağı öngörülmektedir.
BOP planının ayrıntıları incelendiğinde, Ortadoğu ve çevresinde yapılan müdahalelerin hangi ülkelere fayda sağladığı ve bölgenin nasıl şekillendirilmek istendiği konusunda çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır.
Ortadoğu ve Türkiye’nin güneydoğusunu kapsayan bu bölgede İsrail’in “Arz-ı Mev’ut”, yani “Vadedilmiş Topraklar” anlayışı çerçevesinde hareket ettiğini savunan görüşler de bulunmaktadır. Bu görüşlere göre bölgede yaşanan savaşlar ve sonrasında yapılan siyasi düzenlemeler dikkatle incelenmelidir.
Bush dönemi ile başlatılan ve 2003’te ABD’nin Irak’a girmesiyle başlayan süreçte Irak’ta büyük insani kayıplar yaşanmış, milyonlarca insan yerinden edilmiştir. Bölgedeki istikrarsızlığın sonraki yıllarda farklı örgütlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladığı yönünde değerlendirmeler de yapılmaktadır.
Suriye’de yaşanan gelişmelerin de benzer bir jeopolitik mücadele çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunan yorumlar bulunmaktadır. Bu görüşlere göre büyük güçler güçlü ulus devletler yerine parçalanmış ve yönetilmesi daha kolay yapılar oluşturmak istemektedir.
Emperyalizm eleştirileri kapsamında yapılan değerlendirmelerde, askeri müdahalelerin yanı sıra ekonomik çıkarların ve yeraltı kaynaklarının da önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir.
Ülkemizin geçmişte verdiği bağımsızlık mücadelesi hatırlanmalı, birlik ve beraberliğin önemi unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda verilen mücadeleler tarihimizin önemli bir parçasıdır.
Allah vatanımızı ve milletimizi her türlü tehlikeden korusun.