Her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı büyük coşkularla kutluyoruz ve kutlayacağız da. Ancak sadece hamasi nutuklarla değil, gerçekten onun bizlere verdiği değerlerine sahip çıkarak ve her daim onun etrafında tek yürek ve tek bilek olarak, milletçe gönülden sahip çıkmalıyız ki Cumhuriyetimizi yaşatalım ve onun bizlere sunmuş olduğu bütün Cumhuriyet değerlerimize göz dikenlere de her daim hazırlıklı olalım. Bu şart, zira son yıllarda ülkemizin etrafındaki hain halka giderek daha da genişliyorken, iç ve dış hainlerin giderek artması ve güzelim vatanımıza diktikleri o hain gözlerine ve hain emellerine milletçe el ele vererek Cumhuriyetimizi sonuna dek canla başla korumalıyız ve savunmalıyız.
Bu vatan öyle kolay kazanılmadı ve kurulmadı. Hain düşmanların hepsi günümüzde de ayniler ama bu defa daha başka şekilde kuşatarak işgal etmeyi amaçlıyorlar. Bunu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız ki o acı günler yeniden yaşanmasın…
Biraz geriye giderek sizlere bazı şeyleri de hatırlatmakta yarar var diyerek;
İÇ GÜVENLİK (KDGM) YASASINA DEĞİŞİM "ABD" MODELİ ÖRNEK ALINIP YAPILMIŞTI HATIRLARSANIZ,
Türkiye'de iç güvenlik, afet, krizler ve terörizmle mücadelenin tek çatı altında yürütülebileceği, tehditleri bertaraf edecek "operasyonel" bir çatı kuruluş ihtiyacının doğduğu belirtilerek ve bu nedenle ülkemizdeki tüm kuruluş ve güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonu tek elden sağlamak amacı ve bunun yanı sıra "istihbarat paylaşımı" da tek elden sağlanacağı belirtilerek bazı düzenlemeler yapılmıştı hatırlarsanız.
Kurumlar arasında organik bağın tesis edilmesi, ast-üst ilişkisinin kurulması gerekli diye bakanlıkların yetkisindeki her birimin(İç Güvenlik Müsteşarlığı) adı ile tek çatı altında olması düşünülüyordu ve buna MİT iç istihbaratla ilgili tüm kısımlarının da bağlanması düşünülüyordu. Netice? Gerekli izahat verilmedi millete…
İç güvenlik harekatında Vali ve Kaymakamların durumun ne olacağı ise kafaları karıştırıyordu ve Valilerin olmadığı bir sistemde ülkedeki güvenliğin tesis edilemeyeceğinden hareketle, tüm valilerin de sisteme entegre edilmesi gerekiyor denilmekteydi. Halihazırda İç İşleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan bütün valilerin durumunun yeni oluşturulacak olan sisteme dahil edilebilmesi için de, "ANAYASAL DEĞİŞİKLİK" gerektiriyor denilmekteydi. Bunların konuşulduğu dönemleri hatırlarsanız ilk etapta Türk Silahlı kuvvetleri ve Jandarma teşkilâtı İç İşleri Bakanlığı’na bağlanmıştı, konu ile ilgili millete geniş bir bilgi de verilmemişti…
Kendi şahsi düşünceme göre o dönemlerde yazdığım bir yazıda, yeni oluşturulacak olan İç Güvenlik Müsteşarlığı (Güvenlikte ABD modeli) ile "Eyalet Valiliği" sistemi de devreye girecektir, bu mu amaçlanıyor diye de yazmıştım. Bunun için de mutlaka bir Anayasal değişiklik gerekmektedir demiştim. Son günlerde bir Anayasa değişikliği tutturulmuş gidiyor, ille ısrar edilmesindeki acelecilik neden?.. Mevcut Anayasayı bile tam olarak uygulayıp gereklerini yerine getiremezken, önceliğimiz vatanın toprak bütünlüğünü ve Cumhuriyetimiz korumak olmalıdır.
Uzun bir süreden beridir ülkemizde “Başkanlık Sistemi” var, başkanlık sistemleri içinde ABD de olduğu gibi uygulanmakta olan Başkanlık Sistemi gibi bir uygulaması mı ya da ne amaçlanıyor, yeni ilave ekli maddeler neleri ihtiva edecek, getirilecek yeni model neleri içerecek? Başkanlık sistemiyle devre dışı bırakılan Başbakanlık makamı ve TBMM’nin cılız yaptırımı gibi bu yöndeki yeni bir yapılanmalarla daha da genişletilerek ABD modelinde olduğu gibi bir sistem mi getirilmek istenmektedir acaba?.
Ha bire konuşulan “Yeni Anayasa” modeli düşüncesinin içinde neler ve ne gibi değişiklikler olacağını ve yapılması düşünülen tez nedir, eski Anayasa metni üzerinde yemin ederek göreve gelen bütün siyasilerin neden ettikleri yemine bağlı kalmadıklarını ve değiştirmeye çalıştıklarını anlamak çok zor.. Bunun geniş bir açıklamasının neden yapılmadığını sanırım herkes merak ediyor, ülkemizdeki idari yapıyı zaten karmakarışık durumlara sebep olan “başkanlık sistemi” denen garabete sürüklediler, son günlerde sıkça yok siyasette uzlaşmalar, tokalaşmalar vs. konuşulanlar ise yeni bir açılım saçılım mı olacak gibi durumları da akıllara getirmeye başlaması söz konusu olunca ister istemez akıllarındaki düşünülen asıl modelin idari olarak bölgelere ayrılacağını ve ABD'deki gibi, "Eyalet Valiliği" gibi bir sistemin oluşturulacağını insanlara düşündürtmektedir. Mevcut Anayasaya tabi bütün gereksinimler zaten tam uygulamayıp milletimiz çeşitli suçlar, suç çeteleri ile çok zor durumlar yaşanıyorken, millet tuttuğunu vurup kırıp öldürmekte ve elini kolunu sallayarak tekrar sokaklarda dolaşmaktayken yeni bir model kargaşasını kaldıracak durum var mı ki?...
ABD Kamu Güvenlik Teşkilatı (Depardment of Homeland Security) 11 Eylül saldırıları sonrası iç güvenliğe tek elden yön vermek amacı ile 2002 yılında çıkarılan "Kamu Güvenlik Yasası" ile kurulmuştu. Sınırlarının güvenliği, göç idaresi ve vatandaşlık işlemleri kapsamındaki görevleri yürüten 22 kurum, "Kamu Güvenlik Teşkilatı" adı altında tek merkezde toplanmıştı. Teşkilat şu anda 240 bin personeliyle ABD'de bulunan en büyük Federal Kurumlardan birisidir ve bu teşkilattaki yapılanma ise, "önleme", "koruma" ve "tepki" olarak tarif edilen üç misyon üzerinde kuruludur ve teşkilatın görevleri de yasalarında şöyle bir şekilde tanımlanmaktadır, "ABD ülkesini terörizme ve güvenliğe zarar verecek diğer bütün tehlikelere karşı korumak, terörizmi engellemek ve ülke güvenliğini güçlendirme, ülkeyi bütün terör saldırılarına kapalı hale getirmek, sınır güvenliğini sağlamak ve yönetmek, göç yasalarını güçlendirmek ve idare etmek, siber savunma ve afetlerde gerekli tedbirleri esnek bir şekilde alabilmek şeklindedir.
Bizim ülkemizde ise gelen girmiş yerleşmiş kimin ne olduğu belli olmayan, Suriyelisi, Afganı, Somali vs yetmiş yedi milletten gelip ülkemize girip yaşayan, ne ararsan her milletten gelen ipten kazıktan kurtulmuş, birçoğunun suç çeteleri ile bağlantılı olduğu zaman zaman yakalandıkça öğrendiğimiz bir güruh vardır ve bunların hepsi de bu vatanın bağrında yuvalanmaktadırlar. Yarın öbür gün ne b.. yiyecekleri de belli değildir, eh hal böyle olunca da bizim ülkemizin insanları “bunun sonu nereye verecek, neden bunların hepsi kendi ülkelerine geriye bir an evvel gönderilmiyorlar” diye soruyorlar…
Bu konularda milletimize hiçbir zaman açıklayıcı bilgiler verilmediği gibi onlara tanınan ayrıcalıklar kendi öz vatandaşlarımıza bile tanınmamışken neyi nasıl düşüneceğiz ki mevcut Anayasadaki “Devlet her vatandaşının, eğitim hakkını, barınmasını, güvenliğini ve sağlığını korumakla yükümlüdür” maddesi gerektiği gibi uygulanıyor mu?, paralı eğitim, paralı sağlık, paralı ulaşım vs ne varsa hepsi de parayla….
KISACASI CUMHURİYETİMİZİN BÜTÜN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKARAK KORUMAK, KOLLAMAK VE ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARININ KURDUĞU VE AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN KANIYLA SULANAN BU TOPRAKLARA VATANIMIZA VE CUMHURİYETİMİZE SAHİP ÇIKMAK VATAN BORCUMUZDUR. Cumhuriyet değerlerimize ve ay yıldızlı şanlı bayrağımıza bağlı herkesin, CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN.