Dünyada ve ülkemizdeki kuraklık tehdidi vahim boyutlarda ve giderek artıyor uzmanlar yapılması gerekenler için devamlı uyarıyorlar.
BM raporlarında 2025 yılında 1,8 milyar kadar insan kuraklık ve su kıtlığı bölgelerinde yaşayacaklarmış diye bir raporu var bu demek oluyor ki kuraklığın neticesinde kıtlık ve açlık tehlikesi vahim boyutlarda olacaktır.
Açıklanan raporlarda dünyada 4 milyar hektardan fazla arazinin çölleşme tehdidi altında olduğu da vurgulanıyor.
AB ise yeşil mutabakat planı ile 2030 yılına kadar tarım alanlarında pestisit kullanımını %50, gübre kullanımını %20 oranda, antibakteriyelleri ise %50 oranlarda azaltılmasını hedefliyor.
Yurdumuzdaki duruma bakarsak, ülkemizdeki temiz su kaynaklarının %73 oranının tarımsal alanlarda kullanıldığı belirtiliyor bu oranın dünya genelinde %70’ler civarında olduğu belirtiliyor, doğru sulama sistemleri ile %50 oranda su tasarrufu olacağı açıklanıyor. Tarım bakanlığının yer altı barajı projelerinin olduğu ve yer altında su depolama alanlarının oluşturulabileceği, yağmurların çok yağdığı dönemlerde de bu suların depolanması da konuşuluyor, su sarfiyatının fazla olduğu alanlarda ve özellikle çok sulamayı gerektiren çim ekilmesi, yüzme havuzlarındaki sarfiyat tasarrufu vs gibi önleyici tedbirlerle azami su tasarruflarına giden uygulamaların olması gerekiyor ki kuraklık kıtlıklara sebep olacak boyutlara varmasın yönünde açıklamalar yapılıyor.
Ülkemizdeki tarım alanlarında %67’si vahşi sulama, %33 tazyikli sulama, %14 damla sulama, %19 yağmurlama sistemi ile yapılıyormuş, bu durumda doğru ve bilinçli sulama sistemlerinin belirlenmesi ile azami su tasarrufu yapılması ve kuraklık bölgelerde çok fazla su istemeyen ürünlerin ekilmesi öneriliyor ve su ekosistemlerinin korunmasının şart olduğu belirtiliyor ve kuraklığa karşı Hassas Tarım uygulamaları, ülke çapında su seferberliği başlatılması, su döngüsü veri iyileştirmeleri, çölleşmeye karşı tarımda sorumlu üretimin ve tüketimin yaygınlaştırılması ve su ihtiyacı çok olan ürünlerin kıt sulu yerlerde yetiştirilmemesi açıklanıyor. Uzmanların görüşleri ise döngüsel bir ekonominin hassas tarım uygulamaları ile mümkün olacağının altı çiziliyor. Yağan bazı yağmurların sellere dönmesi ise kuraklığı önleyebilme açısından yetersiz hatta zararları çok daha fazla yeşil alanların ve ormanların giderek azalması ranta kurban edilmesi nedeniyle yeterli yağmurların yağmasına engel olunca kuraklığın da giderek şiddetlenmesi kaçınılmaz oluyor, daha çok orman daha çok yeşil alan olması için çalışmalar şart.
Artık evlerde olsun tarım ya da sanayi fark etmez her yerde suyu azami tasarruflu kullanmak gerekiyor.
Su ekosistemlerinin korunmasının şart olduğu günümüzde kuraklık ve kıtlığın yaşanmaması için el birliği ile uzmanların önerileri doğrultusunda suyun tasarruflu kullanılması ve hassas tarım modelleri olmasının kaçınılmazlığı gibi uyarılar da çok fazla, uzmanlar ayrıca kışın fazla yağış kaynaklı sularında biriktirilerek “su hasadı” depolaması yapılmasının doğru olacağını belirtiyorlar.
Yer altına yapılacak baraj maliyetlerinin çok fazla olabileceği düşünülürse daha başka alternatifler de nasıl olur çok yönlü araştırılmalıdır ülkemiz şartlarına en uygun sistemlerle suyun kullanımı kuraklık tehlikesine karşı mücadele toplumsal boyutta olmalıdır.
Bazı ülkelerde deniz suyunun arıtılarak tarımsal amaçlı sulamada kullanıldığını duymuştuk, bilim adamları bu konu ile ilgili su kıtlığı olan ülkelerde çok geliştirilmiş uygulamalarla deniz suyunun arıtılarak tarımsal amaçlı sulamalarda kullandıklarını biliyoruz bu sistemlerin de iyice araştırılıp ülkemizde uygulanabilir mi ona bakılmalıdır.
Kuraklık ve su kıtlığı vahim boyutlarda iken çok daha dikkatli olmakta yarar vardır.