Myanmar’da son yaşanan, gökdelenleri bile yıkan şiddetli depremler yeniden hatırlandı, Vezüv ise lâv püskürtmeye yeniden başladı. Doğal afetler tehlikesi var ama ülkedeki yaşanan kargaşalardan bu gibi afetlerin olasılığı adeta unutulmuş gibi son zamanlardaki güncel kavgalarla meşgul gibiyiz.

Ege Denizi’ndeki Yunan adaları etrafında ama özellikle Santorini Adası’nda peş peşe olan depremler oldukça ürkütücü, yüzlerce depremin bile aynı günde olması, bu deprem fırtınasının durmadan devam etmesi, oldukça ürkütücü boyutlarda ve ne olacağı da sarsıntıların ne zaman duracağı da belli değil, halen devam ediyor. Adalarda insanlar tahliye edilerek olağanüstü hal ilân edildi, bilim adamları uyarıyorlar.

Santorini Adası altında bulunan yanardağın da aktif bir şekilde olduğu ve sarsıntıların binlercesine neden olduğu açıklanıyor, o adalardaki halkın da oraları terk ettiği belirtiliyor, durum ürkütücü boyutlarda.

Bilim adamları eğer yanardağ patlarsa durum çok daha vahim olabilir ve oluşacak Tsunami ve sarsıntılar bizim ülkemizi de kötü etkileyebilir, kıyıdaki kentlerimiz risk altında diye açıklamalar yapıyorlar.

Bizim ülkemizde zaten yıkıcı ve birçok ölümlere sebep olmuş sayısız depremleri yaşadık, yine Yunan Adası merkezli İzmir – Bayraklı’yı vuran depremde kaybettiğimiz canlar, yıkılan onca binalarımız oldu.

Daha 6 Şubat depreminin bile yaralarını saramamışken böylesi büyük bir afetin olma ihtimali tüyler ürpertiyor ve bütün vatandaşlara korkularla “acaba ne olacak” kâbusu yaşatıyor.

Santorini Adası olası bir yanardağ patlaması ve oradaki oluşan şiddetli depremlerin de ülkemizin kıyı kentlerinde Tsunami etkisi yaratacağı ve şiddetli sarsıntılardan ülkemizin de çok etkileneceği belirtiliyor.

Zaten ülkemizce yaşanan acıların ve milletçe çekilen cefaların haddi hesabı yok, Yüce Rabbimiz acısın vatanımızda böyle afetler ve acılar hiç yaşanmasın diyoruz.

Son yıllarda İtalya’daki Etna - Vezüv Yanardağı da aktif halde ve devamlı lâv püskürtmeye devam ediyor. Endonezya’daki yanardağ da aktif halde ve orada da devamlı şiddetli depremlerin olduğu belirtiliyor, kısacası dünyanın altı da üstü de tehlikeli, ürkütücü boyutlarda, küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan doğa olaylarındaki artışlardan ve olası afetlerden ve Ege adalarındaki yaşanan depremlerin de şiddeti çok yükseklerdeyken afetlerden korkmamak endişelenmemek mümkün değil.

Bilim adamları her gün çeşitli şekilde uyarılar yapıyor ancak çok boyutlu önlemler alınmasının uzun zaman alacağı da biliniyor.

Dünya ülkelerinin birçoğunda yaşanan depremlerde can kayıplarının çok fazla olmadığı ancak bizim ülkemizde bunun tam tersi çok fazla acılar yaşandığını unutmamakta fayda var.

Alınacak önlemler ve yapılması gerekenler neyse yapılmalı, olası deprem gibi asıl büyük tehlikeyi unutmamalıyız zira unutuldu gibi görünüyor.