Yıllardır bitmeyen çile ve yine aynı hazin kadere kurban edilmiş hayatlar!..
Manisa-Soma’nın Eynez mevkisindeydi bu defa hüznün ve acının adresi. Yine canlar gitti, ahlar yükseldi, acılar yürekleri dağladı!..
Vardiya değişiminde Azrail’in nasıl bir pusu kurduğu bilinmeden, ekmek parası için hayatlarını ortaya koyan emekçilerin onurlu koşuşturması bir patlamayla faciaya dönüştü...
Acılar kader olamaz!.. Ama oluyor maalesef. Bir değil, iki değil; bu kaçıncı?.. Ama bu defaki acı ve can kayıpları çok daha büyük boyutlarda maalesef...
Ülkemizde yaşanan her acı olay sonrasında hep birileri çıkar da çıkar, konuşur da konuşur; yok şöyle yapılsaydı, böyle olsaydı... Hep aynı terane. Zira değişen hiçbir şey yok ve neticeler hep aynı: Ailelere düşen acılar, yaşanan perişanlık manzaraları, yürekleri dağlayan görüntüler ve bir hiç uğruna kaybedilen hayatlar, yitip giden onca masum insan...
Madende ölenlerin akıbeti dahi meçhul, sayılardaki şaşırtma ortadayken havalarda uçuşan laf kalabalıklığı mı örtecek bunca acıyı, soruyorum?..
Yerin üstündeki insanların dahi can güvenliğini sağlayamayanlar, yerin binlerce metre altındakilerin can güvenliğini nasıl sağlayacaklardı ki?.. İşte manzara ortada ve kelimelerin bittiği yerdeyiz maalesef!.. Söylenecek söz bile anlamını yitirmiş, acılar yürekleri dağlamış ama...
Ateş düştüğü yeri yakmıştır!..
Gereken tedbirleri almadıkça, “yaş kuru deme, tık torbaya” misali yürütülen işler bu yönde devam ettikçe, ihmaller ve yandaşlara tanınan ayrıcalıklar sürdükçe bu millet daha çok ağlar ve yas tutar; bu bilinmelidir... İşte Soma madeninde yaşanan acıyı ve gözleri yaşlı, babasının tabutu başındaki çocuğun hâlini gördük haberlerde...
Emek istismarları, işçi kıyımları, hak ihlalleri ve sömürü düzenine dayalı birçok şey... Bunların hesabı yarın Allah (cc) katında sorulmayacak mı acaba, dersiniz?.. Sorulacaktır mutlaka ama bunu düşünen mi var?..
Yüzünün karasıyla değil, kömürün karasıyla; yerin binlerce metre altında yalnızca geçimlerini sağlayabilmek, evlerine, çoluk çocuklarına bir lokma ekmek parası götürebilmek adına onurlu bir mücadele vererek bu uğurda canlarını yitiren madencilerimizin ardından ocaklara ateş düşmüş ve milletimiz bu elim olay nedeniyle yeniden yasa boğulmuştur...
Yaşanan bu facianın nedenleri tüm yönleriyle araştırılmalı ve gereği yapılmalıdır...
Henüz olayın tazeliğiyle televizyon ve yayın organlarında vıdı vıdı konuşmalar yapılıp sonra da unutulup gidilmemelidir. Acilen gereken önlemler alınmalı, iş yaşamının şartlarının iyileştirilmesine dönük çalışmalar ve düzenlemeler yapılmalıdır.
Memleketimiz tarihinde 301 kişinin ölümüyle yaşanan en büyük maden kazası olarak kayıtlara geçmesinin ardından beş kişinin ölümüyle yaşanan bu yeni kaza, artık bu kara yazgıya bir “dur” demeyi gerektiriyor...
Yerin iki bin metre altında tarihin en büyük trajedileri yaşanırken, yerin üstündekilerin buna karşı duyarsız olabilmesi hiçbir vicdana sığamaz!..
Ateş düştüğü yeri yaktı; madendeki kardeşlerimiz öldü ama dışarıda da milyonlarca acılı, yaralı yürek var!..
Söylenecek hiçbir söz teselliye çare değil!..
Soma maden kazasında hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine de sabr-ı cemil niyaz ederken tüm ulusumuza ve Soma’ya başsağlığı diliyorum.
