Milletimizin büyük çoğunluğu yokluk ve sefalet içinde yaşam savaşı veriyor. Her geçen gün artan fiyatlar, zamlar ve orantısız bir şekilde hep milletten alınan bedeller millete kan kusturuyor. Büyük bir kesim, çok fakir ve yoksul şartlarda, ödemelerle boğuşuyor. Kısacası, memleketin hâli pek iyi değil.
Siyaset cenahı ise kavgalarla, söz düellolarıyla ve her gün yeni bir olay üzerinden dalaşmalarla gündem oluyor. Milletin bu yoksulluğuna, yaşadığı ekonomik dertlerine ve arttıkça artan gıda fiyatlarına bir çözüm bulalım diyen yok. Ülkemizin en büyük para birimi 200 TL. Ama o da yarım kilo kıyma ya da peynir almaya bile yetmiyor.
İnsanlar açlıkla, sefaletle, yüksek vergilerle ve kiralarla adeta boğuşuyor. İşsizlik ve az bir ücretle geçinebilmek mümkün değil. Ama “Tok, açın hâlinden anlamaz.” misali, bu çığlıkları duyan, gören yok.
Memleketimizin son yıllardaki hâli, berbat ötesi durumlar arz ediyor. Artık haberleri bile izlemeye korkar hâle gelindi. Vuranlar, kıranlar, öldürenler, soyup soğana çevirenler, hileli gıdalar, hileli ve dalaveralı birçok iş, her türden soygunlar, çalıp çırpmalar, devletin her kademesindeki karanlık işlere bulaşmış yaratıklar, çocuk tacizcileri, çeteleşmiş çocuk katilleri, bir türlü bitmek bilmeyen kadın cinayetleri...
Ahlaktan yoksun hayatların çeşitli şekillerde YouTube ve benzeri yerlerde sergilenmesi, aptallıkta sınır tanımayan fenomenlerin her türden yedikleri b...ların çok matahmış gibi izlenmesi ve daha birçok olaylar zinciri yaşanıyor. Bu olayları yapanların, onaylayanların ve bunların içinde yer alan, insanlığını unutmuş insan görünümlü yaratıkların neden olduğu, saymakla bitmeyecek iğrenç durumlar silsilesi yaşanıyor yurdumuzda.
Adeta kötülüklerin ve karanlık işlerin istilası altında kalmış güzelim vatanımızın çilesi bir türlü bitecek gibi de görünmüyor.
Siyaset sahnesinde de kavgalar, sataşmalar gırla gidiyor. Öfkeli konuşmalar, zaten gergin olan milleti daha da geriyor. Bu kavgalar yerine memleketin sorunlarının çözümüne odaklanmaları ve ülkemizdeki kötü gidişatın düzeltilmesine dönük çalışmalar yapmaları bekleniyor. O da bakalım ne zaman acaba? Çıkmaz ayın son çarşambasında mı?
Kargacık burgacık, çetrefilli bütün işler, olumsuzlukların tavan yaptığı her konu millete adeta kan kusturuyor, hayatı zindan ediyor. Ama kim kime, dum duma durumları var!
Eski yıllarda çözülemeyen bütün çetrefilli işlerde kullanılan bir halk deyimi vardır. “Git, derdini Marko Paşa'ya anlat.” derlermiş ya! Maalesef günümüzde artık o Marko Paşa kör, sağır, dilsiz olmuş ki ne dertleri dinlemesi kalmış ne de dertlere çözüm bulması...
Artık iyi sonuçlar doğurabilecek gelişmeleri hiç kimse göremiyor. Ortalık toz dumandan geçilmiyor. Hep olanlar da iyilere, garibanlara oluyor. Onlar zarar görüyor, ölüyor, her türlü şeye mahkûm kalıp perişanlığın dibini yaşıyor.
Hayat akışının düzgün bir hâle gelmesi için çözümler bulunmasına yönelik çalışmaları halk neden hiç göremiyor?
Yurdumuzun her ülkeye kol kanat gerip koşması tamam da kendi ülkesinde yaşananlara da “dur” demesi bekleniyor. Artık sokaklarda ve her yerde cirit atan suç çetelerine güvenlik güçlerinin yaptığı bütün müdahaleler bile yetmiyor demek ki! Bu çeteler giderek çoğalıp cirit atmaya devam edebiliyorlar.
Son yıllarda yaşanan bu kötülükler silsilesi için ne yapılacak, neler yapılacak? Artık birilerinin bu tür kötülüklere “dur” demesi şart.
Ekonomik anlamda düzelmelerin sağlanması, pahalılığın önlenmesi, orantısız artan zamların durdurulması, toplumsal yaşamda huzurlu günlerin yeniden yaşanması ve memleketin feraha çıkmasına dönük çalışmaların mutlaka yapılması bekleniyor.
“Memleketimizin eski yıllardaki huzurlu günleri nerelerde?” diyenler çoğunlukta ve gerekenlerin yapılması bekleniyor.
