Ülkemizin ekonomik durumu hepinizce malum, küçük işletmeler ve esnafın hali ise ortada. Dolar almış başını gidiyor, frenlenemeyen bir gidişatı vardı. Şu iki üç gündür 2-3 puan gerileme var ama yine de ne olacağı meçhul ve bu da en çok dolara endeksli zamları da satışları da çok yakından ilgilendiriyor. Daha yeni alkol, sigara ve tütün mamullerine, benzine, motorine zam geldi bile. Bunun gerisi diğer ürünlerde de gelmeye başlayacak gibi görünüyor.
Halk giderek daha fazla dibe batıyor, daha fazla yoksul ve muhtaç hale düşüyor. Öte yanda ise sistemin nimetlerinden yararlananlar dibini bile sıyırıyor, milletin önünde göz göre göre...
Rakamsal verilere bakılacak olursa, Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) yaptığı değerlendirmelere göre, istihdamdaki artışın iş gücünün gerisinde kalmasının işsizlik oranlarında bozulmaya neden olduğuna dikkat çekiliyor. BETAM açıklamasında: “Tarım dışı istihdam hizmetleri 53 bin ile sınırlı kalırken, sanayide sadece 5 bin artmış, inşaatta ise 11 bin kişi azaldı. Geçen yıla oranla kadın işsiz sayısı 9 bin ile sınırlı kalırken, erkek işsiz sayısında 92 binlik artış kaydedildi.” deniyor.
Yapılan açıklamalara göre 106 bin kişi işini kaybetti, 2,8 milyon işsizimiz var deniyor. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yapılan açıklamalar gösteriyor ki Mayıs ayında yapılan tespitlere göre işsizlik oranı 0.1 puanlık artışla %9,4 olmuş, resmi işsiz sayısı ise 106 bin kişilik artışla 2 milyon 895 bin kişi olmuş.
Türkiye genelinde 15 yaş ve daha yukarıdakilerdeki işsiz sayısı %9,4 olurken, tarım dışı işsizlik 0.1 puanlık azalma ile %11,3 olarak belirtiliyor. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı %17,4 olarak belirtiliyor.
Açıklamalara göre aynı dönemde istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %47,5 olmuş. Açıklamalara göre, İşsizlik Fonu üzerinden bu yıl 870 bin 631 kişiye 1,9 milyar liralık ödeme yapıldığı belirtiliyor.
2015 yılı hane halkı tüketim harcama verilerine göre, dar gelirli bütçesinin %26’sını kiraya, %20,2’sini ise gıdaya ödedi. Kısaca yaşamak için pek de iç açıcı değil bu durum. İTO (İstanbul Ticaret Odası) yaptığı açıklama ile 2016 Temmuz ayı itibarıyla yıllık enflasyonun %9.13 olduğu ve gıda harcamalarında %2.55’lik bir artış yaşandığı yönünde. İSO (İstanbul Sanayi Odası) ise imalat sanayiinde %45,9 oranında bir daralma yaşandığını belirtiyor.
Ekonomik gidişatımızda durum bu. Ayrıca çalışanların ücretlerinden kesinti olacak fon istemediği, kıdem tazminatı fonu kurulmasına dönük çalışmalara pek sıcak bakmadığı belirtiliyor. İş bulup çalışanların bile azıcık parayla iki ucu bir araya getirip yetiremediği bir dönemde işsizlerin iş beklentilerine nasıl bir çözüm getirileceği soruları kafalardaki yerini koruyor.
Borç yükünü sırtlayan vatandaşlar kart (kart faizlerinde Avrupa lideriyiz) ile alışveriş yapmak zorunda ve bu da giderek hacizlerle boğuşmalara kadar gidiyor. Ağır bir geçim yükü altında ezilen vatandaşlar ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette.
Emeklilerin hali ise içler acısı bir durumda. Evine eti, peyniri ve diğer gıda maddelerini götüremeyen binlerce insan var. Geçmiş dönemde vatandaşa 20 TL et yedirileceği vaat edildiği halde bu unutulmuş. Aşırı pahalı vaziyette olan kıyma – et yüzü göremeden beslenmeye çalışıyor. Sokaklarda aç bilaç iş arayıp, boynu bükük dönenlerin sayıları hayli fazla...
Son yıllarda pazaryerlerinin dağıldıktan sonra kalan sebze-meyve artıklarını toplayan insanlara giderek daha çok rastlanıyor denilebilir. Eski insanlar, “Biri yer, biri bakar, kıyamet bundan kopar” dermiş ya... Aynı söylendiği gibi adli ve toplumsal vakalarda şaşırtan olaylar yaşanıyor. Ekonominin çöküşü ile ahlaki çöküş de ve çeşitli suçlar da beraberinde seyrediyor. Toplumun ahlaki yapısı çöküyor da denilebilir.
Vatandaşlar; emekli maaşlarındaki kesintilerin kaldırılmasını, işçi, memur, esnaf, çiftçi emeklileri arasındaki farklılıkların kaldırılmasını istiyor. Hayat standartlarına uygun iyileştirmelerin yapılmasını talep ediyorlar. Özelleştirilen kurumlardaki aşırı faturalandırmalara ve anlamsız katkı bedellerine itiraz eden vatandaşlar bazen kullandıkları su ve elektrik faturalarında kullanım bedelini aşan farklara da tepkili. Devletin bu özelleştirilmiş şirketleri denetlemesini, vatandaşların haklarını gözetmesini istiyorlar. Zira alınan düşük maaşların ödemelere dahi yetmeyecek hale geldiğini söylüyorlar...
Toplumdaki %70’lik kesim geçim sıkıntısı ile boğuşuyor, hatta geçim yükü altında inin inim inliyor. Devletin her fırsatta vatandaşa yüklenmemesini, biraz da devletteki lüks ve israfın kısıtlanmasını ve her kurumda tasarrufa gidilmesini istiyorlar. Lüks makamlar, makam araçları ve her türlü şatafata gidilmeden devletin kendi vatandaşı ile eşit anlama gelen mütevazı kurumları olmasını talep ediyorlar.
Kısacası toplumun feraha ermesi ve insanca yaşayabilmesi için kalıcı tedbirlere ve düzenlemelere ihtiyaç çok fazla. Gerekli iyileştirmeler, düzenlemeler yapılır mı bilinmez. Şimdilik zamlar arka arkaya geliyor ve vatandaşlar da kara kara düşünüyor diyebiliriz.
