Advert

“Aşk Dediğin Lâftır” Derler

Aliye BOZKURT

12-02-2026 16:51

Eski yılların bilinen nostaljik şarkılarındandır bilirsiniz: “Aşk dediğin lâftır derler, sakın kanma onlara” diye sürer gider şarkılar... Günümüzdeki aşklara da akıl sır ermiyor; bir bakmışsınız sarmaş dolaş, bir de bakmışsınız bitmiş gidivermiş. Günümüzde geçici hevesleri aşk sananlar oldukça fazla galiba.

Nerede o Şirin’e olan aşkı için hiç çekinmeden dağları delen Ferhatlar, ya da romanlara bile konu olmuş Tahir ile Zühre’nin, Kerem ile Aslı’nın aşk hikâyeleri... Adı üstünde “hikâye” işte.

Günümüzde dağlar deliniyor ama ya madenleri aramak için ya da devasa rezidanslar, siteler yapmak için. Eh, bu da para ve rant aşkı olmalı herhalde.

Dağları delerek sevdiğine su getiren âşıkları bırakın, yerinden kalkıp bir bardak su getireni bile zor görürsünüz. Son yıllardaki aşkların ömrü ise artık “göz açıp kapayıncaya kadar” süreliğine olmuşsa eğer, maalesef o zaman duygu dejenerasyonu yaşanmışlıklarla dolu bir sürü hayat var demektir.

Toplumsal yaşam içinde giderek azalan, unutulan birçok değerimiz var zaten; aşk ne ki, solda sıfır.

Her dönemde önemli günlerimiz var. 14 Şubat Sevgililer Günü olarak bilinir. Genelde tek taş pırlanta veya hediye yarışı, tüketim çılgınlığına bağlı sektörel bazlı yaklaşımlar duygusallığın, sevginin masumiyetini bile fırsata ve kazanca dönüştürmekle kalmıyor; bence çok yıpratıyor. Zira gücü ve imkânı olmayanların boynunu bükmekle kalmayıp imkânlarını da zorluyor diyebiliriz. Eh, aşkın büyüklüğü hediye alınan pırlantanın büyüklüğü ile ölçülür olunca, alamayanlar sonsuz bir yalnızlığa mahkûm oluyor sanki.

Sevgi daima fedakârlık ister. Sevgi ve aşk iki taraflı ticari bir ilişki değildir; öyle olduğunda anlamını yitirir zaten. Gerçek aşk beden değil, bedel ister diyebiliriz. Sevenlerin biri kendini feda edip diğeri kâr ediyorsa ona “fedakârlık” denemez; onun adı ticari bir anlam taşır, duygulardan söz edilemez.

Oysa sevebilmek, Ala Dağlar kadar vakur ve başı dumanlı olmalı. Sevdalar sert kayalar gibi dimdik, hiçbir şeyden etkilenmeden öylece ayakta kalabilmeli. Yıllarca görenlerin hayran kalacağı bir şekilde olmalıdır.

Kısacası, yürekten koşulsuz şartsız sevebilmek kutsal bir duygudur. Tabii artık günümüzde öylesi varsa...

Günümüzde adına aşk denen, ama uzaktan yakından aşkla alakası olmayan ilişkileri çok görüyoruz ve yaşanılanlara hayret edip şaşkınlıkla baka kalıyoruz değil mi?

Bu yıl da 14 Şubat, nasılsa oluşturulmuş ticari amaca dönük bir kutlama gününden öteye gidemeyecek etkinliklerle her yıl olduğu gibi yine kutlanacak. Buna bağlı birçok sektör de para kazanacak, hepsi o kadar.

Gerçekten karşılıksız, yürekten sevenlerin bu tarz kutlamalara pek de itibar etmediğini biliyoruz. Onlar sessizlik içinde ya kavuşamamanın acısını yaşarlar ya da umutlarla avunurlar.

14 Şubat özel bir gün gibi sunulsa da asıl özel olan her insanın kendine has insani duygularıdır.

Dünya üzerindeki birçok yerde yapılan istatistiklere göre aşkın ömrü sadece üç yılmış. İlk yıllarda yaşananlar sadece tutkudan ibaretmiş; sonraki yıllarda ise yerini şefkat duygularına bırakırmış. Son dönemdeki bir yılda da sadece can sıkıntısı olarak geçermiş. Bu konu uzmanlarının görüşleri böyle.

İlk yıllarda “Beni terk edersen ölürüm” denirmiş. İkinci yılda “Beni terk edersen acı çekerim ama sonra kendimi toparlarım” denirmiş. Üçüncü yılın sonunda ise “Beni terk edersen kurtulduğuma sevinir, şampanya ya da havai fişek patlatacağım” denirmiş.

Aşk konusunda söylemler de çok farklıdır. Sizleri aşkın hayat boyu sürdüğüne de inandırırlar. Oysa bilim adamlarına göre aşk duygusu kimyasal olarak üçüncü yılın sonunda yok oluyormuş.

İlk yıl birlikte eşyalar satın alınır, ikinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir, üçüncü yılda ayrılıklarda eşyalar paylaşılır der uzmanlar. Aşkta başlangıçta her şey güzeldir; siz bile güzelsinizdir. Nasıl olup da bu kadar âşık olduğunuza akıl sır erdiremezsiniz. Her yeni gün mucizelerle doludur. Mutluluk vardır; bu kadar mutlu olduktan sonra başka bir şey düşünmezsiniz. Birlikte görüntüleriniz başkalarının hoşuna gittikçe bu sizi de mutlu eder. Her geçen günün aşkınızı daha da büyütüp sağlamlaştırdığına inanırsınız der uzmanlar. Üçüncü yılda ise giderek sona yaklaştığınızı hisseder, etrafınızı daha dikkatli incelemeye başlarsınız.

Uzmanlara göre aşkın ömrü üç yıl. İlk yıllarda “beni terk edersen ölürüm” denir. İkinci yılda “beni terk edersen acı çekerim ama sonra toparlarım” denir. Üçüncü yılın sonunda ise “beni terk edersen kurtulduğuma sevinir, şampanya ya da havai fişek patlatacağım” denir.

İlk yıl birlikte eşyalar satın alınır, ikinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir, üçüncü yılda ayrılıklarda eşyalar paylaşılır. Aşkta başlangıçta her şey güzeldir; siz bile güzelsinizdir. Nasıl olup da bu kadar âşık olduğunuza akıl sır erdiremezsiniz. Her yeni gün mucizelerle doludur. Mutluluk vardır; bu kadar mutlu olduktan sonra başka bir şey düşünmezsiniz. Birlikte görüntüleriniz başkalarının hoşuna gittikçe bu sizi de mutlu eder. Her geçen günün aşkınızı daha da büyütüp sağlamlaştırdığına inanırsınız.

Üçüncü yılda ise giderek sona yaklaştığınızı hisseder, etrafınızı daha dikkatli incelemeye başlarsınız. Başlarda bu sizi ürkütmez; kendinizi her şeyin yolunda olduğuna inandırmışsınızdır. Fakat üçüncü yıla geldiğinizde sokaklarda dolaşan bütün çıtır kızlar dikkatinizi çeker, onlara imrenirsiniz. Karşılaştırmalar yapmaya başlarsınız. Birlikte olduğunuz kişiyle artık konuşamama dönemine girmişsinizdir. Hatta kafelerde ya da restorandaki yan masada oturanların konuşmalarını dinlemekle geçer zamanınız. Beraberliğinizi sıkıcı bulmaya başlamış, bundan sonrasına bir saniye bile katlanamayacağınızı düşünmeye başlamışsınızdır. Artık bir başkasına âşık olmaya hazır olmuşsunuzdur.

Bilimsel analiz yapanlara göre aşk komplosunun temelinde bir sır yatmaktadır. Aşk aslında insanlarda kimyasal olarak geçici bir dopamin, noradrenalin, prolaktin, luliberin ve oksitosin hormonunun yükselmesidir. Feniletilamin (FEA) denen küçük bir molekül ise neşe, taşkınlık ve keyif duygularını tetikler. Yıldırım aşkı da FEA’ya doyan limbik sistem nöronlarıdır. Şefkat duygusu ise aslında vücuttaki endorfinlerdir. Bu hormonların üçüncü yılın sonunda faaliyetlerine son verdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

İstatistiklere göre üç yıl sonra hormonların etkisi biter. Buna rağmen toplumun bazı kesimleri insanlara büyük bir aşk masalı anlatır. Bu da ticari ürünlerin satılabilmesi için yapılır. Ne istatistikler ne de biyokimya değiştirir: çiftlerdeki aşkın ömrü üç yıldır. Sonrasında “efkâr karması, psikolojik travmalar ya da iç karartan parçalar” dönemleri gelir.

Aşklardaki tek sorun, “ne zamandan itibaren yalan söylenmeye başlandığıdır.” Bilim adamlarına göre “seni seviyorum” demelerinizin tadının eskisiyle aynı olmayacağı bir gün mutlaka gelecektir.

Fransız yazar Frédéric Beigbeder şöyle der:

“Yalnızlık insanı düşünmeye mecbur ediyor. Eğer Descartes bugün yaşasaydı ‘Düşünüyorum, öyleyse varım’ demezdi; ‘Yalnızım, öyleyse düşünüyorum’ derdi. Zira yalnızlık insanlara düşünmek için çok fazla zaman bırakıyor. Kafası ne kadar fazla çalışırsa o kadar çok mutsuz oluyor.”

Ve ekler: “Karınız arkadaşınız gibi olmaya başladıysa artık bir arkadaşınıza karınız olmayı teklif etmenizin zamanı gelmiştir. İnsan sahip olduğu şeyi arzulayamaz; bu doğaya aykırıdır. İşte en güzel evliliklerin bile bir gün çıkıp geliveren herhangi bir yabancı tarafından paramparça edilmesinin nedeni budur. Mümkün olan en güzel kızla evlenmiş olsanız bile, bir gün kapıyı vurmadan hayatınıza ansızın girecek ve üzerinizde aşırı güçlü bir afrodizyak etkisi yapacak yeni bir yabancı mutlaka olacaktır.”

Beigbeder’e göre: “En güçlü aşk paylaşılmayan aşktır.”

Françoise Sagan ise şöyle der: “İşleri içinden çıkılmaz bir hale getirmemek lâzım. Her şeyi olduğu gibi söylemek lâzım. İnsanlar sever ve sonra da sevgi biter.”

Beigbeder başka bir yerde: “Aşk daha başlamadan kaybedilmiş bir savaştır.” der. Ve yine: “Hakikat, aşkın mis kokuları arasında başlayıp, kötü kokular içinde bitmesidir.”

Konfüçyüs’e bir gün aşk nedir diye sormuşlar. O da: “Karşılıktan çok çabaya önem vermeye aşk denir.” demiş.

Nikâhlarda ya da düğünlerde etrafınızda kalabalıklar vardır; ama ayrılıklarda ise nedense hep ve daima yalnızsınızdır. Oysa en çok insanlara o zaman ihtiyacınız varken etrafınızda kimseler pek olmaz derler.

Aşkın ömrü mademki üç yıl, Bermuda Şeytan Üçgeni kadar karmaşık ve anlaşılamaz olduğunu da düşünecek olursak, içinden çıkılamayacak zor dönemeçler yaşamayı da insan ruhundan kaynaklanan fırtınaları da aşklarla birlikte hepsi üç yıllık bir zamanı kapsıyormuş.

Doğanın dengesini hiçbir şey bozamaz. “Hayat ölümle son sözünü söyler” insanlara ve yaşamdaki her aşk da ölüme mahkûmdur denilebilir.

Ülkemizin başına gelen bunca acılar, doğal afetler ve üzücü olaylar varken bu tarz kutlamaları yapmak nedir, bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum.

Hayaller farklı, gerçekler ise çok farklıdır.

DİĞER YAZILARI KIBRIS’TA NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 ABD’NİN GÖZÜ ÜLKEMİZDE Mİ? 01-01-1970 03:00 İsrail Dur Durak Bilmiyor 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Fethinin Yıldönümü 01-01-1970 03:00 Ruz-i Hızır (Hızır Günü) – Hıdrellez 01-01-1970 03:00 Yerli ve Milli Üretim Şart 01-01-1970 03:00 Türk Polis Teşkilâtının Kuruluş Yıldönümü 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE GEÇİLMEZ 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE GEÇİLMEZ 01-01-1970 03:00 Kanlı ve Nefret Dolu Soykırım Vahşetinin Perde Arkasındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 İsrail Resmen Kudurdu-Sıradaki Gelsin Dercesine Katliamlara Devam… 01-01-1970 03:00 Sınırımızın Dibine Sürülen Tehlike 01-01-1970 03:00 HAYDUT DEVLETLER DÖNEMİ 01-01-1970 03:00 GAZETECİLİK YAPMAK YÜREK İŞİ OLDU 01-01-1970 03:00 YENİ YILDA YENİ ÜMİTLER OLACAKTIR 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI 01-01-1970 03:00 Toplum Kime Güvenecek? 01-01-1970 03:00 SALDIRILAR VE DÜŞMANLIKLARIN ALTINDA NE VAR? 01-01-1970 03:00 SÜ UYUR DÜŞMAN UYUMAZ 01-01-1970 03:00 Filistin’de İki Devletli Çözüm Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Gaziler Günü 01-01-1970 03:00 İzmir’in Dağlarına Binalar Dolmasın 01-01-1970 03:00 Şiddet Olayları Bitmiyor 01-01-1970 03:00 Ülkemizin Ciğerleri Yanıyor 01-01-1970 03:00 Ülkemizin Sigortası Lozan Anlaşmasıdır 01-01-1970 03:00 KURAKLIK TEHDİDİ GİDEREK ARTIYOR 01-01-1970 03:00 İsrail Resmen Kudurdu 01-01-1970 03:00 KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 NİHAYET AĞIZLARDAKİ BAKLAYI ÇIKARDILAR 01-01-1970 03:00 Senede Bir Gün Değil Her Gün… 01-01-1970 03:00 1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Günüdür 01-01-1970 03:00 SON KÂBUSUMUZ SANTORİNİ’Yİ UNUTMAYALIM 01-01-1970 03:00 TÜRK POLİS TEŞKİLATI’NIN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ 01-01-1970 03:00 Ege’nin Şifalı Otları Ve Ot Festivali 01-01-1970 03:00 Bu Vatanın Uğruna Canlarını Veren Şehitlerimiz 01-01-1970 03:00 Ülkemizde İşsizlik Boyutları Artıyor 01-01-1970 03:00 ABD Başkanı Yaptığı Açıklamalarla Gündemde 01-01-1970 03:00 SİYASET PENCERESİ 01-01-1970 03:00 Ne Türden Ararsan Var 01-01-1970 03:00 DEVEDE KULAK ZAMLARLA YAŞAMAK 01-01-1970 03:00 YENİ BİR YIL GELİYOR 01-01-1970 03:00 SIĞ DENİZDE YAT LİMANIMI OLUR VAZ GEÇİN 01-01-1970 03:00 AİLE HEKİMLİĞİNE GELEN KARARLAR SAÇMALIK 01-01-1970 03:00 ŞER ORTAKLARINI ELE VEREMEDEN GİTTİ 01-01-1970 03:00 CUMHURİYETİMİZİ İLELEBET KORUMALI VE YAŞATMALIYIZ 01-01-1970 03:00 GERÇEKTEN KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM ŞART 01-01-1970 03:00 Çeşmealtı URİT Kafe içkili mi oluyor? 01-01-1970 03:00 Ülkemizde Yaşanan Acılar Bitmek Bilmiyor 01-01-1970 03:00 İZMİR’İN DAĞLARINA BİNALAR DOLMASIN 01-01-1970 03:00 Küresel Dünya Düzeninin Gıda Politikaları ve Tarım 01-01-1970 03:00 Ülkemizin Dost Görünen Düşmanları Çok Fazla 01-01-1970 03:00 Çeşmealtı’nda Pislikten Geçilmiyor 01-01-1970 03:00 Ülkemizin Sigortası Lozan Anlaşmasıdır 01-01-1970 03:00 Acı Darbenin Yıl Dönümü 01-01-1970 03:00 Şehitlerimiz Var-Acılar Bitmek Bilmiyor 01-01-1970 03:00 “Baba’yı Bulmak” Ne İfade Eder? 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümü 01-01-1970 03:00 Kolları Sıvayıp İşlere Başlanmalı 01-01-1970 03:00 Teknolojiye Uymak Şart 01-01-1970 03:00 Senede Bir Gün Değil Her Gün… 01-01-1970 03:00 1 Mayıs İşçi Ve Emekçilerin Günüdür 01-01-1970 03:00 1 Mayıs İşçi Ve Emekçilerin Günüdür 01-01-1970 03:00 DÜZELTİLECEK ÇOK YANLIŞ İŞLER VAR 01-01-1970 03:00 Seçim Analizi Yapalım 01-01-1970 03:00 Buyur Buradan Yak!.. 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! 01-01-1970 03:00 İSKELE’DEKİ TUVALETLER NEDEN KALDIRILDI? 01-01-1970 03:00 Ege’nin Şifalı Otları ve Ot Festivali 01-01-1970 03:00 Toplumun Ruh Sağlığı Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Erzincan-İliç’te Dağ adeta aktı 01-01-1970 03:00 Yeni Yargı Paketi Geliyor 01-01-1970 03:00 Bozdur Bozdur Harca Zamları 01-01-1970 03:00 Yarım Yamalak İşler Bıktırdı Artık 01-01-1970 03:00 Filistin’de İki Devletli Çözüm Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞININ AYAK SESLERİ 01-01-1970 03:00 URLA’NIN BEREKETLİ TOPRAKLARINDAN ADAYLAR FIŞKIRIYOR 01-01-1970 03:00 İKRAMİYE DAĞITIMINDA ADALETSİZ DAVRANAN DEVLET 01-01-1970 03:00 Kanlı ve Nefret Dolu Soykırım Vahşetinin Perde Arkasındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Yaklaşan Karabulutlar ve İsrail Terörü 01-01-1970 03:00 İsrail Dur Durak Bilmiyor, Sivil Katliamları çok 01-01-1970 03:00 Ahi-Evran’dan Günümüze Esnaflık 01-01-1970 03:00 BEKLE DE GÖR BAKALIM 01-01-1970 03:00 BURUK VEDALAR 01-01-1970 03:00 Hukukun Üstünlüğü mü, Üstünlerin Hukuku mu? 01-01-1970 03:00 GİDİŞAT VAHİM BOYUTLARDA 01-01-1970 03:00 URLA KÜTÜPHANESİNİN MİNİK MÜDAVİMLERİ 01-01-1970 03:00 DENİZLİ MAHALLESİ’NDEKİ ÇEŞMENİN SUYU NEREDE? 01-01-1970 03:00 Çeşmealtı’ndan İzmir’e Belediye Otobüsü Çalıştırılmalıdır 01-01-1970 03:00 Çeşmealtı’ndan İzmir’e Belediye Otobüsü Çalıştırılmalıdır 01-01-1970 03:00 Kasaba Siyaseti 01-01-1970 03:00 Dünya Çevre Günü’nün Anlamı Doğadan Sadece Çöp Toplamak Değildir 01-01-1970 03:00 Dünya Çevre Gününün Anlamı Doğadan Sadece Çöp Toplamak Değildir 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Fethinin 570.Yılı 01-01-1970 03:00 Ekonomik Şartları Ne Zaman Düzeltebileceğiz? 01-01-1970 03:00 Devre Arası Verildi, İkinci Raunt 28 Mayıs’ta! 01-01-1970 03:00 Ruz-i Hızır (Hızır günü) Hıdrellez 01-01-1970 03:00 Milletin Manifestosuna Kulak Verin!... 01-01-1970 03:00 ÇAN DÜŞTÜ, EZAN SUSTU, HAZAN GÖÇÜK ALTINDA KALDI 01-01-1970 03:00 BEYZBOL SOPASI 01-01-1970 03:00 PUASSON D’AVRİL 01-01-1970 03:00 PUASSON D’AVRİL 01-01-1970 03:00 ALİ FEHMİ EFENDİ KARAKOLU AÇILMALIDIR 01-01-1970 03:00 Ülkemizde Felâketler Zinciri Yaşanıyor 01-01-1970 03:00 YÜREKLERDEKİ ACILARLA BÜYÜMEK 01-01-1970 03:00 OSMANLIDAKİ DENGE SÜTÜNLARI TEKNİĞİ 01-01-1970 03:00 85 MİLYON TEK YÜREK OLDU 01-01-1970 03:00 Hayırsızlar Odası Seçimleri Yapıldı 01-01-1970 03:00 TÜRK YARGISINDAN ÇOK OLUMLU BİR KARAR 01-01-1970 03:00 Din Sömürüsü Yapan Aşağılık Adam 01-01-1970 03:00 Dünyanın Çevresinde Bir Günde 7 Tur Atıyoruz 01-01-1970 03:00 Yaptıkları Hiç Şaşırtmıyor 01-01-1970 03:00 GÜNÜMÜZDEKİ TRENDLER DEĞİŞTİ 01-01-1970 03:00 EYT ERDİ MURADINA BİZ ÇIKALIM KEREVETİNE 01-01-1970 03:00 BESLEDİKLERİ YILANLAR ŞİMDİ KENDİLERİNİ SOKUYOR 01-01-1970 03:00 Dünya Kupası Sona Erdi 01-01-1970 03:00 ÇOCUK İSTİSMARLARINA KİM DUR DİYECEK? 01-01-1970 03:00 VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞTI, SALGINLAR HALEN DEVAM EDİYOR 01-01-1970 03:00 ÖNÜ FORMA ARKALARINI SORMA 01-01-1970 03:00 İstiklal Patlamasını Organize Eden Emperyalizmdir 01-01-1970 03:00 PAHALLILIK TAM GAZ GİDİYOR 01-01-1970 03:00 İRAN İÇ SAVAŞA MI SÜRÜKLENİYOR? 01-01-1970 03:00 ABD’NİN GÖZÜ ÜLKEMİZDE Mİ? 01-01-1970 03:00 Pahalılık tam gaz gidiyor 01-01-1970 03:00 117. YILINI KUTLAYAN DEĞERİMİZ GALATASARAY 01-01-1970 03:00 ABD SAVAŞLARI BAŞLATMAKTA BİRİNCİ 01-01-1970 03:00 Ahi-Evran’dan Günümüze Esnaflık Haftası 01-01-1970 03:00 KADIN CİNAYETLERİ BİTMİYOR 01-01-1970 03:00 İZMİR’İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR 01-01-1970 03:00 PROMOSYON YARIŞLARI 01-01-1970 03:00 Yunanın Yaptığını Görmezler 01-01-1970 03:00 TOPLUM KİME GÜVENECEK? 01-01-1970 03:00 İNSANOĞLU DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAMALI 01-01-1970 03:00