Ülkemizde uzun bir zamandan bu yana bir türlü bitmeyen şiddet olayları ve kavgalar giderek çoğalıyor durumu söz konusuyken ve her kafadan çeşitli sesler çıkıyorken, güneydoğu bölgemizde de kaynaşmalar ve kimseye ne olduğunun bile izahı verilmeyen olaylar meydana geliyor, mesela Kayseri’deki olaylar…
Sınır bölgelerimizde ise hiç güvenli bir ortam yok, giren çıkan belli değil, çeşitli guruplardaki terör örgütü mensupları, ajanlar, mülteciler, Yunanın ittirip karasularımıza attığı botlardaki sığınmacıların hırlı mı hırsız mı, katil mi ne olduğu belli değil geliyor da geliyorlar, yani tek kelime ile neyin ne olduğunun belli olmadığı bir ortamdayız...
Bu karmaşık ortamlarda önceki yıllarda Şanlıurfa Suruç'ta Amara Kültür Merkezi’ndeki yapılan bombalı terör eyleminde 32 kişi ölmüştü ve yüzlerce yaralı vardı hatırlayın, failleri bulundu mu?..
Böylesi karmaşık bir ortamları fırsat bilenler yapacağını yapıp Şanlı Urfa Suruç'ta A-4 patlayıcı ile adeta katliama benzer bir terör eylemi yapılmıştı ve o kanlı eylemi yapan canlı bombacının da İŞİD bağlantılı olduğu söyleniyordu, olayın ardından bir çok sıkı takipler yakalamalar yapılmıştı ama netice?.. Bilmiyoruz..
Olayların devamında şehit edilen askerlerimiz ve polislerimiz de vardı ve yüreklere acılar düşmüştü…
Her defada olduğu gibi, olay sonrası cak cak cak, her kafadan ayrı bir açıklama, ayrı bir lâf ve bir dizi açıklamalar kalabalığı oldu, neticenin ise ne olduğu, hiç bilinmiyor...
Patlamayı yaptığı söylenen terörist İŞİD'linin bahanesinin ise, koalisyon gücü uçaklarının Suriye’deki yaptıkları bombalamalar için hava sahalarımızı kullanmasından ve peşmerge güçlerinin Ayn-El Arab'a geçişlerinin ülkemizden sağlandığı, çeşitli desteklerin verildiği ve oradaki ölen İŞİD'lilerden de sorumlu tuttukları için ülkemizi hedef aldığını ve eylemi bunun için yaptığı belirtiliyordu, olay çok manidardı ve olaylardaki perde arkasının ne olduğunun cevabı neydi gibi henüz net bir şekilde verilemeyen çok sorular var!..
O dönemlerde, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’na (SGDF) mensup 19 ilden gençlerin Kobani'ye yardımlarını götüreceklerini basın açıklamasıyla ilân edip oraya gidileceğini açıklamıştı, bu gençlerin büyük çoğunluğunun ise HDP'nin yeni adı DEM olan kendi tabanına ve teşkilatlarının mensupları olduklarını da öğrenmiştik ama ne hikmetse Amara'da toplanılan o alanda hiç bir HDP' li vekil yoktu ve oraya nedense bir tanesi bile gitmemişti!..
Açıkça söylemek gerekirse bu olayda da birçok fazla akıl karıştıracak ve cevaplanamayan sorular vardı, unutuldu gitti…
Oysa oralara götürülecek olan yardımları, Kobani'de artık ne çocukların ne de sivillerin yaşamadığı bir hale gelen ve şu anda bile bir çok çeşitli terör güçlerinin orada odaklandığını biliyoruz orası terörist dolu bir yer haline gelmişken, gönderilecek olan yardımların niçin başka yelere değil de özellikle Kobani'ye götürülmesinin düşünüldüğünün aslında ya da arkasındaki nedeni nedir, diye de sorabiliriz?..
Yerli yersiz her zamanda ve her yapılan açık alan toplantılarında maydanoz olan HDP nin vekillerinden niçin biri bile orada yoktu, üstelik de kendi partilerinin gençlerinin olduğu ve plânlanmış bir etkinlik iken neden hiç birisi orada yoktu?..
İstendiği zaman fişledikleri kişilerin kulağını bile kaşıdığını takip eden istihbaratımızın ve güvenlik güçlerimizin bu olaydaki ihmalinin(ihmal olduğunu düşünmüyorum ama) arkasında neler ya da ne gibi sebepler vardı?. O zaman oralarda millete açıklanamayacak kadar mühim bir durum mu vardı? ..
Oralarda huzuru ve asayişi sağlayacak olan bütün güvenlik güçlerimize niçin yeterince yetkiler ve alan verilmiyor, adeta elleri bağlanırcasına ve adeta zevahiri kurtarırcasına kısıtlamalar getiriliyor?..
İŞİD bu yaptığı eylemler ile sesini dünyaya duyurmak istedi diye düşünecek olursak, zaten yaptığı bütün kanlı eylemlerle bütün dünyaya kendini yeteri kadar duyurmamışmıydı ki, yenisine niye gerek duydu ya da olaylardaki asıl amaçlanan neydi de ondan yaptılar…
Olayların üzerinden planlanan başka kirli ittifaklar ve pazarlıklar mı vardı ki, oraya gidenlerin tamamı bu kirli pazarlıkta kurban mı seçilmişlerdi?.. Bunlar hiç bilinemeyen karanlıkta kalan sorulardı.
Bu olaylarla birlikte ülkemizde kaos ve iç kargaşalar mı yaratılmak isteniyordu, ya da Suriye'de yaşanan savaş ortamı bizim ülkemize mi çekilmek isteniyordu? Bunu bilemiyoruz.
Zira Koalisyon güçlerinin belirli taktiği, önce İŞİD kıyamet kopartılmak istenilen bölgeye sürülüyor, oralarda yaptıklarından sonra da havadan koalisyon güçleri, karadan da devşirilmiş bütün terör gurupları devreye girmiyorlar mıydı, sonunda da oralara yerleşerek kanton oluşturmuyorlar mı? O kopartılan kaosla onları bizim sınırlarımızın içine sokarak ayni tezgâhla sözde müdahale mi edeceklerdi onu mu planlamışlardı?..
Bilindiği gibi 2 Ekim tarihinde de Kobani olayları bahane edilerek olaylar ve kargaşalar çıkarılmıştı ve o olaylarda da ölenler olmuştu, bunların ve diğer olayların hep ortak noktasının Kobani olması çok dikkat çekici değil midir sizce de?..
Yaşanan olaylarda sorulacak olan sorular çok fazladır ve yaşananlar pek de iç açıcı değildir, tek kelime ile iç savaşın çıkarılarak Emperyalist güçlerin aslında yapmak istediği BOP kapsamındaki plânladıkları bölünme, ihanet projesinin işaret fişeği mi atmayı amaçlamışlardı da güçlü istihbaratımızın ve askeri gücümüzün sayesinde bu hain planlarını başaramadılar mı acaba?...
Açıkçası söylemek gerekirse, sınır güvenliğimiz başta olmak üzere, istihbarat, iç güvenlik, dış güvenlik ve dış politika alanlarındaki gücümüzün önemi bir kez daha ortaya çıkıyor zira düşmanlarımız çok fazla, içteki hainler ise onlardan fazla olunca savunmamızın önemi çok fazla gerekiyor, bu konulardaki son derece başarılı olan askeri güçlerimizin ve bütün savunma mekanizmalarımızın titiz çalışmaları sayesinde hain saldırıların üstesinden gelebiliyoruz, gelmek de zorundayız çünkü üç tarafı denizlerle ama dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülkede yaşıyoruz…
Yurt savunmamızda asla zaaflara yer olamaz ki olmuyor da zaten.
ABD’nin ve bütün koalisyon güçleri denen ülkelerin destekleri ile oralarda çeşitli olaylar var, terör örgütleri ve ne olduğu belirsiz bütün guruplar oralarda borusunu öttürüyor höt diyen yok, bu örgütlere Ermenistan'dan çeşitli destekler ve silâh yardımı yapıldığı ve desteklendikleri de söyleniyor, o yöredeki yaşayan halkın olayları ve oralarda neler olduğunu anlatımları çok acı ama ne duyan ne de dur diyenler var.. ABD den yüz bulan terörist liderlerinin açıkça o bölgeye de yeni bir kanton bölge oluşturulmasının düşünüldüğünü bile alenen, utanmadan açıklıyorlar ama dur diyen yok!.. (Ermenistan sınırlarını genişletip o bölgeden Karadeniz’e açılmak istemiyor muydu )Bununla ilgili çeşitli yürüttüğü politika ve faaliyetleri de alenen ortadayken, hatırlayın…
Bir taraftan da KKTC’de yapılanlar, sinsice ve sessizce orada da bazı dalavereler döndürülüyor, ama nedense onu gören, tedbir alan yok zira orda da hain planları var hepsinin…
Açıkçası düşman dört bir koldan ülkemize saldırıyor amma terör yoluyla, amma ekonomik kriz yoluyla, amma siyaset yolu ile saldırtıyorlar, açıkça söylemek gerekirse her türlü melânet var hepsinde!..
Hatırlarsanız, Reyhanlı patlamasında ölen 50 kişi, Cilvegözü'nde 13 ölü, Suruç’ta ölen 32 kişinin dışında çeşitli olaylardaki hayatını kaybedenler ve en önemlisi de oralarda verdiğimiz şehitlerimiz vardı...
Bunların hesabını kimler ve nasıl verecek?..
Kendi ülkemizdeki yaşanan iç sorunlarımızı çözmek yerine başka ülkelerin iç işlerine burnunu sokmadan kendi ülkemizin haklarını savunmalıyız ve ulusal egemenliğimizin, Cumhuriyetimizin bekası için ne gerekiyorsa yapmalıyız.
Yıllardır gayet güzel yaşadığımız sınır ötesi bütün komşularımızın hepsi ile günümüzde sorunluyuz, Terör Örgütlerinden oluşmuş yeni sınır (ABD destekli) komşularımız oldu, her nedense hep melanet çemberi döndürülüyor.
Küresel güçler ve adı şimdilerde Koalisyon güçleri, kendi ellerindeki akan kanlara bakmadan bu oyunların arkasında sanki kendileri yokmuş gibi bir de bizim ülkemizi terörist guruplara destek veren ülkeler (kasıtlı olarak)kapsamında görüyor. Açıkçası perde arkasından istediğini, destekleyip, kurgulayıp, senaryoları da bizimkilere uygulatıp, maşa varken kendi elini yakmadan kolayca, amaçladığı hedefe (BOP) planına adım adım sinsice yaklaşıyorlar... İsrail Gazze’yi katliamlar ve soy kırımlarla yok ederken sessizler hatta ABD parlamentosunda insan kasabı Netanyahu’yu ayakta alkışlıyorlar çünkü kendi ruhları da hedefleri de ayni de ondan…
Mevcut düzenin yasal olarak verdiği siyasal haklar neticesinde seçilerek meclisin çatısı altına girmiş olan ve yine bu milletin vergileri ile vekillik maaşları alarak semiren(DEM) zat’lar, ekmeğini yedikleri millete ve Üniter devletimize karşı entrikalı işlere alet olmakta ve azıttıkça da azıtmaktadırlar, onlara yüz veren ülkelere güvenip, haince plânlarla üstüne tüy dikip, işin cılkını çıkartmaktadırlar.
Yapılan açıklamaları dikkatle dinlerseniz, kem küm anlatılarak, anlayana çok şey, anlamayana hiç gibi yapılan, ardından çeşitli kişilerden ve ağızlardan tonlarca çıkan lâfı evelemeler ve gevelemeler hep sürüyor, Bremen mızıkacıları gibi çıkan her sesin tek ortak hedefi var, "Parçala, böl, yönet" sistemi, bu doğrultudaki bölünme ve özerklik yapılanmalarını oluşturacakları her türlü hain oyunu kurguluyorlar- Orta doğuda ve her yerde bunları uygulamaya devam ediyorlar…
Amaçladıkları hain emellerine iç kargaşalar, ya da iç savaş çıkarıp kısa yoldan varmak istedikleri çok açıktır, arkalarındaki destek veren Emperyalist efendilerine ve onların içerdeki yardakçılarına dayandıkları açık bir şekilde görülüyor.
ABD ve onunla işbirliği eden emperyalist ülkelerin sinsi politikalar ile senaryolaştırıp, kendi ellerini yakmadan, taşeron terör örgütlerini kullanmaları ve onların aracılığıyla da diğer ülkeleri işgal ettiklerini unutabilir miyiz?.. İŞİD’de küresel bir terör örgütü değil midir?..
En son Suriye'de yaşananlar ortada, önce İŞİD sahaya salınıp, oraları talan edip, yakılıp, yıkılıyor, insanları vahşetlerle öldürüyor, ardından koalisyon güçleri devreye giriyor ve onları kendi istediği noktalara sürerek havadan bombalıyor bir yandan da, karadan diğer çeşitli devşirilmiş,(YPG, PKK, ÖSO gibi) takviye terör grupları sözde kurtarıcı havasında oralara gelip yerleşiyor ve bölgeyi giderek Kürt bölgesi haline dönüştürüyor, Gazze olayları da ayni bahaneyle başlatılmadı mı, Kassam subayları saldırdı diye başlatılan Gazze’deki soykırımlar halen devam ediyor, orada bir ülke yok ediliyor dünyanın umurunda değil zira işlerine öyle geliyor…
Yıllardır mücadele verdiğimiz eli kanlı örgütü bu günkü yasal zemine oturtanlar kimler, ayni ülkeler değil mi?
Yıllardan beri "dış güçler" tarafından çeşitli şekillerde beslenip, serpilip büyütüldü, bütün karanlık amaçlarına maşa olarak da kullanıldı, türlü çeşit entrikalar çevirip, çeşitli vahşet senaryolarını uyguladılar, dökülen kanlar ve gözyaşlarını görmezden gelerek sinsi plânlarını devam ettirdiler. Şimdi “eğit-donat” adı altında yıllarca vatanımıza hainlik eden eli kanlı bütün teröristlere askeri dersler ve savunma taktiklerini bile verir hale gelmediler mi (eğit-donat) halâ da yüz verip, hatta astarını bile vermiyorlar mı o hain maşalara.
BOP projesi kapsamında Ortadoğu 15 ayrı devlet olacak diyen ABD- Emperyalist ülkeler ve onların yerli yardakçılarının çok iyi bildiği bu senaryolar değil mi?..
Ortadoğu bölgesinde İsrail’den başka egemen tanımadıklarını ve hep hesaplarını bu doğrultuda yaptıkları göz ardı edilebilir mi?.(İsrail ve Arz*ı Mev-ut Vad-edilmiş topraklar planı)
Gelinen bu nokta artık hiç kimseyi şaşırtmasın, açıkça, göstere göstere hain uygulamalarına devam ettikleri çok açık!...
Milletimizin de idarecilerimizin de artık aklını başına alması gereken çok hassas bir zamandayız, hiç kimse şunu unutmasın ki, ülkemizde "Millet varsa, Devlet vardır", sözün Özü Türk milletimizin bağrına hançer gibi saplanıp yerleştirilen sığınmacı-mülteci vs. gibileri bu milletten olamaz zira onlar kendi ülkelerini bile savunmayıp bırakıp kaçmışlar bizim vatanımızı mı savunacaklar, hepsinin geldikleri ülkelerine geriye gönderilmesini bütün milletimiz zaten istiyor ama nedense bu sesi de duyan yok…
Bu cennet vatanı yedi düvel düşmandan kurtararak kurtuluş mücadelemizin nasıl verildiğini, bu uğurda ne şehitler, canlar verdiğimizi hiç kimse aklından çıkarmadan Vatanımıza sahip çıkmalıyız, içerdeki ve dışarıdaki bütün hainlere karşı da tek yürek olmalıyız..
Vatanımızın ve Cumhuriyetimizin bekası için milletçe el ele vermeliyiz…
Bunu hiç kimse unutmamalıdır...
