Çevre katliamı gibi bir karar için ısrar edilemez…
Bir süreden beri sesi çıkmayanlar yine başladılar “Çeşmealtına Yat Limanı Yapılacak” demeye.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeni bir taleple bu konunun yine gündeme geldiği bildiriliyor, taktılar ille de “Sığ Denizi talan edecekler” ve yerine yat limanı yapacaklar…
Sahilden yaz kış denize baktığınız zaman denizin içinde küçüklü büyüklü balıkların sürü gruplar halinde yüzdüğünü görebilirsiniz, zaten adı üstünde orasının adı yıllardır “Sığ Deniz” olarak bilinir. Hiçbir derinliği olmayan burada balıkların ve deniz canlılarının üredikleri, deniz patlıcanlarının ve her türlü deniz canlısının barınıp ürediği bir körfezdir ve Çeşmealtı’nın da tam kalbi denilebilecek bir noktasıdır. Buraları talan edercesine kazıp derinleştirip yat limanı yaparak bütün bir sahili içinde yaşayan canlılarıyla yok ederek yapılacak yat limanı burayı öldürmekle eş değerdir. Böyle bir çalışmadan kim neyi bekliyor da bu kadar ısrarla buraya yıllardır yat limanı yapmakta ısrar ediliyor anlamak hiç mümkün değildir!
Yat limanları olan yerlere bakarsak, Çeşme - Kuşadası gibi yerleri göz önüne getirin her tarafı tellerle çevrilmiştir ve oralara girişler yasaktır. Yat limanı olan bölgede de zenginlerin yatları kış dönemlerinde barınak olarak bağlanır, kışlamak içindir, oralarda yaz sezonuna kadar bağlı kalan yabancı oligarkların ve tuzu kuru zenginlerin tekneleri uzun bir zaman atıl kalır, tekneler yatlar orada bağlı dururlar, yat limanı olan bütün bölgelere de kimseleri sokmazlar, ölü bölge gibidir o kadar… Avrupa’da bir çok şehirde yat limanları yapılması durdurulmuştur, hal böyle olunca elin gavuru verir parayı yatlarını senin denizlerinde talan ettirilen yat limanında bekletir, “üç kuruş para verecekler” diye de senin doğallığın, çevre ve bölgenin talan ediliyor oluşu onları hiç ilgilendirmez.
EŞEK ADASI’NIN VE PINARLI ADA’NIN İZMİR’E BAKAN YÜZÜ DOĞAL BİR LİMAN GİBİDİR. Hem derindir hem de doğal bir koy olması bakımından teknelere barınak ya da liman yapmak için daha uygundur, neden bunları düşünmüyor da ille de Çeşmealtı sahilini yani “Sığ Denizi” yat limanı olarak yapmakta ısrar ediliyor anlamak mümkün değildir. Büyük tekneler için o deniz çok fazla kazılarak derinleştirilecektir ki sahil de ekolojik denge de mafolacaktır, bunlar niçin düşünülmüyor? Ayrıca burada geçimini balıkçılıkla sürdüren küçük balıkçılarımız da var. Bunları hem ekmeğinden ederek, çok uzaklara sürmekte o ailelere hayatı zindan etmek olmayacak mıdır? Bu konular neden etraflıca düşünülmeden “hoop birileri istedi” diye oldu bittiye getirilmek isteniyor, anlamak mümkün değildir...
Çevreye ve yaşadığı yerlere duyarlı bütün vatandaşlarımız daha evvel de bu projelere karşı çıkmışlardı ve ÇED raporları olumsuz olduğu için yapımlar durdurulmuştu, şimdi neden yeniden gündeme geliyor, unutturup tekrardan mı başlıyorlar talan projelerine anlamak mümkün değildir...
Unutturup unutturup tekrar edilen ve bu yörede yaşayanları da çok huzursuz eden bu saçmalıktan vaz geçilmelidir.
Çeşmealtı’nın tek sahili orasıdır ve insanların denizi görmelerine set çekecek yat limanı projesi saçmalığından geri dönülerek başka alanlarda yapılması düşünülmelidir.
Millet canı boğazında ekmek parası kazanma mücadelesi vermekteyken birilerinin yat zevki için çabalamak abesle iştigal değil midir?
Sıfır Atık Projesi diye “lafta çevreci” olanların her konuda çevrenin talan edilmesine sessiz kalmamaları gerekiyor.
