Memleketimizde de korsanın ve haraminin tüccardan ayırt edilemediği pek çok olay ve durum tarihi kayıtlarda yer almaktadır. Bunlardan en ilginci ve (bence) İzmir tarihi açısından en önemlisi, çok ayrıntılı bir şekilde Derviş Gezgin’imiz Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinin 9. Cildinde ve “Alman Boğazı menzilinde hakirin başından geçenler” ara başlığı altında yer almıştır. Gezginin bölgedeki anılarında aslında pek çok başka eşkıya öyküsü de yer alıyor ve hatta biri tam da Urla çıkışında yaşanıyor. Hemen hepsi de kanlı çatışmalarla yaşanıyor. Ancak Alman Boğazı olayı asıl konumuz açısından tam ibretlik. Alman Boğazı sanıyorum eskiden bizim Kaplan Boğazı dediğimiz yer ya da oraya çok yakın kayalık bir bölge. Torbalı (Özbey) den bir kısım yeniçeri koruması yanında olarak yola çıkan gezginin kafilesi, Selçuk yakınlarındaki bir bölgeye (Zeytinköy) ilerlerken olanlar oluyor. Yıl 1671’dir ve Osmanlı en güçlü çağını yaşamaktadır. Daha 2. Viyana Kuşatması hayal kırıklığı ile onu izleyen zaman içindeki toprak kayıplarını yaşamamıştır. Yorumları sonraya ve sözü ünlü gezginimize bırakalım:
“Bismillah ile amansız Alman Boğazı'ndan içeri tüm silahlı yoldaşlarımızla girip yarım saat gittiğimizde gördük ki bize karşı 20 atlı üzerimize at bırakıp gelirler. Biz de hazır olduk. Ama bunların üzerleri kızıl kan revan, kiminin eli kolu yaralı, atları durmuş, yanımıza gelip, ‘Bre ümmet-i Muhammed nereye gidersiz? İleri uğurunuzda 40-50 haramiler bizi kırıp bu kadar mallarımızı alıp ardımız sıra kovup gelirler!’ diye feryat edip kaçtılar. Biz de bir yere toplandık, yeniçeri yoldaşlarımız atlarından indiler. Yaya olarak tüfenkleri ile salınarak pervasızca yola devam edip giderken hemen Alman Boğazı'ndan içeri 40 adet küheylan atlı, kimi tüfenkli, kimi oklu ve mızraklı, kollar kızıl kan, ellerinde okları sıyrılmış adamlar belli oldu. Biz de onlara kurşun havale edince açıkta at başı beraber durup içlerinden bir adam gelip, ‘Bre gaziler, şimdi bu an ileri kaçan 20-30 atlı gördünüz mü?’ diye sordu. Biz de "gördük" diye cevap verdik. ‘Bre medet, onlar haramilerdir. Bizi basıp kırdılar. Hamd olsun biz galip gelip atlarımızda derman kalmadı. Medet sizin atlarınız dinçtir. Haramilerin da atları kalmıştır. Bre medet şunlara yetişin!’" diye feryat ettiler. Mecalsiz kalmışlar, ama gel imdi ne çare edersin? İleri kaçanlar bunlar için harami deyip kaçtılar. Bunlar mı harami, onlar mı celali? Şüphede kaldık. Hele cüret edip bunlar ile karışıp bildik ki bunlar tamamen tüccarlardır. Hemen bunların dinç atları olanları ile bir
yere gelip 20 atlı tüfenkli yeniçeri yoldaşlarımızla geriden at boynuna düşüp hamd olsun dinç atlarımız ile seğirtip Alman Boğazı'ndan taşra bir seyrek armutlu sahrada bunlara çattık. Meğer atları dermansız kalmış. Hemen bizi görünce atlarından inip cenge başladılar. Bunlara bir uğurdan göz açtırmayıp, at koyup onu onda bunu bunda diyerek bir hayli cenk edip artlarını önlerini cevirdik. Bunlara kurşun vurup köpek cengi ederken bir kölem yaralandı ve bir atım öldü. Onlardan dördünü katledip ve altısını diri yakalayıp at ve silahlarını tamamen hakir alıp hizmetçilerime verdim. Geri kalanı ‘Çamlı dağlar budur!’ diye can attılar. Onu gördük, geriden 40 atlı bezirganların dinç atlıları gelip bize yardıma yetiştiler. Hemen tüccarın biri dalkılıç olup bağladığımız haraminin birine ateş saçan kılıcı nasıl vurduysa herifin kellesi yuvarlandı. Bezirgân, ’Benim kardeşimi bu kafir öldürdü. Hamd olsun ben de bu kafiri kesip intikam aldım" dedi. Ve tüccarın da geride olanları gelip bize,
‘Hamd olsun şu melunları ele getirmişsiniz’ diye hakirin ve yoldaşlarımın ellerini öperlerdi.
‘Ya bu haramilerin gerisi ne oldu’ dediler. Biz de ‘İşte dağlara kaçıyorlar’ dedik. Derhal hepimiz yaya ve atlı dağlara girip elimizden kaçan tüm haramileri ele getirip cenk ederken Allah'ın hikmeti yine ol
Bezirganlardan 3 yiğit şehit olup bizden 2 yiğit biraz yaralandı. Benim kölemin biri kendini atıyla bir ağaca çarpıp biraz yaralandı. Şehitleri atları üzere bağlayıp 12 haramiyi de bağladık. Atlarını ve silahlarını alıp tüccarlar ile cenk sonrası kardeş olup yine Alman Boğazı'na yollandık. Onlar bize ‘Siz Hızır'sınız’, biz onlara ‘Siz Hızır İlyas'sınız’ diye şenlikler ederek Alman Boğazı içinde bizim ve onların ağırlıkları yanına geldik. Meğer bu mahalde tam 3 saat cenk edip 7 harami kesmişler ve kendilerden 9 adam da şehit olmuş ve 7 atları düşmüş. Bu dere içi leş, kelle-paça ve kanlı silahlarla lalezar bir savaş meydanı olmuş. 10 Seyishaneleri var imiş, tüm çuvalları dağılıp toz toprak olup yatar.’Bre filan oğlan nerdedir?’ ‘O şehit oldu, işte derede kan içinde yatar’ dediler. ‘Ya bre filan filan nice oldu?’
‘Onlar kaçan haramilerin artları sıra kova gittiler’ diye cevap verdiler. Meğer bunlar Kuşadası'na gider 50 adet zengin tüccarlar imiş. 40 Adet haramiler bunları gözetip bu Alman Boğazı'nda basmışlar. Allah bunlara fırsat verip biz de yardıma yetişip hamd olsun hayli yüz aklığı oldu. Onu gördük; dağlara giden hizmetkar yararları dağdan yedisini de atıyla donuyla yakalayıp üç kelle ve bir şehit olmuş yiğitleri ile geldiler. Bunların kimi sevinir ve kimi ağlar oldular, kimi vay kardeşim der, kimi vay efendim der. Zira bu yerde çatışma sırasında 11 adet adamları şehitler şerbetini içerek ahiret sarhoşu olduğundan bu tüccarların bazıları üzülmüş ve perişan olmuşlardı. Hele bunlara teselli vererek,’Buna çare, hemen bu amansız Alman'dan hareket edelim’ deyip tüm şehitlerini ve bizimle cenk ederken tüccardan şehit olan 4 adamla toplam 16 şehitleri bir sırada çimenlikte tepe üzerine gömüp ruhları için birer Fatiha okuduk. Kısacası iyi cenk etmişler. Gerçekten de cesur ve yiğit adamlar imiş.”
Acaba sağ yakalanan haramilere ve eşyalarına ne oldu?