Önceki yazımızın (VU-35) tanıtım başlığında; “Geçmiş mi bizi belirliyor, biz mi geçmişi ?” diye sormuştuk. Bu soru insanlığın bencillik, şovenizm ve ırkçılıktan, objektif, tarafsız ve en geniş anlamıyla hümanist uçlarına dek yayılan katmanları arasında bir yer seçmemizi öngörüyor. Çünkü (analitik arkeoloji, karşılaştırmalı dil ve  genetik analizlere dayanan) bilimsel “Üç Ayaklı Yöntem” doğal olarak geçmişin bizim güncel özelliklerimizi belirlediğini gösteriyor. Tam tersine, “manipüle edici (Bkz. : Psikoloji sözlükleri)” siyasi ve sosyo-ekonomik tasarımlar ise geçmişi kendilerine göre tanımlayarak, aslında geleceği ve insan düzenini seçilmiş bir grubun işine geldiği gibi yapılandırmaya çalışıyor. Bu mücadele büyük olasılıkla sonsuza dek sürecek. Bir banka reklamı vardı; “Hepimiz aynıyız, ama biz X bankasıyız!” diye; bence söz konusu kültürel karmaşıklığı çok doğru dillendiren bir slogan. Uygarlığın zaman yolculuğunda Vourla’ dan Urla’ ya giden Anadolu insanları için de durum budur. Tümü aynı insanlardır, ancak farklı adları vardır. Bunu bir yol ve göç haritasına yerleştirebiliriz.

Su Gezegeni’nde bilinen 34 milyon yıllık bir temel buzul çağının son fazı (Katerner B.Ç.) 2,6 milyon yıl önce başlamış ve 11 500 yıl öncesine dek sürmüş. Bu fazda dünya 17 kez, devinimlerle soğuyup, donup, tekrar ısınıyor. Şu anda dünya 100 bin yıl kadar sürmüş olan son buzlanmanın bittiği ısınma ara-döneminde (Inter-Glacial Period). Dikkat çekici olan önemli nokta bu sürecin 2,5 – 3 milyon yıl olan tüm insan (Homo) varlığıyla nerdeyse tam olarak örtüşmesi. Günümüzdeki ısınmada insan teknolojisinin de etkili olduğu açık. Her an durum tersine dönüp, soğuyarak yeni bir buz çağına girebiliriz. Bunun jeofizik belirtileri izleniyor. Su Dünyası donmaya başladığında uygarlıklar da donmaya başlar. Tarım olanakları, besin kaynakları ve toplam nüfus azalıp kısıtlanır. Yollar kapanır, kentler, köyler, kabileler birbirinden kopar, yaşam çok zorlaşır ve “distopik”, hayatta kalma savaşları başlar. Bu yüzden son 2,5 – 3 milyon yıldır var olan tek insan ırkı (Homo) da, buzul çağlarının her seferinde, bir önceki dönemden daha küçük parçalı, izole ve (biyolojik uyum zorunluluğu nedeniyle) daha farklı toplum kümelerine ayrışmış. Günümüzdeki tüm dil, etno-genetik ve uygarlık farlılıkları da son 100 bin yılda belirginleşmiş ve ancak 20 – 25 bin yıl içinde birbirine yabancılaşarak, 11 500 yılda son şeklini almış. Bu insanlığın gerçek yol öyküsüdür. Bu yüzden Göbekli Tepe ve Taş Tepeler’deki Kadim Anadolu Avcı Toplayıcı (KAAT) kültür varlığı günümüz Avrasya uygarlıkları için ilk başlangıç noktalarından biridir.

Bu tarih öncesi öykünün kahramanları olan insan topluluklarının özgün adları bilinmiyor. Yapılan araştırmalara dayanılarak, ya günümüzde belirlendikleri yerlerin coğrafi adları (Sibirya, Avrupa, Anadolu, Andronovo, Sintaşta, Mal’ta Buret / Baykal kültürleri vb gibi), ya ait oldukları zamanlara, çağlara göre ya da o çağlarda öne çıkan bir adet ya da teknolojiye göre (Yamnaya, taş, bakır, tunç, demir kültürleri gibi) tanımlanırlar. Günümüzdeki siyasi, sosyolojik tanımların hemen hepsi ancak son birkaç bin yıllıktır ve aslında son bir kaç yüz yılın anlayışıyla geçmişe doğru derinleştirilir. Kısacası o geçmişte geçekten yaşamış olan toplumlar için bizim bugün uygun gördüğümüz adlar ve tanımlar büyük olasılıkla çok bir anlam taşımıyordu ama geleceği şekillendirmekte etkili olmuş. O gelecek de günümüzdür. Mevcut bilimsel verilere dayanarak, Anadolu insanının günümüzdeki Avrupalıların çoğunluğundaki  genetik ve uygarlığındaki sosyolojik kurucu rolünün 40 bin yıl önce başladığı kabul edilmektedir. Özetle Afrika’dan kuzey - batıya doğru ilerleyen Son Kabile (Homo sapiens) kuzeni Neandertal İnsanı ile Anadolu sınırında (Bkz.: Günümüzde Irak / Erbil / Şanidar Mağarası’ndaki buluntular) karşılaşır. Şanidar Mağarası gömütlerindeki çiçeklerin (Şanidar’ın Çiçekleri) ve polenlerin incelenmesi Analitik Arkeoloji’de Paleo-Botanik denen bitkisel buluntuların da incelenmesi dönemini başlatmıştır. O çağda Neandertaller tüm Avrupa’da da yayılmıştı. Son Kabile önce Anadolu, sonra da Balkanlardan Avrupa’ya girince Neandertal varlığı sona erer ve İnsan (Homo) uygarlığı başlar. Son Kabile’nin bu grubunun doğu Asya’ya ilerleyen kardeşleriyle beraberliğinin 40, Kafkaslardan kuzey Avrasya’ya yönelenlerle ise 24 bin yıl önce koptuğu düşünülmektedir. Bunların hepsi Avcı Toplayıcı’ dır (AT). 25 – 18 bin yılları arasındaki buzul çağı zirvesinde ise Anadolu ile Avrupa’ ya yayılmış olan grupların ilişkisi kopar. Binlerce yıl ayrı kalırlar. Bu süreç sonunda Avrupa’ya yayılan önceki Kadim Anadolu Avcı Toplayıcıları (KAAT) günümüzde artık Batı Avrupa Avcı Toplayıcıları (BAAT) olarak adlandırılır. Anadolu’da kalan “KAAT” ise Orta Doğu’ dan daha bağımsız bir uygarlık kurar (Taş Tepeler vb) ve giderek dünyanın ilk tarım toplumlarından biri olur; bunlara da Anadolu Neolitik Tarımcıları (ANT) denir. Verimli Hilal de denen Levant bölgesinde “Neolitik (Yeni/Cilalı Taş Çağı) Uygarlık Devrimi” başlamaktadır.

Bu uygarlık devrimi de Avrupa’ya birkaç bin yıl sonra Anadolu’dan yayılacaktır.