John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” isimli kitabı onlarca yayın evinden geri çevrilmiş bir kitap çünkü bu basımın kendi yayın evlerine tehlike olacağını düşünen birçok yayın evi bu riski göze alamamış… Ta ki bir baba yiğit çıkana kadar…

Perkins’in artık umutsuzluğa düştüğü anda, bir yayın evi sahibi çıkıp “Ben varım” diyerek ve kitap yayımlama kararı almış…

Piyasaya çıktığı anda dünyada bomba etkisi yaratmıştı bu kitap… Gördüğü talep üzerine de, serinin diğer kitapları ardı ardına yayımlandı…

O dönem TRT’de, ekonomi programı hazırlayıp sunduğum için hayatın her alanında “ekonomi” kelimesi dikkatimi çekiyordu… Bu alanda çalışan insanlar, kitaplar, eğitimler, seminerler vs… İşimi daha iyi yapabilmek adına ekonomi ile ilgili ne var ise öğrenmeye çalışıyordum… Bu yüzden de, bir ekonomik tetikçinin peşine düştüm…

Kitabı temin etmek pek zor, yazım dili ise oldukça akıcıydı… Her cümlesinde beynimde şimşekler çakıyordu…

Bu aralar ülkenin gidişatını izlerken ve canım ülkemin her vatandaşı gibi “yaşamaya çalışırken” John Perkins’in kendi deyimi ile itiraf cümleleri sürekli aklıma geliyor… Tam bire bir cümleleri hatırlamasam da, elimden geldiğince kitabın bende en çok etki yaratan bölümünü size anlatmaya çalışacağım…

“Bizler ülkemizde birer ekonomik tetikçi olarak yetiştirildik… Amacımız uzun vadede hizmet verdiğimiz ülkelerin ekonomik çöküşlerine zemin hazırlamak…

Bizler, ülkelerin yöneticileri ile görüşüp onları yol, havaalanı, liman vb projeler yapmaya ikna ederiz… Bu dev projeler ile seçmenin gönlünü alıp bir sonraki seçimde seçimi kazanacaklarını anlatırız…

Buna maddi gücü yetmeyeceğini düşünen ülkelere kredi imkânı da sunarız… Yani geri çevrilme ihtimalimiz yok gibidir… Bu konu da tek bir şartımız olur o da, bu projeyi yapacak olan firmanın kendi ülkemizden bir firma olmasıdır…

Bu süreçte bizim bir kaybımız yoktur çünkü kredi vermiş olsak dahi, projeyi bizim ülkemizden bir firmanın yapması şartını koştuğumuz için kredi olarak verdiğimiz para, daha proje başlarken bizim ülkemize dönmüş olur…

Asıl planlanmış süreç bundan sonrasıdır…

Teklifimizi kabul etmiş olan ülkeyi ciddi bir borcun altına itmiş oluruz… Bu ülkeler bizden aldığı yüklü kredinin ödemelerini yapabilmek için ödeneklerini elbette ordu ve savunma sanayisinden esirgeyemeyeceği için sağlık ve eğitim alanında ekonomik kısıtlamalar yapmaya başlar…

Ve işte bizim planımızda burada işlemeye başlar…

Uzun vadede sağlıksız, eğitimsiz, cahil bir nesil ve halk…”

Bugün sağlık için bulamadığımız ilaçlar, doktorlarımızın grevleri,  ülkemizde okulların içinde bulunduğu durumu göz önüne getirdiğimizde, bu itiraf size de bir çağrışım yaptı mı?