Pencere Haber Gazetesi
Pencere Haber Gazetesi
KÖŞE YAZISI

SIRRIM FERYÂDIMDAN UZAK DEĞİLDİR

Çiğdem ADALI Çiğdem ADALI Yazarın tüm yazıları
06-06-2024 22:04 2 dk okuma 1.274
Paylaş:

Bir önceki yazımızda neyin, tasavvuftaki öneminden bahsetmiştik…

Bu sırlı enstrümanın yıllardır kulaktan kulağa dolaşan hikâye ve felsefisini anlatmıştık… Bu hafta ise neyin sazlıktan kopup, ruha hoş seda olan hale gelişi ile insanın, kâmil insan olma yolunda nasıl bir benzerlik olduğundan bahsedeceğiz…

Öyle ki; Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin eseri olan ney mesnevisinde;

“Dinle, bu ney neler hikâyet eder, ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.

Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.

Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu görecek nûr, her kulakta onu işitecek kudret yoktur.” Der…

Yani ayrılığın güzelleşme yolunda ilk adım olduğundan, bu yolda çekilen çileyi herkesin maalesef ki anlamayacağından bahseder…

Çünkü ney gibi insanın da olgunlaşıp güzel ses / söz çıkarabilmesi için yaşadığı acılar ile olgunlaşması; üzerine basılan toprak gibi ezile, ezile hoş görmeyi; kabullenişe geçmeyi öğrenmesi gerekir…

Kamışlar özelliği olmayan bitkilerdir, tıpkı özüne ulaşamamış insanlar gibi…

Kamışı bulunduğu ortamdan koparıp aldığımızda başlar neyin yolculuğu, insanın ayrılık acısı ile yoğrulup kemale erme yolculuğu gibi… 

Ortamından koparılan ney, hemen işleme alınmaz…

Ayrılık acısına rağmen, susarak, bekleyerek sabretmeyi öğrenir…

Beklerken kuruyan neyin ikinci aşaması üzerinde ki sert kabuklarının soyulmasıdır… İnsanın egosundan, korkusundan, bencilliğinden, kibrinden sıyrılması gibi…

Bir sonraki aşamada, kızgın bir demir ile boşaltılır neyin içi… Bu da hiçliği temsil eder…

Yeni bir bekleme süresinden sonra aynı kızgın demir ile yedi delik açılır neye…

Yedi delik ve dört boğumdan oluşur ney…

Yedi delik, insanın mükellef ve sorumlu olduğu yedi uzvunu işaret eder… Gönül eğitimi de yedi esmadan geçer… Yedi esma, yedi delik, yedi uzuv…

Dört boğum ise seyrü sülük yolundaki dört kapı ve kırk makamı temsil eder... Dört kapıdan, dört esmadan, bu alemi tutan dört sütundan…

Anlayan için ne bunca çekilen çile, ne de bunca yaşanan acı boşa değildir…

Ney için de tüm bu eziyeti çekmek zordur elbet… Öyle ki, her işlemde, her acıda “öldüm” der durur… Ta ki, bir neyzenin ruhunu ona üfleyip, o güzel sesin kendinden çıktığına şahit olana kadar… İşte o zaman anlar ney, çektiği acıların aslında ona güzellik katması için yaşandığını…

Ney gibi insan da hayat denen yolda, çektiği acılar ile güzelleşir… Benlik inancından kurtulup, hiçliğe erdiğinde, yedi nefs mertebesinden geçip; “Biz ona kendi nefesimizden üfledik” ayetindeki farkındalığa ulaşıp, ruhunda ki Yaradan ile birleşince; kişi kendi içinde uyuyan, farkında olmadığı yeteneklerin ortaya çıktığına şahit olur…

İşte o yetenekler ile güzelleşen insan asıl o zaman, bu hayatı layıkıyla yaşamaya başlar…

Özet ile kendi sırrına eren, hayatın sırrına erer…

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Pencere Haber Gazetesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Çiğdem ADALI — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.