Yıllarca sivil toplum kuruluşlarında görev almış, projeler üretmiş, emek vermiş biri olarak 2016 yılında bir geri çekilme sürecine girdim… Bu süreç benim için kendimi bulma yolcuğuydu… Ben kimim? Ne istiyorum? Bu istek gerçekten benim isteğim mi yoksa toplumun benim üzerimdeki bir etkisi miydi? Peki bu istek/hedef için nasıl bir yoldan gitmeliyim? Bu ve benzeri soruları cevapladığım, yüzlerce kitap okuyup, onlarca eğitim aldığım upuzun 8 yıl… Bu sekiz yılın sonunda yerel seçim dönemi, Zafer Partisi Urla Belediye Başkan adayı Belma Camcı saklandığım evden beni bulup, dışarı çıkardı… İyi ki de, çıkarmış…
Toplum için çalışmak, devenin harese otu yemesi gibidir… Malum hikâye der ki; deve, çöl de dikenli bir otu çok sever… Bu otu yerken, ağzının kanamasına rağmen yemeye devam eder çünkü kan ile karışan tuzlu suyun tadı hoşuna gider… Toplum için çalışan bizlerde böyle insanlarız… Zira tüm zorluklara rağmen proje üretip, o projeyi hayata geçirmiş olabilmek sıradan bir başarı duygusundan çok daha tatmin edicidir…
Seçim çalışmaları sonrası artık geri dönmem gerektiğini düşünerek Kent Konseyi Kadın Meclisi’ne üye oldum… Üye olduk olmasına da, bazı şeyler değişmişti… Örneğin; meclislerin çalışma gruplarına başkan ve sekreter sıfatı konmuştu… Yani sistem şöyle çalışıyordu… Grubun standart üyelerinden grup içinde bir başkan ve sekreter seçiliyor; başkan toplantıya başkanlık ediyor, sekreter alınan kararları yönetim kurulu üyesine teslim ediyor; yönetim kurulu üyesi, teslim aldığı kararları Kent Konseyi Sekreterine veriyor; toplantı zamanı geldiğinde konsey sekreteri kadın meclisi yürütme kuruluna teslim aldığı kararları aktarıyor; o toplantı da kabul edilen kararlar bir üst yönetime yani kent konseyi yürütme kurulunda onaya sunuluyor…
Hani bizim çocukluğumuzda bir oyun vardı, kulaktan kulağa diye işte o oyun gibi bir sistemdi bu… Zira nasıl ki oyunda, ilk ağızdan çıkan cümle ile son kişinin söylediği cümle birbirinden çok farklıdır, kent konseyinin bu sistemi de aynen böyle olmuş… Hele ki, bir sorun oluştuğunda herkes topu birbirine atıyor…
Ekim ayında yapılan seçim sonrası Kasım ayında ilk toplantı yapıldı… İlk toplantı gereği tanışma ve başkan ile sekreter seçimi yapıldı… İkinci ay, ikinci toplantı yapıldı ve projeler sunuldu ve o günden beri kent konseyi kadın meclisi kadın ve yaşam grubu olarak hiçbir projemize olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadık…
Bir projeye cevap alabilmek için 5 ay bekleyen üyeler hali ile gerildi… İstifa edenler, toplantılara katılmayarak tepki verenler ve hatta yüksek ses ile konuşanlar…
Açıkçası, geçen hafta yapılan Mart ayı toplantısında bazı üyeler kadın ve yaşam grubunun başkanı olduğum için bana yüklendiler ama maalesef konu benim ile ilgili değildi... Hatta o gün bazı gerçekleri orada birlikte öğrendik…
Örneğin 8 Mart için verdiğimiz 8 Mart 8 kadın etkinliği kabul edilmiş; bırakın bu etkinlik için bizden isim istenmesini projenin kabul edildiğini bile iletmediler… Yani bizim sunduğumuz proje onaylanmış, hayata geçirilmiş ama bize katılım sağlamamız için dahi bilgi verilmemiş…
Diğer verdiğimiz projeler ne durumda bilmiyorum… Onaylandı mı? Onaylanmadı ise niye onaylanmadı hiçbir bilgimiz yok… Sadece bu da değil hepi topu iki çalışma grubu varken yönetimin, üyelere sormadan kendi kendine aldığı kararlara, bizler sadece davet ediliyoruz…
Dahası geçen gün sohbet ettiğim bir kent konseyi yürütme kurulu üyesi, kent konseyi yürütme kuruluna kadın meclisinden proje sunulmadığını söyledi…
Hal böyle olunca insanın aklı karışıyor… Kadın meclisi ve kent konseyi üst kurulu arasında iletişim sorunu mu var? Kadın meclisi kent konseyi üst kuruluna sunmadan proje onaylayıp belediye ile işbirliğinde projeyi hayata geçiyor ise kadın meclisi kent konseyine niye bağlı görünüyor? Biz üyelerin eksik bilgisi ne?
Ezcümle; balık baştan kokar derler ama bizim ülkemizde maalesef başı da, sonu da aynı… Diyeceğim o ki; Kent konseyi ya en acilinden kendini toparlamalı ya da olağanüstü seçimli kurula giderek kan tazelemeli…