Henüz 28 yaşında iken dünyanın en genç profesörü olan ve 1975 yılında özel kanun ile ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanını hak eden Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu “Türkçeden başka hiçbir dilde gönül kelimesi yoktur” der… Türkçemiz bu kadar güzel ve özel bir lisandır… Buna rağmen bizler maalesef dilimizin kıymetini pek bilmiyor gibiyiz…
Örneğin bay ve bayan kelimeleri…
Bay ve Bayan kelimeleri İngilizcedeki Mister ve Misses kelimelerinden gelir… Misses ve mister; soy isimden önce kullanılan bir nevi takdim sıfatıdır… Bizler ise bir kişiyi takdim ederken “sayın” kelimesini kullanırız…
Zaten dilimizde kullanımı oldukça gereksiz olan bu kelimeleri bir de yanlış kullanır olduk… Örneğin günümüz toplumunda, kadın kelimesi yerine bayan kelimesi kullanıyorlar… Öncelikle belirtmek isterim ki biz kadınlar her ne kadar dırdırımız ile erkeklerin kafasını yeme kapasitemiz olsa da, kimseyi bay’mıyoruz ve bu sebep ile bu hitabı kabul etmiyoruz…
Maalesef ki günümüzde kadın kelimesi, sözde bekâret kültürü ve yanlış namus kavramı ile kirletilmiştir… Oysa kadın, namustan öte üretendir, derleyip toplayandır, sevgi ve şefkat verendir… Hiçbir erkeğe ya da adama bay diye hitap edilmeyen ülkemizde, bizlerde bayanlığı kabul etmiyor kadınlığımıza sahip çıkıyoruz…
Dil, bir milletin bel kemiğidir… Bu yüzden beynimizden süzülüp, dudaklarımızdan akan her kelimeye dikkat etmemiz gerekir… Albert Einstein, “İnsanoğlu, ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin, bütün evreni dolaşıp, tekrar onlara geri döndüğünü bilse, eminim çok daha dikkatli olurdu...” demiştir… Haklıdır da çünkü günlük iletişimimizde kullandığımız her kelime bilinçaltımızdan dökülen cümlelerdir… Elbette okumasını bilene…
Örneğin Türk toplumunda erkeklerin oldukça sık kullandığı bir deyim vardır… Bir işi başaramamış, aciz kalmış erkek için “etek giy oğlum derler”… Oysa Türk toplumunda kadınlar etek giyer… Bu şartlar altında cümleyi dikkatlice, yeniden okuduğumuzda kadın başarısız ve acizdir…
Mesela bir işin düzgün, doğru, kaliteli yapılması anlamına gelen “işini adam gibi yap” cümlesini kullanırlar… Niye? Kadınlar bir işi düzgün, doğru, kaliteli yapamazlar mı?
Ki, öyle olsaydı bugün ne birinci dünya savaşında düzenli orduya katılmış olan Karafatmayı tanırdık… Ne ilk savaş pilotumuz Sabiha Gökçen… Ne ilk kadın Cumhuriyet Savcısı Nebahat Sarıyal… Ne ilk kadın filo komutanı Binbaşı Esra Özatay ve hatta 2024 yılında kara harp okulunu birincilik ile bitiren ilk kadın Teğmen Ebru Eroğlu, Deniz Harp Okulunu birincilik ile bitiren ilk kadın Teğmen Şeyda Yıldırım, Hava Harp Okulunu birincilik ile bitiren ilk kadın Teğmen İkra Kuyumcu isimlerini duymuş olmazdık…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?” der… Bu felsefeden yola çıkarak bizlerde hak ettiğimiz değeri sadece görmek değil aynı zamanda duymak da istiyoruz…
Memlekette kadınların hali böyle olunca bizlerde, Zafer Partisi İzmir İl Başkanlığı Kadın Çocuk ve Aile Birimi olarak kadının hayata ve ülkeye verdiği emeğin daha görünür olması adına 8 Mart 8 Kadın etkinliğini düzenledik…
7 Mart Cuma günü saat 17.00 ‘da Fuar Kahramanlar Kapısı Kültür sanat Merkezi Gençlik Salonu’nda, 8 kadının hayata tutunma hikayelerini kendilerinden dinleyeceğiz...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün adını hak edecek kadar çok emek verdiğimiz bu etkinlikte hem bize hem de bu 8 özel kadına destek olmanız kadın gücüne güç katacaktır…