Ekim ayında Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan gelsin mecliste konuşsun” cümlesiyle başladı her şey… Yani en azından vatandaş öyle biliyordu… Altı aylık görüşmeler sonunda PKK silah bıraktığını açıkladı… Açıklamasında ise Lozan Barış Anlaşması’ndan rahatsızlığını dile getirip, kendilerine soykırım yapıldığını iddia etti…
Açık söyleyeyim yaşım 43 ve hiç ülkenin doğusuna gitmedim hatta ülkenin birçok iline gitmedim… Bundan 40 yıl önce ya da 100 yıl önce doğuda neler yaşandı bilmiyorum… Devlet yanlış yapmış mıdır? Mümkündür… İnsanlar, birbirini hor görmüş müdür? Mümkündür… Ancak bildiğim bir şey var ki; bireysel bir kişi dahi travmalarını çözmeden, kendi hayatını daha iyi yaşayamazken; travmalar ile devlet yönetilmez, travmalar sebebi ile devletten talepte bulunulmaz… Ama bugün görüyoruz ki travma siyaseti bizim ülkemizde gelenek oldu…
Yıllar önce “Bacımın başörtüsü” diyerek iktidara gelen hükümetin ardından, bugün bizim travmalarımız var diyen PKK’ya kadar geldik…
Eğer geçmiş, geçmişte kalmasaydı; yüz yıl önce ülkemizi ve insanlarımızı diri diri yakmaya çalışan Yunan hükümetine, tatile giderek para kazandırmazdık… Geçmiş, geçmiş geçmişte kalmasaydı; ebeveynler tüm imkanlarını kullanıp hayatlarını orada idame etsin diye çocuklarını, yüz yıl önce ülkemizi bölmeye çalışan İngiltere, Fransa vb ülkelere göndermeye çalışmazdı… Eğer geçmiş, geçmişte kalmasaydı bugün Kürt, Arnavut, Laz vb demeden Türkiye Cumhuriyeti Kimliğine sahip her vatandaş, devlet memuru, esnaf, milletvekili ve hatta bakan olamazdı…
Daha da önemlisi…
Doğuda çocuklar okula gidemiyor, devlet buraya hizmet etmiyor diye sitemler var…
Bak güzel KARDEŞİM, ben sana Türkiye’nin en batısından, en batının en gözde ilinden, en gözde ilin en meşhur ilçesinden sesleniyorum… Burası İzmir, Urla… 40 yıllık evlerin akıl dışı fiyatlara satıldığı, tüm sosyetenin mümkünse gelip yerleştiği mümkün değil ise mutlaka tatile geldiği, devlet memurlarının başını sokmak için kiralık eve dahi gücünün yetmediği; sana muhteşem diye anlatılan o ilçeden sesleniyorum… Ancak gerçek böyle değil… Bugünün Türkiye’sinde, kışın hava karardığı zaman sokak lambası olmadığı için karanlıkta okuldan çıkıp eve dönmeye çalışan çocuklar var… Yine o karanlıkta, yağmur suyu dolduğu için yürüdüğü yoldaki çukuru görmeyince o çukura düşen çocuklar var… Hatta burada ne var biliyor musun? Batı köyleri denilen bir mevkii var… O mevkii 8 köyü kapsıyor… Birbirine mesafesi olan 8 köy… Kısa bir süre öncesine kadar o 8 köy için sadece ama sadece bir okul vardı… Üstelik bu köyler arasında sık hareket saatleri olan toplu ulaşım da yok… Tıpkı sizin oradaki gibi o çocukları, ebeveynleri kendi çabaları ile okula götürüyorlar…
Hatta burada kimler var biliyor musun? Tek kelime Türkçe bilmeyenler var… Mesela bir teyze ile karşılaşıyorsun bir soru soruyorsun teyze başlıyor Arnavutça konuşmaya… Sen böyle projektör görmüş tavşan gibi kalakalıyorsun öyle… Hatta sadece burada değil… Git Karadeniz bölgesinin köylerine eminim orada durum aynıdır… Okula gidemeyen çocuklar, Lazca konuşan Türkçe bilmeyen insanlar vardır… Ama hiçbirimiz elimize silah alıp, şiddeti rehber etmiyoruz kendimize…
İnanmayacaksın belki ama burada hala kanalizasyonu olmayan bölgeler var… Elektrik sorunu var… Bir elektrik kesilir, 2 gün gelmediği olur… Hele kışın… Isınma sorunun mu var, hastan mı var kimsenin umurunda değil… Bak diyorum, senin orası değil belki de kendince imrendiğin Türkiye’nin en batısı bu anlattığım… Anla gari bizim dışlanma ya da dışlama sorunumuz yok… İyi, hak ettiğimiz gibi güzel yönetilememe sorunumuz var…
Anlayacağın bu ülkede kimsenin Türk ile, Kürt ile, Laz ile, Ermeni ile vb derdi yok… Bu ülkede “Ben hak ettiğimi alamadım” diyerek silahlanıp genç, yaşlı, hamile, kadın, erkek demeden sivilin, polisin, askerin canına göz dikmiş; kandan zevk alanlar ile derdimiz var… Bu sebepten, başta söyleyelim değil toprak parçası, çakıl taşı vermeye niyetimiz yok… Varsın o bozuk yollarda da yürürüz; söz konusu anlaşmak ise ortak bir dil de buluruz biz…
Son söz; SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR… BENCİLLİĞİN LÜZUMU YOK…
Unutmadan; bu hafta 19 Mayıs haftası… Büyük, onurlu kutlamaların iptal edilmesinden sonra gittikçe kaybetmeye başladığımız ulus, birlik değerlerimizi hatırlamaları; genetik kodlarına yeniden dönebilmesi için çocuklarımızı bayram kutlamalarına götürelim… Çocuğumuz yok, imkânımız var ise birkaç Türk bayrağı ve şeker alıp çocuklarımıza hediye edelim…