Geçtiğimiz günlerde bir danışanım sevgilisinden ayrıldı…

Ama ne ayrılık…

Boşansaydılar, ayrılık daha kolay olurdu büyük ihtimal…

Her ayrılık aşamasında iki taraf birbirini suçlar ama bu ayrılık için durum biraz farklı… Suçlamalar öyle bir boyut aldı ki, iftira ve hakaretten avukatlar ile görüşülmeye başlandı… Hatta taraflardan biri ayrıldığı kişiyi suçlamakla kalmadı, o kişinin etrafındaki insanlara saldırmaya başladı… Onlara da hakaretler, tehditler etmeye başladı…

Tehdit dememe de bakmayın… Ergence tavırlar işte… Daha önce oturup dertleştiğiniz herhangi bir konu hakkında kurduğunuz bir cümleyi başkasına aktarmak gibi tehditler… O yüzden ergence tavırlar dedim… Sanki 40 yaşında değil de 15-20 yaşında ergen…

Ki, bu davranışa yetişkinlerde sahte dostluk diyorlar… İnsan, birinin derdini dinleyip sonrasında o derdi kendi elinde koz olarak kullanıyor ise dediğim gibi karakteri olgunlaşmış insanlar bu davranışı sahtelik olarak adlandırıyor…

Gerçekten anlamıyorum… İlişki bitmiş ise bitmiştir… Bu kadar uzatıp çirkinleştirmenin ne anlamı var? Ki, taraflardan biri ayrılık sürecini uzatıp çirkinleştiriyor isek ortada psikolojik bir sorun var demektir… Aslında bu durumu düzeltmek içinde destek almak yeterli olacaktır…

Aksi durumda aklına şu soru geliyor insanın… Bu insan madem bu kadar kötüydü, bu denli yalancı, haysiyetsiz bir insandı da ne diye yıllarca ilişkini devam ettirdin… Demek ki ya bu insan, anlattığın gibi değil ya da yaşanan ilişkiden bir çıkarın vardı…

Son zamanlarda o kadar çok duyuyorum ki böyle ilişkiler, üzülüyorum…

Bir de boşanma aşamasında mal, mülk paylaşımı durumu var… Pardon paylaşamama durumu… Huzurun bitti ise, sevgi ve saygı kalmadı ise, gelecek günlere dair güzel hayallerin kalmadı ise ne anlamı var didişmenin? Hangi mal? Hangi mülk huzurunu o güzel günlerini yerine getirecek?

Yaşım 45…

Özlüyorum be eski günleri…

Çıkar düşünülmeden kurulan güzel dostlukları, sırtını dönecek kadar güvenebileceğin arkadaşların olmasını, saygı ile başlayan usulü ile biten ikili özel ilişkileri…

Çok şükür kendi yaşamımdaki ilişkilerim güzel ama benimki Tolstoy’un “Acı duyabiliyorsan canlısın, başkasının acısını duyabiliyorsan insansın” felsefesi… Bundan sebeptendir ki, zaman zaman sorguluyorum niye böyle olduk diye…

Yazının başlığı ne temiz delirdik ya, bende sorguluyorum işte… Nasıl, ne zaman, niye böyle temiz delirdik? Bu raddeye nasıl vardık diye? Dejenerasyon mu? Bencillik mi? Ne getirdi bizi toplumca bu hale diye?

Bu denli öfke, böylesi sevgisizlik…

Üstelik, bir yanım yukarıda anlattığım insan modelleri için üzülüyor… Diğer yanım ise “Düşünsene hastalar ve bunu farkında değiller” diyor… Bir yanım yardımcı olmak istiyor, diğer yanım “Sana mı kaldı?” diyor… Bir yanım bir soru soruyor, diğer yanım başka bir soru…

En sonun da Allah onların da şifasını versin, akıl kullanabilme yetisi versin diye dua ederek kendi içimdeki sorgulamayı kapatıyorum…