Fatma Seher Aydın
19. yüzyıldan itibaren vatanı için mücadele eden Türk kadınları Kara Fatma adıyla anılmışlardır… Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı sırasında Türk kadını önemli roller üstlenmiştir... Millî Mücadele döneminde ise vatanını korumak için mücadeleye atılan kadınların ortak adı Kara Fatma’dır... Bununla birlikte Millî Mücadele ve Kara Fatma denilince ilk akla gelen Fatma Seher Hanım’dır... Hayatıyla ilgili farklı görüşlere rağmen, Fatma Seher Hanım, kendi deyimiyle “Anadolu’daki Kara Fatmaların en güçlüsüdür.” Kara Fatma lakabını ona Mustafa Kemal vermiştir… Milli mücadelede gönüllü milis kumandanı olarak görev yapmış ve Büyük Taarruz sonrasında “üsteğmen” olarak ordudan emekliye ayrılmıştır… Bolu’dan, İzmit’e, Afyon’dan Bursa’ya kadar pek çok bölgenin kurtuluşuna katkı sağlamıştır… Kendine bağlanan maaşı bile Kızılay’a bağışlayan Kara Fatma, hayatının son yıllarında sefalet içinde yaşamıştır… Kara Fatma savaş boyunca ve sonrasında esasen meşrutiyet dönemi ile birlikte ortaya konulmaya çalışılan örnek Türk kadın modelinin de önemli temsilcilerinden biri olmuştur… Ülkesi için düşmana korku salan ve her türlü fedakarlığa hazır bir kadın olduğu kadar, eşi ve çocukları için de şefkatli ve sevgi dolu iyi bir anne ve eş modelidir. Cumhuriyet sonrası örnek kadın modeli de bundan etkilenmiştir…
Seyit Onbaşı
Kocaseyit Askerlik çağına gelince pek çok yaşıtıyla birlikte topçu neferi olarak, Çanakkale’de bulunan Mecidiye Tabyası’nda görev alır... Düşman donanmasının 18 Mart 1915 tarihinde başlattığı deniz harekâtında yaptıklarıyla tarihin seyrini değiştiren olaylardan birisini gerçekleştirir...
Saat 05.30 sularında müttefik filosundan bazı gemiler, kendilerini son dakikalar içinde oldukça rahatsız eden Rumeli Mecidiye’sini yeniden ve çok şiddetli bir ateş altına almışlardı…
Seyit kalkıp denize doğru baktı… Düşman gemileri karaya iyice sokulmuştu… Seyit önce gemilere, sonra topa ve sonunda yerde duran 276 Kg’lık mermilere baktı… Kendi deyimiyle mermi ona “beni namluya sür” diyordu ve insan üstü bir yetenek ile o mermiyi namluya sürdü…
Koca Seyit’in muharebenin mukadderatının değişmesinde büyük önemi bulunan başarısı kısa sürede duyuldu… Kendisine mükafat olarak onbaşılık rütbesi takıldı. Ve isteği olup olmadığı sorulunca “çift tayın” istedi... Ancak arkadaşlarının yanında çift tayın yemeği onuruna yediremedi ve birkaç gün sonra çift tayından vazgeçti...
Harbin sona ermesiyle memleketine dönen Seyit Onbaşı, bundan sonraki günlerini köyünde geçirmiştir... Odun kömürü yaparak Havran’a pazara götürür, geçimini öyle temin edermiş... Daha sonraki yıllarda Havran’da Hacı Osmanoğulları’nın zeytinyağı fabrikasında hamallık yapmıştır… 1939 yılında zatürreye yakalanmış ve Aralık ayında köyünde vefat etmiştir…
Yıl 2026
Gaziler, insanca geçinebilmek adına maaş zammı alabilmek eylem yapıyorlar… Hatta bu eylemler sırasında gördükleri muamele de, gazilerin çöp torbasına konan protezleri zihnimizde kötü bir fotoğraf olarak kaldı…
Keşke bu ülkenin gelmiş geçmiş yönetimleri, gazilerin ve şehitlerin ülkesini sevdiği kadar onları sevebilseydi…
NOT: bu yazıda internet üzerindeki çeşitli sitelerden bilgi desteği alınmıştır…
