Takribi 2 ay önce ablam, Alsancak Kıbrıs Şehitlerindeki Sushicity isimli işletmeye ortak oldu…
Bizim için farklı kültürdeki bu işletme yeni bir heyecan…
Neticede yeni insanlar ve yeni bir kültür tanıyorsun…
Bu yeni heyecanın yanı sıra farklı bir strese de maruz kalıyorsun… Hızlı bir sektör… Müşterisi de hızlı… Müşteri sirkülasyonu hızlı olunca; mutfağın, personelinde hızlı olmak zorunda kalıyor…
Birkaç hafta önce mutfak personeli arasından, bulaşıkçı ablamız işten ayrılmak istediğini söyledi… Restoran işleten herkes iyi bilir ki, bu sektörde işini iyi yapan bir bulaşıkçı bulmak zordur… Hele ki bizim alanda bir müşteri, eğer alakart değil ise 7 tabak harcıyor… Böyle günde 50 müşterin olsa 350 yıkanması gereken tabak demektir… Mutfak personelinin kullandığı koca koca kazanlar, keskin bıçaklar, bıçaklar, ürün hazırlamada kullanılan kaplar hariç… Bulaşık makinen olsa ne olur ki…
Elbette bu küçük gibi görünen önemli detayı bilmeden, “Sen birini bulana kadar ben yardımcı olurum” deyiverdim…
Her ne kadar şimdilerde alışmış olsam da başlarda inanılmaz zorlandım… Hem biyolojik özellikle de psikolojik olarak…
Biyolojik olarak zorlandım çünkü bedenim bu kadar ayakta durmaya ve harekete alışkın değildi ama işin psikoloji kısmı benim gibi standart dışı düşünen insanlar için oldukça zor…
Örneğin insan davranışları çok ilginç geliyor… Yadırgıyorum… Niye böyle davrandıklarını çözmeye çalışıyorum… Oysa sana ne değil mi? Yıka bulaşığını geç…
Şimdi yeni moda sınırsız sushi diye bir sistem var… Ödeyeceğin fiyat başından belli ama ne kadar tüketeceğin sana kalmış… Sipariş verdiği her ürünü tüketene helal hoş olsun… O kadar yemenin zarar ya da faydasını yazmak bana düşmez lakin bir de sipariş verip de yüzde 80 geri gelen masalar var… İşte buna çok üzülüyorum…
Bizim sınırsız kahvaltı kafası…
Geri gelen tabakları görseniz, sizin de içiniz acır… Hepsi ziyan oluyor… Yapanın emeğine mi üzülesin? Üretenin emeğine mi üzülesin? İnsanların aç gözlülüğüne, gözünün hiçbir alanda doymadığı bir dönemde yaşadığına mı üzülesin karar veremiyorsun…
Diğer şaşırdığım bir konu ise insanlar içindeki gizli öfke ve nefret duygusu…
İnsanlar oldukça keyifli bir halde yemeklerini yiyorlar, işletmeden ayrılırken güler yüzlü hizmet ve lezzet için teşekkür ediyorlar… Sonra akşam oluyor sen en yorgun halin ile eve gidiyorsun işletmen için Google üzerinde yapılan yorumları açıyorsun… O ağzını tıka basa doldurup, gözü dönmüş gibi yemek yiyen ayrılırken de binlerce teşekkür eden o insanın yorumlarda etmediği hareketin kalmadığını görüyorsun…
Gerçekten hizmetten memnun kalmayan insanlara, diyecek sözüm yok… Neticede herkesi memnun edemezsiniz ama ilk kategoride anlattığım versiyon gerçekten tedavilik…
Üstelik bu insanlar her yerde… Çevrenizi şöyle bir gözden geçirin, eminim ki bir iki böyle kişi aklınıza gelecektir… Mesela size, sizi çok sevdiğini söyleyip, başkasına sizi kötüleyen tipler…
Ha Google yorumu, ha mahalle dedikodusu… Memleketçe toplu terapi mi alsak acaba?
