Urla’da bir tarla var…

Üzerinde zeytin ağacı var.

Toprağı bereketli, havası iyotlu, suyu soğuk.

Ama bazıları için o tarla… sadece bir “bekleme salonu”.

Yani, “şimdilik tarla… ama yakında villa!”

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla’nın İçmeler’inden Kuşçular’ına kadar bir dizi mahallede yeni imar planlarını askıya çıkardı.

Planlar ne diyor?

“Arkadaşım, burası tarım arazisi. Tarım olarak kalacak.”

Yani, “toprağa saygı, doğaya sadakat” diyor.

Ama birileri bu cümleyi şöyle okuyor:

“Nasıl yani? Ben bu tarlayı yatırım diye aldım. Şimdi bana villa yok mu?”

Ve başlıyor itirazlar…

Ama öyle sıradan vatandaş değil itiraz edenler.

Listeye bakınca insanın aklına “Yatırımcılar Ligi” geliyor.

BİM’in patronu Mustafa Latif Topbaş…

Ayşegül Kurtel…

Azat Yeşil…

CHP’li Alaattin Yüksel…

AKP’li Kazım Erten…

EGEV Başkanı Hasan Küçükkurt…

Kooperatifler, şirketler, danışmanlık firmaları, inşaatçılar, güneş enerjiciler, kalıpçılar, mimarlar…

Hepsi bir ağızdan: “Biz bu tarlaları boşuna mı aldık?”

Ve sayı: 119 ayrı itiraz dilekçesi!

Yani bu iş, “birkaç kişi villa istiyor” meselesi değil.

Bu iş, “tarım arazisini yatırım aracı yapan sistemin” ta kendisi.

Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan çıkıyor, mikrofonu eline alıyor, gözlüğünü düzeltiyor ve diyor ki:

“Tarım arazisi diye almışlar, şimdi niye imara açılmıyor diye itiraz ediyorlar. Bu mümkün değil. Zaten yasal olarak bir hakları yok.”

 

Yani diyor ki:

“Tarla aldınızsa, domates ekin kardeşim. Beton değil, biber yetiştirin.”

Ama yok…

Onlar “biber” değil, “balkon” istiyor.

“Salatalık” değil, “salon” peşindeler.

“Zeytin” değil, “zemin artı üç” hayalindeler.

Peki bu işin teknik tarafı ne?

1/100.000’lik planlar Bakanlıkta.

1/5000’lik planlar Büyükşehir’de.

1/1000’lik planlar ilçe belediyelerinde.

Yani Urla Belediyesi’nin bu alanları imara açma yetkisi yok.

Ama Başkan Balkan diyor ki:

“Yetkim olsa da açmam. Gidin bakanlığa, çözdürebiliyorsanız orada çözdürün.”

 

Yani topu taca atmıyor.

Topu direkt Ankara’ya gönderiyor.

“Ben bu oyunu oynamam” diyor.

Peki neden bu kadar çok kişi bu planlara itiraz ediyor?

Çünkü yıllardır süregelen bir alışkanlık var:

Tarla al, bekle, bir gün imara açılır, sonra vur kazmayı, dik villayı, sat metrekareyi.

Ama bu kez işler öyle gitmiyor.

Çünkü artık birileri “yeter” diyor.

Çünkü artık birileri “toprak para için değil, yaşam için var” diyor.

Ve işin en ironik tarafı ne biliyor musun?

Bu itiraz edenlerin bazıları çevreci, bazıları sanatçı, bazıları siyasetçi, bazıları iş insanı…

Ama hepsi aynı listede.

Parti fark etmiyor.

İdeoloji fark etmiyor.

Tarla söz konusu olunca herkes aynı safta: “İmar isteriz!”

Ama Urla halkı ne istiyor?

Zeytin istiyor.

Doğa istiyor.

Temiz hava, temiz su, temiz vicdan istiyor.

Ve belki de en çok şunu istiyor:

Tarlaya villa değil, adalet dikilsin.