“Cahil” kelimesi bizim ülkemizde çok kullanılan bir kelime.
Sosyal medyada çok geçer, herkes bir diğerini cahillikle suçlar.
“Hayır, sen cahilsin”, “Hayır, en çok sen cahilsin”
Suçlayanların bir kısmı kendi cehaletini bilmeden bunu yapar.
Aslında bir yere kadar hepimiz cahiliz.
Evet, konusuna göre hepimiz cahiliz ama birçoğumuz cahil olduğumuzun farkında değiliz.
Cahillik enteresan bir durum.
Mesela bilgi tekil ama cahillik çoğuldur.
Mesela bilge azdır, cahil çoktur.
Bilgeler yalnızdır, cahiller büyük kalabalıktır.
Bilgi zordur, oysaki cahillik çok kolaydır.
Bilge dinler, cahil bol bol konuşur, hep anlatmak ister.
Bilge var olanı gözlemle, belgeyle, ispatla anlatır.
Cahil kurgular, uyarlar, aklına geleni söyler, uydurur, “öyleymiş” der, sallar.
Bilgi derindir, cehalet ise sığ.
Bilgi kazanılan bir şeydir, öyle yukarıdan gelmez.
Ancak cahillik bulaşır, insandan insana bulaşır.
Bilgi yaratır, cahil yok eder.
Bilgi iyileştirir, cahil öldürür. Hem de kalabalıkları falan da öldürür.
İstese de, istemese de… Bazen istemeden öldürür.
Farkında bile değildir.
Bilgi zordur. Bilgiyi elde etmek de zordur. Ama bilgi, hayatı kolaylaştırır.
Cehalet ise tam tersi. Çok kolaydır ama hayatı zindan eder, zorlaştırır.
Bilgi pahalıdır ama hayata bereket katar.
Cehalet çok ucuzdur ama hayatı daha da yoksullaştırır.
Ve ne yazık ki;
Bilge, bilgisi olan insan, sessizdir çoğunlukla…
Cahil ise yaygaracı.
Bu yüzden de cahil çoğu zaman bilgenin sesini bastırır.
Cehalet gelirken bedava gelir ama giderken her şeyi birden götürür.
105 yıl önce olduğu gibi…
Es söz;
Bir bilge Mustafa Kemal vardı. 105 yıl önce bu günlerde, bin bir zorlukla Samsun’a gidiyordu.
Bilgelikle yaktığı kurtuluş meşalesiyle vatanı kurtarıp çağdaş cumhuriyetimizi kurdu.
Ve Samsun’a vardığı kutlu günü, bilgelikle yetişecek Türk gençliğine bayram olarak emanet etti.
O günlerin cahillerine rağmen…
Mustafa Kemal Atatürk’ün özlü deyişleriyle “En büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz.
Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.
Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir; yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.”
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, vatanımızın kurtarılmasında ve cumhuriyetimizin kurulmasında emeği olan herkesi saygıyla, minnetle anıyorum.