Urla’da fiyatlar Avrupa, altyapı Anadolu.
Cüzdan boşalıyor, musluk damlatıyor, ampul titriyor.
Urla halkı ideoloji değil, hizmet soruyor.
Urla pahalı.
Ama zengin değil.
Kumru 300 lira.
Hamburger 500–600 lira.
Dürüm döner 500 lira.
Üstelik öyle bol etli falan değil.
Yaklaşık 60 gram.
Bir avuç.
Tabağı değil, teraziyi doldurmuyor.
Yani Urla’da artık döner fiyatla değil, gramla konuşuluyor.
Vatandaş karnını değil, hesabını tutuyor.
Buna karşılık su kesiliyor.
Elektrik gidiyor.
Yani mesele sadece “hayat pahalı” meselesi değil.
Asıl mesele şu: Vatandaş pahalıya yaşıyor ama karşılığını alamıyor.
Bir ilçede fiyatlar büyükşehir, hizmetler taşra seviyesindeyse…
Orada ekonomi değil, yönetim sorgulanır.
Urla’da yaşanan tam olarak budur.
Bu fiyatlar lüks restoranlara ait değil.
Mahalle arası, ayaküstü, günlük hayatın içindeki işletmeler.
Vatandaş yüksek bedellerle karnını doyuruyor, akşam eve gidince karanlıkla karşılaşıyor.
Bu bir iddia değil; Urla’da sıkça dile getirilen bir durum.
Evde bir bardak çay birkaç lirayken, dışarıda katlanarak artıyor.
Yerel üretim bir ürün, enerji ve akaryakıt maliyetleriyle yarışır hale gelmiş durumda.
Grafiklere bakmaya gerek yok; mutfak zaten konuşuyor.
Giyim harcamalarıyla dışarıda yemek yeme maliyetleri yer değiştirmiş halde.
Bir mont, bir öğün yemekten ucuz.
Kira artmış. Enerji pahalı. Vergi yükü ağır. Personel gideri yüksek.
Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor.
Vatandaş ise her geçen gün biraz daha zorlanıyor.
Urla, deprem riski bulunan bir bölgede yer alıyor.
Bu biliniyor. Ancak altyapı ve hazırlık konusu ilçe genelinde ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Yolların durumu ortada.
Kanalizasyon sorunları biliniyor.
Su pahalı ve kesintili.
Elektrik sık sık kesiliyor.
Deprem toplanma alanlarının kâğıt üzerinde tanımlı olduğu ifade ediliyor.
Ancak sahada yeterince görünür değil.
Tabelalar yok. Bilgilendirme sınırlı.
Vatandaş ne yapacağını, nereye gideceğini bilmiyor.
Deprem afişle olmaz.
Paylaşımla hiç olmaz.
Tam da bu noktada altını çizmek gerekiyor:
Yetki kimdeyse, bu yazı ona.
Su ve kanalizasyon altyapısı, ilgili kurumlar aracılığıyla yerel yönetimlerin sorumluluk alanında.
Elektrik dağıtımı ise merkezi idareye bağlı şirketler üzerinden yürütülüyor.
Bu bir polemik değil, idari bir gerçek.
Vatandaş bu teknik ayrımı tartışmıyor.
Şuna bakıyor:
Musluk akıyor mu?
Işık yanıyor mu?
Açıklamalar yapılıyor. Paylaşımlar geliyor.
Ama sonuç değişmiyor.
Algı karın doyurmuyor.
Paylaşım su akıtmıyor.
Açıklama elektrik vermiyor.
Urla’da beklenti son derece net:
Kesintisiz su.
Kesintisiz elektrik.
Sağlam altyapı.
Afetlere karşı gerçek hazırlık.
Bunlar siyasi polemiğin değil, kamu hizmetinin konusudur.
Sonuç ortada.
Urla’da hayat pahalı.
Ama hizmet ucuz.
Biz Urla halkıyız.
Ne vitrin istiyoruz ne afiş.
Ne paylaşım ne polemik.
Ödediğimiz paranın karşılığını istiyoruz.
Musluktan su, sokaktan ışık, yoldan güvenlik istiyoruz.
Deprem olursa nereye gideceğimizi bilmek istiyoruz.
Yetki kimdeyse, bu ses ona.
Çünkü bu ilçe susmuyor.
Not alıyor.
Ve unutmaz.