Urla…
Bugün sahil kasabası diye geçiyor. Tatil beldesi. Balıkçı lokantası. Zeytinyağlı enginar. Ama bir zamanlar… Bir zamanlar Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesinde ilk kurşunun sıkıldığı yerdi. İlk direnişin, ilk cesaretin, ilk “yeter artık”ın yankılandığı topraklardı.
Yıl 1919. Ay Mayıs. Gün 16’sı.
İzmir işgal edilmiş. Daha 24 saat geçmeden Urla’da kıyamet kopmuş. Yunan ordusu Bornova’yı, Karşıyaka’yı geçmiş. Seferihisar’a, Karaburun’a, Çeşme’ye yönelmiş. Urla’ya gelmiş.
Ama hesap etmedikleri bir şey varmış.
Urla halkı.
Silahını kuşanmış. Ayağa kalkmış. “Bu topraklar bizim” demiş.
800 kişilik Rum çetesi, Türk köylerine saldırmış. Kuşçular, Kızılcaköy, Devederesi… Yakılmış. Yağmalanmış. Aynı gün Urla iskelesine Yunan torpidosu yanaşmış. Asker çıkmış. Stratejik noktaları ele geçirmiş.
Urla’da 173. Alay varmış. Ama aktif asker sayısı? Sadece 18.
Yarbay Kazım Bey, birkaç jandarmayla birlikte ilk saldırıyı püskürtmüş. 18 asker. Orduya karşı. Tarih bunu yazmaz. Tarih bunu anlatmaz. Ama Urla anlatır.
Halk silah deposuna girmiş. Cephane almış. 120 kişilik milis kuvveti kurmuş. Kuvâ-yi Milliye’nin ilk örgütlü direnişi başlamış. Batı Anadolu’da ilk kurşun Urla’da sıkılmış.
Çatışmalar iki gün sürmüş. Urla iskelesine bir başka Yunan savaş gemisi yanaşmış. Yeni askerler çıkmış. Takviye gelmiş. 17 Mayıs akşamı Türk milisleri bastırılmış. Urla düşmüş.
Ama o kurşun… O ilk kurşun… Anadolu’nun dört bir yanında yankılanmış.
Mondros Mütarekesi’ne rağmen Türk askeri direnmiş. “Teslim olmayız” demiş. “Bu topraklar bizim” demiş.
18 Mayıs’ta 173. Alay’ın askerleri esir alınmış. Silahlarına el konmuş. İzmir’e götürülmüşler.
Ama Urla pes etmemiş.
Şehitlerimiz: Kemal ve Baki
Yıl 1922. Ay Eylül. Gün 12’si.
Urla nihayet kurtulmuş.
Ama kolay olmamış.
Topçu Alayı’nın 1. Batarya Komutanı Yüzbaşı Kemal Bey… Urfa’dan gelen Onbaşı Baki… Urla’ya doğru ilerlerken Yunan savaş gemisinden açılan ateşle şehit düşmüşler.
Aceleyle gömülmüşler.
Bir yıl sonra… Rivayet bu ya… Yüzbaşı Kemal rüyada “Ayak altında kaldık” demiş. Mezarları açılmış. Yıldıztepe Şehitliği’ne taşınmışlar. Üniformaları bozulmamış. Silahları hâlâ ellerindeymiş.
Urla’nın özgürlüğü için canlarını vermişler. Doğudan batıya uzanan kardeşlik bağı olmuşlar.
Kahramanımız: Baytar Ali Cengiz
Urla’nın kurtuluş günü sadece bir tarih değil. Bir destan.
Başında kim var?
Ön Yüzbaşı Baytar Ali Cengiz.
Hem asker. Hem veteriner. Hem halk adamı.
12 Eylül 1922’de Urla’ya giren birliklerin başında o varmış. Cesaretiyle, liderliğiyle, halkla kurduğu sıcak bağla Urla’nın kurtuluşunu bayrama çevirmiş.
Sonra Urla’ya yerleşmiş. Hükümet veterineri olmuş. Her kurtuluş gününde halkın en önünde yürümüş. 1963’te vefat etmiş.
Bugün?
Bugün Urla’da onun adını taşıyan sokak artık yok.
İskele’deki o sokak, rakamlarla anılıyor artık.
Ama adı hâlâ yaşıyor.
Urla’nın hafızasında.
Urla’nın kalbinde.
Urla’nın direnişinde.
Ve bugün…
Urla’da denize karşı otururken, bir çay içerken, bir sokakta yürürken… Bil ki, o sokaklar kolay kazanılmadı. O çay, o huzur, o özgürlük… Bir bedelle geldi.
Yüzbaşı Kemal’in, Onbaşı Baki’nin, Baytar Ali Cengiz’in, Yarbay Kazım’ın… Ve adını bilmediğimiz nice kahramanın omuzlarında yükseldi bu topraklar.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” diyerek başlattığı o büyük yürüyüş, Urla’da ilk adımını attı. İlk kurşun burada sıkıldı. İlk hayır burada denildi. İlk umut burada doğdu.
Bugün biz rahat uyuyorsak… Onlar uyanık kaldığı içindir.
Bugün biz özgürce konuşabiliyorsak… Onlar susturulmayı göze aldığı içindir.
Bugün biz bu satırları yazabiliyorsak… Onlar canlarını verdikleri içindir.
Aziz şehitlerimize, gazilerimize, kahramanlarımıza sonsuz minnetle…
Ve yeni nesillere bir not:
Tarih, sadece geçmiş değildir. Tarih, geleceğin pusulasıdır. Urla’yı unutma. İlk kurşunu unutma. Cesareti, direnişi, vatan sevgisini unutma.
Çünkü bir gün… Yine gerekirse… O kurşun yeniden sıkılır.
Ve yine Urla’dan başlar.