Bir yanda sel baskınlarıyla yüzleşen sokaklar, bir yanda Demircili Koyu’nda nöbet tutan yurttaşlar.

Bir yanda deprem gerçeğini tartışan bilim insanları, bir yanda gastronomi yarışmasında dereceye giren gençler.

Urla küçük bir ilçe ama büyük bir aynadır. Türkiye’nin bütün meseleleri burada görünür hale gelir.

14 Şubat Sevgililer Günü… Kapitalizmin en parlak vitrinlerinden biri. Çiçekçiler, kuyumcular, restoranlar… Hepsi bir günlüğüne “sevgi tüccarı.”

Oysa aşk, bir günlüğüne paketlenip satılacak bir meta değildir.

Aşk, en pahalı hediyeyi almak değil; en zor zamanda yanında durabilmektir.

Bir insanın gözünün içine bakıp “yanındayım” diyebilmek, ithal güllerden daha değerlidir.

Aşk, reklamlarda değil, hayatın en sade anlarında kendini belli eder. Gösterişten arındığında gerçek olur.

Unutmayalım: Bugüne adını veren Aziz Valentine, rivayetlere göre aşkı yasaklara rağmen savunan bir din adamıydı.

Kimi anlatılarda gizlice evlilikler kıydı, kimi anlatılarda çiçeklerle sevgiyi simgeledi.

Yani Sevgililer Günü’nün kökeninde bile ticaret değil, cesaret vardı.

Biz ise bugün aşkı vitrinlere, kampanyalara, indirim kuponlarına hapsettik.

Urla aynası bize şunu gösteriyor: Aşk, vitrinlerde değil, hayatın içinde yaşanmalı.

19 Şubat’ta başlayacak Ramazan Ayı… Oruçtan ibaret değildir.

Ramazan, sofradır. Ramazan, paylaşmaktır. Ramazan, aynı duaya âmin demektir.

Bir milletin gerçek gücü, tankında tüfeğinde değil; aynı sofrada buluşabilme iradesindedir.

İftar sofraları, sadece açlığı gidermek için değil; gönülleri doyurmak için kurulur.

Zengin fakir yan yana oturur. Farklı görüşler aynı duaya âmin der.

Ramazan, bu ülkenin en güçlü harcıdır.

Ve Urla’ya terk edilen Gökbey isimli hurda su tanker gemisi…

Paslanmış bir demir yığını değil; çevreye, denize, insana karşı işlenmiş bir vebaldir.

Çözüm, günü kurtaracak makyajlı projeler değildir.

Çözüm, kalıcıdır. Çözüm, sorumludur. Çözüm, şeffaftır.

Bilimsel yöntemlerle bertaraf edilmelidir.

Doğaya zarar vermeden, insanı gözeterek çözülmelidir.

Çünkü bir gemiyi sahile terk etmek, aslında vicdanı terk etmektir.

 

Urla aynası bize üç şeyi gösteriyor:

Aşkı vitrinlerden kurtarmak…

Ramazan’ı birlik ruhuyla yaşamak…

Gökbey’i sorumlulukla çözmek…

Hepsi aynı hakikati anlatıyor:

Biz, ancak birbirimize sahip çıktığımızda milletiz.

 

Aşk.

Ramazan.

Vicdan.

Urla Aynası budur.