Eşek…

 

Anadolu’nun en sabırlı, en cefakâr canlısı. Yüzyıllardır köy meydanlarında yük taşır, dağ yollarında sabırla yürür. Ama bir özelliği vardır ki, insanlığa ders olacak cinsten: Eşek bir kez düştüğü çukura bir daha düşmez. Yani hatasından öğrenir. Yani hafızası vardır. Yani aklı vardır.

 

Biz ise?

 

Biz, “akıllı” telefonlarımızın ekranına bakarken aynı çukura defalarca düşen modern insanlar… Eşek kadar akıllı olamayan “akıllılar.”

 

Bugün herkesin cebinde bir mucize var: Telefon. İçinde dünya var, evren var, bilgi var. Ama bir de ironisi var: Telefonu kendinden akıllı olan, akılsızdır. Çünkü telefonun aklı, sahibinin aklını iptal ediyor.

 

Eskiden bir telefon numarasını ezberlemek, bir adresi hatırlamak, bir randevuyu akılda tutmak insana zekâ kazandırırdı. Şimdi? “Google’a sor.” “Yandex’e bak.” “Chat’e yaz.” Hafıza yok, dikkat yok, sabır yok. Telefon var.

 

Eşek, aynı çukura bir daha düşmez. Biz ise aynı dolandırıcının tuzağına defalarca düşeriz. Aynı sahte habere inanırız. Aynı sosyal medya yalanını paylaşırız. Çünkü hafızamız yok. Çünkü aklımızı telefona devretmişiz.

 

Bir eşek, yük taşır ama aklını taşır. Biz, telefon taşırız ama aklımızı taşımayız. Eşek, bir kez yanılır. Biz, her gün yanılırız. Eşek, doğanın zekâsıdır. Biz, teknolojinin aptallığıyız.

 

Bakın çevrenize: Metroda, otobüste, kafede… Herkesin başı öne eğik. Sanki bir ulusal yas. Ama değil. Telefon ekranına bakıyorlar. Bir eşek, başını kaldırır, gökyüzüne bakar. Biz, başımızı kaldırmaz, ekranımıza bakarız.

 

Eşek, çukura düşmez. Biz, aynı çukura düşeriz:

  • Tüketim çukuru.
  • Sahte haber çukuru.
  • Sosyal medya bağımlılığı çukuru.
  • “Like” uğruna akıl kaybı çukuru.

Ve sonra “akıllı” olduğumuzu sanırız.

 

Oysa akıllı olan eşektir. Çünkü eşek, hatasından ders çıkarır. Biz, hatamızdan ders çıkarmayız. Çünkü telefon, bizim yerimize düşünüyor. Biz sadece parmağımızı kaydırıyoruz.

 

Bir eşek, köy yolunda yürürken ayağını nereye basacağını bilir. Biz, şehirde yürürken bile telefona bakmaktan önümüzü göremeyiz. Eşek, doğanın ritmini bilir. Biz, bildirim sesinin ritmine esir olmuşuz.

 

Yılmaz Özdil’in dediği gibi: Bu ülkenin en büyük sorunu cehalet değil, kendini akıllı sanan akılsızlar. Telefonu kendinden akıllı olanlar işte tam da bu kategoriye giriyor.

 

Son söz:

Eşek olun. Çünkü eşek, bir kez düştüğü çukura bir daha düşmez. Ama biz, her gün aynı çukura düşüyoruz. Ve hâlâ kendimizi akıllı sanıyoruz.