Gündem can sıkıcı olmaya devam ediyor.
Bir yandan ardı arkası kesilmeyen orman yangınları…
Yok olan tabiat, güzel ülkemin geleceği,
Oksijeni,
Hayat kaynağı…
Bir yandan bilgisizce ya da kasten yapılan hatalar,
İhmaller,
Vurdumduymazlıklar,
Tonlarca iddialar
Canımızı sıkmaya devam ediyor.
O kadar mı zor eş, dost, akraba yerine işin ehli, bilgisi, deneyimi, görüşü yerinde kişileri yetkilendirmek? Yönetmelikleri harfiyen eksiksiz bir şekilde uygulamak, denetlemek?
Ülkenin kaderi haline geldi, kavurucu yaz sıcaklarının rüzgarla buluştuğu günlerde orman yangınlarının çıkması.
Sabotaj deyin, tesadüf deyin, kader, fıtrat deyin fark etmez.
Nasıl polis, jandarma, ordu hazır durmalıysa her an, orman korucularının da aynı disiplin ve teçhizat donanımı ile hazır olması devletin sorumluluğudur.
Orman yangınını söndürmekten önce önleyici tedbirlerin de tam ve zamanında alınması gerekir ki birçok vakada bu eksiklikler de göz önüne çıkmakta.
Her yıl sezon öncesi ihalelerle ya da her ne yolla oluyor ise yurtdışından yangın söndürme hava araçları kiralanıyor.
Neden bunların gece görüşlü, gece de çalışabilenleri kiralanmaz?
Orman yangınlarının genellikle her ne hikmetse öğleden sonra, akşamüzeri saatlerinde başladığı, başlatıldığı artık istatistiklerde bile öne çıkıyor senelerdir.
Yangınların söndürülmesinde etkili olan hava araçları havanın kararmasına kadar görev yapıp sonrasında sabaha kadar istirahate geçerken kara unsurlarının eksik kalan müdahalesiyle orman sabaha kadar yanıp, bitip kül oluyor.
*/*
Halkımız çok meraklı özellikle kaza, yangın gibi olaylarda.
Mesela silahlı bir çatışmada ortaya çıkan, çatışmayı durdurmaya çalışan birini gören, duyan var mı? Olsa da çok nadir belki.
Orman yangınları da bir savaş, çatışma ortamıdır aslında. Özellikle çam ormanları yangınlarında kozalaklar birer el bombası gibi fırlar metrelerce öteye ve hızlandırır yangını.
Bu ortamlara orman, itfaiye, asayiş, kamu, mülki idare ve savcılık makamlarından başka kimselerin daha doğrusu görevlendirmesi olmayan vatandaşların hiçbir sebeple gitmemesi gerekir.
Oysa bizde duyan olay mahalinde selfi peşinde, sosyal medya paylaşımı derdinde. Hayatı tehlikede farkında değil. Başına bir olay gelse sorumlusu kim ayrı bir dert.
Acil müdahale için orman mahalle muhtarlarına çekili su tankerleri zimmet edilmişti ki bu yangınlarda gördük, tankerlerde ne lastik kalmış ne de yangın yerine gidebilecek mecal. Bu tür ekipmanların da her an müdahaleye hazır bekletilmesi gerekmez mi?
*/*
Geçtiğimiz aylarda verilen talimat ile ilgili midir bilinmez, iddia edilenlere göre; son zamanlarda bazı duydumcuların ifadeleriyle, bazı soruşturmalarla gözaltılar ve akabinde tutuklamalar başladı.
İddialar doğrudur, değildir soruşturmaların mahkeme aşamasında ortaya çıkacak. Suçu, kabahati, ihmali olan kim varsa yargı cezasını versin.
Ancak benim aklıma takılan bir konu var.
İddiaların çoğu güncel değil. Yani 5-10 sene öncesinde gelişen olaylar da konulara dahil.
Ne oluyor da zamanında değil de böylesi uzun bir süre sonrasında bu kişilere itirafçı, şikayetçi olmak akıllarına geliyor.
Madem bu konuları biliyordunuz, zamanında usulsüzlük yapılırken neden bildirmediniz?
Oysa,
Suçu, delil gizlemek, örtbas etmek de suç değil midir?
Ortada bir kamu zararı, haksız kazanç, vs. varsa bunu önlemek mümkünken neden önlenmesine vesile olamadınız?
Testi kırıldıktan sonra dövünmenin bir faydası olmaz. Marifet testiyi kırdırmamakta.