Annelerimiz bizim baş tacımızdır.
Bu pazar Anneler Günü.
Kimileri kutlayacak.
Kimileri kutlamayacak.
Kimileri de kutlayamayacak.
Kimileri arayacak.
Kimileri aramayacak.
Kimileri de arayamayacak.
Anne, insan hayatında özel insandır. Vallahi özel insandır.
Üç yaşında çay diye pekmez içirmiştir sana.
Altı yaşında kaybolan oyuncağını bulmuştur.
On yaşında içine doğmuştur, “Canın sıkkın mı?” diye aramıştır.
Otuz yaşında kahvaltıya çağırmıştır, zeytin yemiyorsun diye üzülmüştür.
Kırk yaşında eşek kadar olmuşsun, hâlâ “Aç mısın?”, “Üşüdün mü?” diye sormuştur.
Bir tek o sorar.
Sadece o sorar.
Annelerimiz bizim baş tacımızdır.
Ama…
Bir taraftan da iki yüzlüyüzdür.
Kendi annemizi baş tacı ederiz, başkasının annesini etmeyiz.
Kendi annemize kıyamayız, başkasının annesine kıyarız.
Kendi annemize küfretmeyiz, başkasının annesine küfrederiz.
Kadınlara annemiz gibi davranmayız.
Diğer annelere, anne adaylarına…
Umurumuzda olmaz.
Aslında anneleri değil, sadece kendi annemizi severiz.
Ve annemizin kadın olduğunu bile çoğu zaman unuturuz.
Anneler Günü geldiğinde çiçekçilerde kuyruk olur.
Bir günlüğüne hatırlanır anneler.
Ertesi gün otobüste omuz atılır, pazarda laf edilir, işyerinde küçümsenir.
Anneler Günü ticarileşir, hediyeye indirgenir.
Oysa annelik, bir gün değil, bir ömürdür.
Cumhuriyet’i kuran kadınları hatırlamaz kimse.
Cepheye mermi taşıyan anaları, yoklukta çocuk büyüten kadınları…
Onların fedakârlığına çiçek yetmez, kutlama yetmez.
Belki bir gün bütün kadınların anne adayı olduğunu anlarız.
Belki bir gün annemizin kadın olduğunu anlarız.
Belki bir gün kadınlara annemiz gibi davranırız.
O zaman…
Anneler Günü sadece bir pazar günü değil, her gün olur.
Anneler baş tacı…
Kadınlar da.
Anneler, her gününüz Anneler Günü olsun.