Biraz geç olacak ama, gene de yazacağım. Zira, belki “gelecek yıllardaki festival organizasyonlarında daha hassas davranılmasına katkım olur…
Evet, artarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “iki festivalini yaşadı, İzmirliler… Birinde Urla Belediyesi de ortaktı, festivale, “Zeytin Festivali” idi adı da…
“Ortak” Zeytin Festivali, benim için “hayal kırıklığı” oldu. Festival müzik demekti, dans demekti, renk demekti, coşku demekti ve elbette sanat demekti…
Bunların hangisi vardı, “festivale uygun, festivale yakışır” ölçüde ve şekilde; hatta hiç yoktu…
İnternette “Zeytin üzerine ‘bir – iki tıklama ile’ bulunacak bilgiler, “konuş baba, konuş” ölçüsündeki konuşmalar ile verilmeye kalkılınca, anlaşılmıştı, “Zeytin Festivali’nin festivalsizlik ölçüsü”; zaten önceki yıllarda “İlber Ortaylı gibi bir ünlü hocanın ‘zeytin üzerine’ konuşması bile” zor dinlenmişti, aynı “kapalı” mekânda!..
Zeytin Festivali denince, insanın aklına Zeytinler Köyü, Zeytin ağaçları, zeytin üreticileri geliyordu…
Keşke, “kağıtlardan zeytini okuyarak anlatmaya çalışan” hanımların yerine, “zeytinci köylüler olsaydı” da, onlarla “soru – cevap” sohbeti yapabilseydik!..
Hatta, Tariş’in Zeytinyağı Kooperatiflerinden birinin başkanı da bu sohbete katılabilseydi, bizler, gazeteciler olarak, o sohbetten haberler, manşetler çıkarabilseydik.
Festival, “Hadi bir festival yapalım” diye kalkıp, “dört dörtlük düşünülmeden” yapılırsa, olacağı Levent Köstem kardeşimin “o tarihe de yazılan” müze / lokanta / otel / bahçe bileşkesini “bir defa daha görmekten” öteye gitmemesi olacaktı; nitekim gitmedi…
Sadece Türkiye çapında değil, “Ortopedi ve sporcu sağlığı alanında dünya çapında bir hekim olan”, beraber “spor hekimliği konusunda” dergi de çıkardığımız, benim bir kazada dağılan dizimi kalça kemiğimden aldığı bir yama ile “yeniden yapılandırarak, yürümemi sağlayan” Doçent Doktor Levent Köstem…
“Zeytin ve zeytinyağı” konularında Türk ve Dünya gezicilerini doyuracak bir “Zeytin ve Zeytinyağı Müzesine de, bir servet harcayarak”, Türk Turizminde tarih yazmıştı…
Bir ara siyasete de atıldı. Hep “siyasete attığı adımı yanlış yerde attığına” inanmışımdır. Keşke o adım, “Buca yerine, Urla’da” atılsa idi…
Urla güzelleştirme Derneği’nin kurucularındandı ve Derneğin İkinci Başkanı idi.
O rahmetli “Işılay Saygın bakanımızın ısrarı” ile, Belediye Meclis üyeliğine Buca’dan aday oldu… Orada da noktaladı…
“Bir günlük” Zeytin Festivali’ne karşı, İzmirliler “Yeni Yıl Festivali’nde” bol bol eğlendiler… Festival işte oydu…