Temmuz ayı geliyor; emekliler “maaşlarına”, emekçiler “asgari ücrete” yapılacak zamları bekliyor…

Yapılmalı mı; elbette… “Bu kararı verecek olan” yetkililer, Hazreti Peygamberimizin şu sözünü hiç unutmamalı; “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir!..”

Ne var ki; iş, “zam yapmak” ile bitmiyor; zamlar emekliye, emekçiye, aileleriyle beraber ağır hayat pahalılığına karşı “biraz nefes aldıracak” cinsten olmalı… Ama… Ne yazık ki, işte o zaman da, ortaya “bir başka acı gerçek” çıkıyor…

“Asgari ücret zammının altından kalkamayacak” kuruluşlar ne yapacak?..

Örneği, “kendi mesleğimin kuruluşlarından” vereyim; ülkemin yerel gazetelerinin büyük çoğunluğu, “bu zammı” kaldıramaz!..

Zaten, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in hazırladığı “Tasarruf” Genelgesi ile yerel basın büyük bir darbe yedi… Birçok gazete kapandı… Genelgede “yerel basın” bölümünde “İdareyi ve faaliyetlerini tanıtmaya yönelik rapor, kitap, dergi, bülten ve benzeri yayınlar hiçbir şekilde basılmayacak, bu dokümanların hazırlanması ve paylaşımı elektronik ortamda yapılacaktır. Bastırılması zorunlu diğer dokümanlar ihtiyaç sayısı kadar ve ekonomik malzeme kullanılarak bastırılabilecektir. Kamu kurum ve kuruluşlarınca hiçbir şekilde günlük gazete alımı yapılmayacak, görev alanı ile ilgili olmayan yayınlara abone olunmayacaktır” denilerek, yerel basına, yerel kamu kuruluşlarının verdiği destek “büyük ölçüde” kesiliyordu…

Kiradan, elektriğe, telefondan internete, kâğıttan, mürekkepten, baskıya her türlü genel gider “azaltılamayan enflasyona uygun zamlar” ile artarken, gelirlerin “tasarruf genelgesi ile” kısılması, yerel basında “7.2 şiddetinde deprem” sarsıntısı yapmıştı…Şimdi, “gelecek asgari ücret zammı” nasıl karşılanabilecek?..

Yerel basın; dünyanın “demokrasiyi, ülke yönetiminin birinci şartı” olarak kabullenmiş olan ve uygulayan ülkelerinde “iletişimin ‘olmazsa olmazı’ olarak” nitelenmiştir ve “devletçe” desteklenmektedir…

68 yıldır “gazetecilik” yapıyorum. Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de “en büyük gazetelerde” de, yerel basında da çalıştım. Üst düzey yöneticilikler yaptım. Yazarlık da… Hâlâ da yazıyorum…

Üzülerek yazmak zorundayım; “Ulusal gazetelerimiz, ‘aslında’ İstanbul Gazeteleridir!..”

Ve… Dünden bugüne, “çoğunluğu ‘Ankara’daki İktidarı’ küstürmemeye, “kalanı” da tam destek vermeye itina ederler…

Mesela; Marmara’daki 3,8 şiddetinde deprem, TV’lerde, “Ulusal” gazetelerde “uzman görüşleriyle yer alır”; Muğla’daki 4,5 şiddetinde depreme ise “tek sütün bir habercik” yeter de artar bile…

İşte onun için, Anadolu’da “yerel gazeteler” yaşamalı ve yaşatılmalıdır!..

Meslek kuruluşlarımızın saygıdeğer yöneticileri, bilmem ki “bu hayati konuda” ne düşünüyor, ne yapıyorlar?..